|
|
 |
« Yanıtla #2 : Şubat 09, 2007, 14:28:25 » |
|
İşte, nakl-i sahih-i kat’î ile, Ashabına haber vermiş ki: “Siz umum düşmanlarınıza galebe edeceksiniz. Hem feth-i Mekke (1), hem feth-i Hayber (2), hem feth-i Şam, hem feth-i Irak (3), hem feth-i İran, hem feth-i Beytü’l-Makdise (4) muvaffak olacaksınız. Hem o zamanın en büyük devletleri olan İran ve Rum padişahlarının hazinelerini beyninizde taksim edeceksiniz.” (5) Haber vermiş. Hem “Tahminim böyle” veya “Zannederim” dememiş. Belki, görür gibi kat’î ihbar etmiş, haber verdiği gibi çıkmış. Halbuki haber verdiği vakit, hicrete mecbur olmuş, Sahabeleri az, Medine etrafı ve bütün dünya düşmandı.
1) Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ 1:678, 679. 2) Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:679. 3) Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:678. 4) Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:678, 679. 5) Buharî, Cihad: 157, Menâkıb:25, İman: 3; Müslim, Fiten: 75, 76; Tirmizî, Fiten: 41.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
|
|
|
|
|
Logged
|
Hem kendini başıboş zannetme. Zîrâ, şu misafirhâne-i dünyada, nazar-ı hikmetle baksan, hiçbir şeyi nizamsız, gâyesiz göremezsin; nasıl, sen nizamsız, gâyesiz kalabilirsin?
|