kitmirkapir
SN Gezgini
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 248
lezzet-i hizmet-i imaniye her kederi unutturur
|
 |
« : Ocak 25, 2007, 23:34:51 » |
|
Korku duygusu niçin verilmiştir?
Korkmanın ölçüsü ne olmalıdır?
İnsanda en mühim ve esaslı bir his, hiss-i havftır...
Cenâb-ı Hak havf damarını hıfz-ı hayat için vermiş, hayatı tahrip için değil. Ve hayatı ağır ve müşkül ve elîm ve azap yapmak için vermemiştir. Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa, hattâ beş altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârâne bir havf meşru olabilir. Fakat yirmi, otuz, kırk ihtimalden bir ihtimalle havf etmek evhamdır, hayatı azâba çevirir.
Mektubat, s. 403-404
***
Evet, Halık-ı Zülcelâlinden havf etmek, Onun rahmetinin şefkatine yol bulup ilticâ etmek demektir. Havf, bir kamçıdır; Onun rahmetinin kucağına atar. Mâlûmdur ki, bir vâlide, meselâ, bir yavruyu korkutup, sînesine celb ediyor. O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünkü, şefkat sînesine celb ediyor. Halbuki, bütün vâlidelerin şefkatleri, rahmet-i İlâhiyenin bir lem’asıdır. Demek, havfullahta bir azîm lezzet vardır.
Mâdem havfullâhın böyle lezzeti bulunsa, muhabbetullahta ne kadar nihayetsiz lezzet bulunduğu mâlûm olur. Hem, Allah’tan havf eden, başkaların kasâvetli, belâlı havfından kurtulur.
Sözler, s. 322
***
İ’lem eyyühe’l-aziz!
İnsanın havf ve muhabbeti halka teveccüh ettiği takdirde, havf bir belâ, bir elem olur. Muhabbet bir musibet gibi olur. Zira o korktuğun adam, ya sana merhamet etmez veya senin istirhamlarını işitmez. Muhabbet ettiğin şahıs da ya seni tanımaz veya muhabbetine tenezzül etmez. Binaenaleyh, havfın ile muhabbetini dünya ve dünya insanlarından çevir. Fatır-ı Hakîme tevcih et ki, havfın Onun merhamet kucağına--çocuğun anne kucağına kaçtığı gibi--leziz bir tezellül olsun. Muhabbetin de saadet-i ebediyeye vesile olsun.
Mesnevi-i Nuriye, s. 182
Fatır-ı Hakîm: Heryeşi hikmetle ve benzersiz bir şekilde yaratan Allah.
havf: Korku, korkma.
havfullah: Allah korkusu, Allah'tan korkma.
hıfz-ı hayat: Hayatı koruma.
hiss-i havf: Korku duygusu.
ihtiyatkârâne: İhtiyatlı, tedbirli davranırcasına.
lem’a: Parıltı.
muhabbetullah: Allah sevgisi, Allah'ı sevme.
tezellül: Zillet içine girme.
|
|
|
|
|
Logged
|
Hem kendini başıboş zannetme. Zîrâ, şu misafirhâne-i dünyada, nazar-ı hikmetle baksan, hiçbir şeyi nizamsız, gâyesiz göremezsin; nasıl, sen nizamsız, gâyesiz kalabilirsin?
|