z£LaL
¯`'•.«cHaRm£D».•'´¯
Super Moderatör
Offline
Mesaj Sayısı: 7183
¤ۣۜ..¤|K|ü|B|R|A|¤ۣۜ..¤ ღ мuтluluquη вaѕкєηтĩ ღ
|
 |
« : Eylül 11, 2007, 13:00:35 » |
|
 ArKaŞLaR RaMaZaN bOyUNcA Bu BAşLıK sAbİt KaLsIN bUrAdA rAmaZaNa Ait PaYLaŞıMLaRıMIzı yApAlIM ....
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ekim 16, 2007, 00:28:08 Gönderen: *MeVSiM* »
|
Logged
|
Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için... Vuslatımı takdir et... Canımı kabul buyur aşk'ına...
Duam Sanadır Rabb'im !... Selâmım En Sevgili'ye !... Bakmayın çevremi kuşatanlara; Hüznün, yalnızlığın yazarıyım ben !... Z£LaL
|
|
|
|
Robot Moderatör
|
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: ((RaMaZaN öZeL)) (ramazanla ilgili herşey) oyunları, ((RaMaZaN öZeL)) (ramazanla ilgili herşey) programı, ((RaMaZaN öZeL)) (ramazanla ilgili herşey) oyunu indir, ((RaMaZaN öZeL)) (ramazanla ilgili herşey) program yükle, ((RaMaZaN öZeL)) (ramazanla ilgili herşey) download, ((RaMaZaN öZeL)) (ramazanla ilgili herşey) hikayeleri, ((RaMaZaN öZeL)) (ramazanla ilgili herşey) resimleri, ((RaMaZaN öZeL)) (ramazanla ilgili herşey) haber, ((RaMaZaN öZeL)) (ramazanla ilgili herşey) yükle,
((RaMaZaN öZeL)) (ramazanla ilgili herşey) videosu, ((RaMaZaN öZeL)) (ramazanla ilgili herşey) msn eklentisi, şarkı sözleri
|
|
|
Logged
|
|
|
z£LaL
¯`'•.«cHaRm£D».•'´¯
Super Moderatör
Offline
Mesaj Sayısı: 7183
¤ۣۜ..¤|K|ü|B|R|A|¤ۣۜ..¤ ღ мuтluluquη вaѕкєηтĩ ღ
|
 |
« Yanıtla #1 : Eylül 11, 2007, 13:03:11 » |
|
Ramazan-ı Şerîfte Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in de tavsıyelerinde yer alan belli başlı birtakım husûslara dikkat etmek îcâb eder:
a. Kelime-i şehâdet, b. İstiğfâr ve zikir, c. Cenneti tahsîl edebilmek için bolca amel-i sâlih, d. Cehennemden kurtuluş için harâmlardan ve kerâhetten sakınmak, e. İmkânlar nisbetinde çokça hayır ve hasenatta bulunmak, kırık ve mahzûn kalblerin duâsını almak, f. Oruçlu bir kimseye iftar ettirmek. Ve emsâli... Ramazan-ı Şerîf, mü’minlere fazîlet ve olgunluk kazandırabilecek ilâhî bir rahmet mevsimidir. Oruçlu iken ağıza bir şey girmemeğe dikkat edildiği gibi ağızdan çıkan kelâma da dikkat edilmelidir. Dedikodu ve incitmeden son derece sakınmalı ve orucun fazîletini azaltmamalıdır. Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur: “Oruç, oruçluya yakışmayan şeylerle zedelenmedikçe (tutan için) bir kalkandır.” Denildi ki: “(Oruçlu) onu ne ile zedeler?” Buyurdular: “Yalan ve gıybetle...” (Nesâî; Mu’cemu’l-Evsât) Çünkü yalan ve gıybet sahipleri, gündüzleri helâl yiyeceklerden nefislerini mahrûm bırakarak oruç tutarlar, ancak yalan ve gıybetleri sebebiyle de insan eti yiyerek mânen harâmla iftar etmiş sayılırlar. Bu şekilde zâhiren oruçlu olup mânen gıybet sebebiyle iftar etmiş olanlar hakkında Süfyân-ı Sevrî Hazretleri, takvâ ölçülerine göre: “Gıybet edenin orucu bozulur.” demiştir. Hazret-i Mücâhid de, aynı hassâsiyete binâen: “Gıybet ve yalan orucu bozar!” buyurmuştur. Yâni gıybet edip yalan söyleyerek oruçlarını mânen sakatlayanlar, orucun asıl matlûb olan bir kısım yüksek fazîletinden tamamen mahrûm kalırlar. Bunun içindir ki, dünyâ gâyeleri ile bulandırılmış, riyâ, gösteriş ve gafletle kirlenmiş oruçlar ve namazlar hakkkında Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyururlar: “Nice oruç tutanlar vardır ki, kendisine orucundan kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz! Geceleri nice namaz (terâvih ve teheccüd) kılanlar olur ki, namazlarından kendilerine kalan yalnız uykusuzluktur.” (Taberânî) Namazlar, bilhassa gece namazı olan terâvih ve teheccüdler, kalbe huzûr sağlamalıdır. Bu mübârek ayda namazlara daha da itinâ etmeli, Kur’ân-ı Kerîm’i huşû ile okumalı, zikirle rûhumuzu inceltmeli, zekât ve sadakalar ile de, vicdan huzûruna kavuşmalıyız. Kur’ân-ı Kerîm Ramazan ayında dünyâ semâsına indirildiği için bu mübârek ayda Kur’ân terbiyesine girmeli, o istikâmette ibâdetler değerlendirilmelidir. Kur’ân-ı Kerîm, asıl kalble okunur. Gözün vazîfesi, kalbe gözlük olabilmektir. Ramazan-ı Şerîf’in diğer bir kıymeti de mü’minlere feyz ü bereket dolu bir Kur’ân hayatı yaşatması bakımından mütâlaa olunmalıdır. Ramazan-ı Şerîf, oruç ve Kur’ân arasında ince bir râbıta ve derin bir yakınlık vardır. Hayat ve ölüm öğütlerini, Kur’ân-ı Kerîm’den başka hangi salâhiyetli kürsüden dinlemek mümkündür? Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-: “Oruçla Kur’ân, kıyâmet gününde kula şefâat edecektir. Oruç, sabrın yarısıdır.” buyurmuşlardır. Orucun ecri Cenâb-ı Hakk katında mahfûzdur. Hadîs-i kudsîde buyurulur: “Âdemoğlunun her amel ve hareketi kendisine âiddir. Oruç ise böyle değil! Çünkü o, benim içindir. (Çünkü ben yemem, içmem ve bütün beşerî sıfatlardan münezzehim.) Dolayısıyla ben, onun mükâfâtını (husûsî bir şekilde) bol bol vereceğim.” Bu hadîs-i kudsînin ardından Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, şöyle buyurdular: “Oruçlunun sevineceği iki ferâhlık vardır: 1. İftâr ettiği zaman (Cenâb-ı Hakk’ın nîmetlerine kavuştuğu için) sevinir. 2. Rabbine kavuştuğunda da orucu berekâtıyla nâil olduğu yüksek derece için sevinir.” (Buhârî) Görüldüğü üzere Cenâb-ı Hakk, oruca olan rağbeti beyânın yanında ona vereceği mükâfat ve karşılığı, beşerin oruca olan rağbetini te’mîn zımnında saklı tutmuştur. Tıpkı bir müsâbakada câzibeyi artırmak için saklı tutulan çok büyük bir mükâfat gibi... Oruç, nîmetlerin kadrini bildiren, şükrân hisleri uyandıran, yoksulların, çâresizlerin hâlinden anlama şuûru veren, nefsânî arzu ve temâyülleri bertaraf eden, maddenin esâretinden kurtarıp “sabır” denilen en yüksek ahlâkî bir meziyyete eriştiren bir ibâdettir. Ramazan-ı Şerîf orucu, terâvih namazı, sahur ve seher uyanıklığı bakımından çok mühimdir. Hadîs-i şerîfde buyurulur: “Allâh -celle celâlühû-, size Ramazan-ı Şerîf orucunu farz kılmıştır. Ben de gece namazını, terâvihi sünnet kıldım. Eğer bir kimse îmânlı bir yürekle ve sevabına ermek emeli ile Ramazan-ı Şerîf orucunu tutar, terâvih namazını kılarsa, anadan doğduğu gibi günâhlarından kurtulur.” Hâli ile oruç ve namazın îfâsının kabûlünde kalbin seviye kazanması, yâni “huşû” şarttır. Namazlar, sür’atli kılınarak bir hazım vâsıtası olmamalıdır. Ramazan-ı Şerîf’in hakîkatine erebilmek için o mevsime mahsûs olan gufrân yağmurlarından istifâde zarûrîdir. Zîrâ taşa veya denize yağan nisan yağmurunun hiçbir fâidesi yoktur. Ancak takvâ neş’esiyle bu şükrân ve gufrân faslının tadını çıkarabiliriz. Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur: “Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır; cehennem kapıları kilitlenir; şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Müslim) Yâni beşerî suçlar ve günâhlar, gerçek oruç tutanlarda en asgarî bir seviyeye iner. Şeytanın şerri de biter. Ancak nefsin şerrine dikkatli olmak gerekir... Hadîs-i şerîfte buyurulur: “Cennet seneden seneye Ramazan için süslenerek şöyle der: {Allâh’ım! Bizim için bu ayda kullarından bizde kalacak insanlar kıl!..}......” (Taberânî) Yine Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur: “Oruç tutunuz ki, sıhhat bulunuz!” (Taberânî) “İftarı acele ediniz; sahûru geciktiriniz!..” Oruçlarımızı sakatlayacak ihmâllerden kaçınmak îcâb eder. Öfkeden şiddetle uzaklaşmalıdır. Hadîs-i şerîfde buyurulur: “Oruç, sadece yemek, içmek vesaireden kesilmek değildir. Kâmil ve sevablı oruç, ancak faydasız laftan, boş vakit geçirmekten, kötü söylemekten (dedikodudan) ve nefs-i emmârenin bütün temâyüllerinden vazgeçmektir. Şâyet biri sana söver, yahut sana karşı câhilce herhangi bir harekette bulunursa, kendi kendine: {_F deüphesiz ki ben oruçluyum!} de; sabret!” (Hakim , Beyhakî) Zîrâ Ramazan-ı Şerîf’in bir adı da feehru’s-sabırdır. Sabır, güzel ahlâkın ağırlık merkezidir. Îmânın yarısı, ferah ve seâdetin anahtarıdır. Cennet nîmetlerine kavuşturan büyük bir nîmettir. Dîn ve ahlâkda sabır, hoşa gitmeyen ve ızdırap veren hâdiseler karşısında muvâzeneyi bozmadan sükûnete bürünmek, Hakk’a teslîm olmakdır. Enbiyâ ve evliyâ, sabırla Allâh’ın yardımına nâil oldular. Onlar bizim yüksek örneklerimiz olmalıdır. Sabrın dünyevî tarafı acı, âhıret tarafı çok parlaktır. Sabrın acılarını sîneye çekenler, ebediyyet devleti olan cennete ve Allâh’ın rızâsına kavuşurlar. Her hâlukârda Allâh’ın emir ve yasaklarındaki nîmet, hikmet ve ilâhî mükâfâtları düşünmek, sabrı kolaylaştırır. Sabrın ilk şartı da, hâdise ile ilk karşılaşma zamanında olmasıdır. Tavı geçmiş bir sabrın, fazla bir mükâfâtı yoktur. “Sabûr” ism-i şerîfinin en güzel tecellî merkezi peygamberler ve evliyâullâhdır. Nitekim onlardan bizlere intikâl eden en güzel ahlâk-ı seniyyeden biri olarak varlık ve darlık zamanlarında sabır, çok mühimdir.
|
|
|
|
|
Logged
|
Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için... Vuslatımı takdir et... Canımı kabul buyur aşk'ına...
Duam Sanadır Rabb'im !... Selâmım En Sevgili'ye !... Bakmayın çevremi kuşatanlara; Hüznün, yalnızlığın yazarıyım ben !... Z£LaL
|
|
|
z£LaL
¯`'•.«cHaRm£D».•'´¯
Super Moderatör
Offline
Mesaj Sayısı: 7183
¤ۣۜ..¤|K|ü|B|R|A|¤ۣۜ..¤ ღ мuтluluquη вaѕкєηтĩ ღ
|
 |
« Yanıtla #2 : Eylül 11, 2007, 13:04:30 » |
|
TERAVİH NAMAZI
Terâvih namazı erkek ve kadınlar için sünnettir. Yirmi rek’attir. Ramazan-ı şerîfin her gecesinde kılınır. Cemaat ile kılınması sünnet-i kifâyedir. Vakti yatsı namazından sonra ve vitrden öncedir. Vitirden sonra da kılınabilir. Meselâ, Terâvih namazının bir kısmına yetişip, imâmla vitr namazını kılan kimse, terâvih namazından, yetişip kılamadığı rek’atları, vitirden sonra kılar. Vitir namazı, yalnız Ramazan ayında cemâat ile kılınır.
Kılınmayan terâvih namazı kaza edilmez. Kaza edilirse, nâfile olur. Terâvih olmaz.
Terâvih nasıl kılınır ?
Terâvih namazını ikişer rek’at olmak üzere, on selâmla ve her dört rek’at sonunda bekleyip tesbîh yaparak kılmak müstehabdır. Terâvih namazı cemâatsiz yalnız olarak kılındığında; iki rekatte bir selam verildiğinde sabah namazının sünneti gibi, dört rek'atte bir selam verildiğinde ikindi namazının sünneti gibi kılınır. Cemâatle dört rekatte bir selam verilerek kılındığında, ikindi ve yatsı namazlarının ilk dört rek'atlık sünneti gibi kılınır, ya’ni ilk oturuşta salli barik okunur, üçüncü rekatte kalkıldığında sübhaneke okunur. Kaza borcu olan, boş zamanlarında, beş vaktin sünnetleri ve terâvih yerine de kaza kılıp, bir ân önce, kazaları bitirip, bu namazları kılmağa başlamalıdır.
Terâvih namazı câmi’de cemâat ile kılınınca, başkaları evde yalnız kılabilir, günâh olmaz. Fakat câmideki cemâat sevabından mahrûm kalır. Evde, bir veya birkaç kişi ile cemâat ile kılarsa, yalnız kılmaktan yirmiyedi kat fazla sevab kazanır. Terâvih namazına bir defa niyet etmek kafi ise de her iftitâh tekbîrinde niyet etmek daha iyidir. Yatsıyı cemâatle kılmıyanlar, terâvihi cemâat ile kılamaz. Yatsıyı cemâat ile kılmıyan bir kimse, farzı yalnız kılıp, sonra terâvihi cemâat ile kılabilir.
|
|
|
|
|
Logged
|
Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için... Vuslatımı takdir et... Canımı kabul buyur aşk'ına...
Duam Sanadır Rabb'im !... Selâmım En Sevgili'ye !... Bakmayın çevremi kuşatanlara; Hüznün, yalnızlığın yazarıyım ben !... Z£LaL
|
|
|
z£LaL
¯`'•.«cHaRm£D».•'´¯
Super Moderatör
Offline
Mesaj Sayısı: 7183
¤ۣۜ..¤|K|ü|B|R|A|¤ۣۜ..¤ ღ мuтluluquη вaѕкєηтĩ ღ
|
 |
« Yanıtla #3 : Eylül 11, 2007, 13:06:03 » |
|
Zekâtın Önemi
İslâmın beş şartından dördüncüsü zekât vermektir. Hicretin ikinci yılında oruçtan önce farz olmuştur. Mal ile yapılan ibadettir.
Zekât, dini ölçülere göre zengin olan müslümanların seneden seneye malının ve parasının kırkta birini fakir olan müslümanlara vermesidir. Zekât, Kur'an-ı Kerim'de namaz ile birlikte otuzyedi yerde geçmektedir. Zekâtın üzerinde bu kadar çok durulması onun dinimizde büyük önem taşıdığını göstermektedir.
Zekâtı Kimler Verir ?
Aşağıdaki şartları taşıyan kimseler zekât vermekle mükellef olur:
1) Müslüman olmak, 2) Akıllı olmak, 3) Erginlik çağına gelmiş olmak, 4) Hür olmak, 5) Dinen zengin (yani aslî ihtiyaçlarından ve borçlarından başka "nisab" miktarı mala veya paraya sahip) olmak, 6) Zekâtı, verilmesi gereken mal veya para: a) Nisab miktarına (yani 80.18 gr. Altın değerine) ulaşmış olmak, b) Sahibinin elinde tam bir kamerî yıl kalmış olmak, c) Hakikaten veya hükmen artıcı nitelikte olmak gerekir,
Zekât verilecek kimseler şunlardır:
1) Fakirler: Dini ölçülere göre zengin sayılmayan, nisab miktarı malı olmayan kimselerdir.
2) Yoksullar: Hiçbir şeyi olmayanlar.
3) Borçlular: Borcundan fazla nisab miktarı mala sahip olmayanlar.
4) Yolcu: Memleketinde malı olduğu halde yolda parasız kalan, elinde bir şey bulunmayan kimselerdir. (Bunlara memleketlerine varacak kadar zekât verilebilir.)
5) Allah Yolundakiler: Bunlar cihad veya hac için yola çıkıp parasız kalanlar ile işini gücünü bırakıp kendisini ilme vermiş olan kimselerdir.
Zekât Verirken Şu Sırayı Gözetmeli:
Önce kardeşler, kardeş çocukları, amca, hala, dayı ve teyze, sonra diğer akraba ve komşular, bunlardan sonra mahallesinde ve oturduğu memleketteki fakirler. Aldığı zekât parasını günah yolunda harcayacak veya israf edecek olan kimselere değil, gerçek ihtiyaçları için harcayan fakirlere vermek daha iyidir.
Zekât Kimlere Verilmez ?
1) Ana, baba, büyük ana ve büyük babalara, 2) Oğluna, oğlunun çocuklarına,kızına, kızının çocuklarına ve bunlardan doğan çocuklara, 3) Zenginlere, 4) Müslüman olmayanlara, 5) Karı-koca birbirlerine.
|
|
|
|
|
Logged
|
Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için... Vuslatımı takdir et... Canımı kabul buyur aşk'ına...
Duam Sanadır Rabb'im !... Selâmım En Sevgili'ye !... Bakmayın çevremi kuşatanlara; Hüznün, yalnızlığın yazarıyım ben !... Z£LaL
|
|
|
z£LaL
¯`'•.«cHaRm£D».•'´¯
Super Moderatör
Offline
Mesaj Sayısı: 7183
¤ۣۜ..¤|K|ü|B|R|A|¤ۣۜ..¤ ღ мuтluluquη вaѕкєηтĩ ღ
|
 |
« Yanıtla #4 : Eylül 11, 2007, 13:06:46 » |
|
Fıtır Sadakası
Borcundan ve aslî ihtiyaçlarından başka en az nisab miktarı malı (80.18 gr. altın) veya onun değerinde parası olan müslümanın fıtır sadakası vermesi vacipdir. Buna kısaca "Fitre" denilir. Fıtır sadakasının vacip olması için zekâtta olduğu gibi malın üzerinden bir yıl geçmesi ve artıcı nitelikte olması şart değildir.
Fitre, Ramazan ayında fakirlere verilen bir sadakadır. Bayramdan önce verilmesi iyidir. Bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Dini ölçülere göre zengin olan kimsenin, hem kendisinin, hem de erginlik çağına gelmemiş olan çocuklarının fitrelerini vermesi vaciptir.
Fitre Şu Dört Cins Yiyecek Maddesinden Aşağıdaki Miktarlarda Verilir:
Cinsi: Miktarı: 1– Buğday 1460 Gram 2– Arpa 2920 Gram 3– Kuru üzüm 2920 Gram 4– Hurma 2920 Gram
Bu gıda maddelerinin kendileri verilebileceği gibi para olarak değerleri de verilir. Hangisi fakirin yararına ise onu vermek daha uygundur. Bir fitre yalnız bir fakire verilir, ikiye bölünmez. Bir fakire birden fazla fitre verilebilir. Fitre niyet edilerek verilir. Ancak bunun fitre olduğunu fakire söylemek gerekmez. İçinden niyet etmesi yeterlidir.
Zekât hangi fakirlere verilirse fitre de onlara verilir. Bir özürden dolayı ramazanda oruç tutmayanlar da, nisap miktarı mal veya paraya sahip iseler fitrelerini vermekle yükümlüdürler.
Varlıklı müslümanlar fitre vermek suretiyle fakirlere bayram sevincini tattırırlar. Böylece, hem borcunu ödemiş, hem de sevap kazanmış olurlar. Fitre vermek, orucun kabul edilmesine, ölümün şiddetinden ve kabir azabından kurtulmaya vesile olur.
Peygamberimiz şöyle buyuruyor: « İnsan ölünce amel defteri kapanır. Ancak şu üç şeyden dolayı kapanmayıp sevap yazılmasına devam edilir. (Bunlar:) Sadaka-ı cariye, (Öldükten sonra devam eden hayırlı eser) yararlı bir ilim, Kendisine dua eden evlât »
|
|
|
|
|
Logged
|
Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için... Vuslatımı takdir et... Canımı kabul buyur aşk'ına...
Duam Sanadır Rabb'im !... Selâmım En Sevgili'ye !... Bakmayın çevremi kuşatanlara; Hüznün, yalnızlığın yazarıyım ben !... Z£LaL
|
|
|
z£LaL
¯`'•.«cHaRm£D».•'´¯
Super Moderatör
Offline
Mesaj Sayısı: 7183
¤ۣۜ..¤|K|ü|B|R|A|¤ۣۜ..¤ ღ мuтluluquη вaѕкєηтĩ ღ
|
 |
« Yanıtla #5 : Eylül 11, 2007, 13:12:27 » |
|
Oruç kimlere farzdır? Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış, Müslüman’ın ramazan orucunu tutması farzdır.
Oruç tutmamayı mübah kılan haller nelerdir? Yolculuk : Yolculuk, Ramazan ayında orucu tutmamak için ruhsat olarak kabul edilmiştir. Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir. Kur’an’da “Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allâh’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.” buyurulmaktadır. (Bakara 2/183-184). Geceden oruca niyetlenip de, gündüz yolculuğa çıkan kimse, dilerse bu orucunu bozar, dilerse tamamlar. Ancak, ayette de belirtildiği gibi orucunu tamamlaması daha iyidir. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethi için sefere çıktığında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu bozmuştur (Buharî, Sıyam, No: 1808, Müslim, Sıyam, No: 1113). Bu da sefere çıkılınca başlanmış orucun bozulabileceğinin delilidir.
Sağlıklı bir oruç nasıl tutulur? Orucun sahih olmasının şartları niyet, imsak vaktinden akşama kadar orucu bozan şeylerden kaçınmaktır. Ayrıca kadınların ay hali ve loğusa halinde bulunmaması gerekir.
Ne zaman niyet edilebilir? Oruç için niyetin vakti, akşam namazının vakti girmesiyle birlikte başlar. Ramazan, günü belirlenmiş adak ve nafile oruçlarda niyet, öğle namazına 1 saat kalana kadar devam eder. Bunların dışındaki, keffaret, kaza, günü belirlenmemiş adak oruçlarında ise imsak vaktine kadar niyet edilmesi gerekir.
İmsak vakti ne demektir? İmsak vaktinden, iftar vaktine kadar, ibadet niyetiyle, yemeden, içmeden, cinsî münasebetten ve diğer orucu bozan şeylerden uzak durmak, el çekmek demektir. İmsakın zıttı iftardır. İmsak vaktinin başlangıcı, tan yerinin ağarmasıyla başlar. Bu vakit, takvimlerde imsak vakti olarak gösterilmektedir.
Orucu bozan şeyler nelerdir? Oruçlu iken, yemek, içmek ve cinsi münasebette bulunmak orucu bozar. Orucu bozan şeylerin bazısı hem kaza, hem de keffareti gerektirir. Bazı şeylerden dolayı ise, sadece kaza gerekir.
|
|
|
|
|
Logged
|
Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için... Vuslatımı takdir et... Canımı kabul buyur aşk'ına...
Duam Sanadır Rabb'im !... Selâmım En Sevgili'ye !... Bakmayın çevremi kuşatanlara; Hüznün, yalnızlığın yazarıyım ben !... Z£LaL
|
|
|
esra
Super Moderatör
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 9482
benim can kırıklarım var...
|
 |
« Yanıtla #6 : Eylül 11, 2007, 13:14:49 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
*Avuçlarında hissetmek varken Birinin ellerini Sıkıca tutup sevmekten Güvenmekten korkar olmuşuz * Sonunda boğulmak olsa da Benim o sularda yüzmem gerek *Artık kısa cümleler kuruyorum, Sevdiklerim, sevmediklerim yanımda Kabullendim herşeyi olduğu gibi Yola çıktım, yarınlara... *Dikensiz gül olmaktansa kardelen olurum *Bu garip bir veda olacak Çünkü aslında hep içimdesin Ne kadar uzağa gitsem de Gittiğim her yerde benimlesin *Sevgilim ve dostum babam oğlum Arkadaşım aşkım herşeyimdin sen *Ay ışığına vuruldum ben başka dünyaya yansada *Çocukken sahip olduğum kırmızı rugan ayakkabılar Onlar da senin gibi çok tatlıydılar Ama canımı yakardılar, acıtırdılar
|
|
|
z£LaL
¯`'•.«cHaRm£D».•'´¯
Super Moderatör
Offline
Mesaj Sayısı: 7183
¤ۣۜ..¤|K|ü|B|R|A|¤ۣۜ..¤ ღ мuтluluquη вaѕкєηтĩ ღ
|
 |
« Yanıtla #7 : Eylül 11, 2007, 13:48:51 » |
|
tşk ederiz esra
|
|
|
|
|
Logged
|
Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için... Vuslatımı takdir et... Canımı kabul buyur aşk'ına...
Duam Sanadır Rabb'im !... Selâmım En Sevgili'ye !... Bakmayın çevremi kuşatanlara; Hüznün, yalnızlığın yazarıyım ben !... Z£LaL
|
|
|
_KoSoVaLı_
SN Gezgini
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 191
|
 |
« Yanıtla #8 : Eylül 11, 2007, 17:26:38 » |
|
vay be biliyordum bana özel bir konu açıcağını sağol ispirli canım benim ya bir teksen anlıyon beni ve mutlu ediyon aha ...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
_KoSoVaLı_
SN Gezgini
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 191
|
 |
« Yanıtla #9 : Eylül 11, 2007, 17:27:43 » |
|
tuhh beee bende dışardan bakınca bana anladım neyse emeğine sağlık demek için öğle sade olmasın diye bunları yazım yanlış anlama payalşım on numara +pop
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
SuperNetim.Com
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|