Sayfa: 1 ... 7 8 [9] 10 11 12   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] ..  (Okunma Sayısı 5612 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #80 : Ağustos 05, 2007, 17:12:31 »

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte fazla kilolarından kurtulmak isteyenler için uzmanlar 'altın öneri' listesi hazırladı. Uzmanlar, fazla kilolardan kurtulmak ve en az bir yıl kilo almamak için beslenme alışkanlığının değiştirilmesi gerektiğini belirtti. Çünkü yanlış beslenme alışkanlıkları değişmezse, yapılan diyet ve sporlar sonuç getirmiyor ve bir süre sonra verilen kilolar tekrar alınabiliyor.


İşte fazla kilolarından kurtulmak ve beslenme alışkanlığını değiştirmek isteyenler için "Hekimce.com" sitesinde yer alan altın öneriler:


- Göz önünde yiyecek bulundurmayın,
- Mutfakta fazla oyalanmayın. İşinizi çarçabuk bitirip oradan uzaklaşın,
- Kilo aldıran besinleri mutfağınızda bulundurmayın,
- Yemekler için daima küçük, salatalar için büyük tabak kullanın,
- Servis kaşığının veya kepçesinin küçük boy olmasına dikkat edin,
- Yemeğiniz biter bitmez, oyalanmadan masadan kalkın,
- Yemeğinizi yavaş yavaş, küçük lokmalara bölerek yiyin,
- Zengin süsleme ve salata soslarını unutun,
- Aç kalma korkusuyla tabağınıza fazla yemek almayın,
- Etli pişirilen yemeklere yağ koymayın,
- Yemeklere koyduğunuz yağın miktarını azaltın. Yemekler için kişi başına bir yemek kaşığı yağ yeterli olacaktır,
- Kızartmalar yerine ızgara, fırında pişmiş, haşlanmış yiyecekleri tercih edin
- Kilo verme konusunda kendinize güveniniz tam olsun,
- Kilo verme sürecinde sabırsızlanmayın.
- Kendinize koyduğunuz kuralları, iki haftada bir sadece bir defalığına unutabilirsiniz.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 9110


View Profile
Re: Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] ..
« Posted on: Aralık 05, 2008, 08:04:10 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. oyunları, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. programı, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. oyunu indir, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. program yükle, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. download, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. hikayeleri, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. resimleri, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. haber, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. yükle, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. videosu, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #81 : Ağustos 05, 2007, 17:12:49 »

Sağlık Bakanlığı internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, şişmanlığın kalıtsal olmaktan çok, beslenme alışkanlığından kaynaklandığı bildirildi.


Sağlık Bakanlığı'nın resmi internet sitesinde şişmanlık konusunda uyarıcı bilgilere yer verildi. Sağlık Bakanlığı uzmanları
tarafından hazırlanan açıklamada, şişmanlığın uzun süren bir enerji dengesizliğinden kaynaklandığı belirtilerek, "Bazı kimseler şişmanlığın kalıtsal olduğunu belirtmektedir. Yapılan bir araştırmada normal anne babanın çocukları arasında şişmanlık yüzde 8-9 iken, anne babadan birinin şişman oluşunda çocuklardaki şişmanlık sıklığının yüzde 40'a, her ikisinin de şişman oluşunda yüzde 80'e çıktığı belirtilmiştir. Yalnız bu durumun kalıtsal bir değişiklikten çok, ailenin beslenme alışkanlıklarından ileri geldiği sanılmaktadır" denildi.


Açıklamada, şişmanlığın psikolojik bozukluklar, solunum sıkıntısı, iskelet ve kaslar üzerinde olumsuz etkiler yaptığı, dengesiz beslenme yüzünden ortaya çıkan obezitenin kalp-damar rahatsızlıkları, safra taşı rahatsızlıkları gibi bir çok hastalığa rastlanabileceği kaydedildi. Sağlık Bakanlığı'nın resmi internet sitesinin son bölümünde ise şişmanlık ve obezite konusunda şu uyarılar yapıldı:


"Boyunuza uygun ağırlığı hedefleyin. Kilolu ve şişman iseniz öncelikle ağırlık artışını önleyin, daha sonra sağlığınızı korumak için ağırlık kaybetmeyi hedefleyin. Az yağ eklenmiş sebze, yağsız beyaz et, kuru baklagiller, yağı azaltılmış süt-yoğurt, meyve tam tahılları tüketerek sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanın. Düzenli fiziksel aktivite yapın, aldığınız enerji ile tükettiğiniz enerji miktarını dengeleyin, günde en az üç öğün düzenli yemek yiyin, öğün atlamayın, öğün atlamanız bir sonraki öğünde daha fazla yemenize ve böylece daha fazla enerji almanıza neden olur. Kullandığınız yağ ve tuz miktarına dikkat edin, bol su için."
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #82 : Ağustos 05, 2007, 17:13:12 »

Uzmanlar, yaz tatiline çıkanların kabus dolu günler geçirmemesi için alacakları basit tedbirlerle riskleri önlemesinin mümkün olduğunu belirtiyorlar.



Deniz, havuz ve kumla birlikte cilt hastalıkları, üreme sistemi, göz ve bağırsak enfeksiyonları bulaşabiliyor. Kirli sulara girmemek ve deniz sonrası mutlaka duş almak gerekiyor.


İHA muhabirinin www.ailehekimi.com sitesinden derlediği bilgilere göre uzmanların tavsiyeleri şöyle:
"- İçme - kullanma suyuna dikkat: Kirlenme ihtimali olan suları kullanmak gerektiğinde mutlaka dezenfekte özelliği olan tabletlerle kullanılabilir hale getirilmeli.
- Gıda zehirlenmeleri: Özellikle süt, dondurma, krema, tavuk eti, mayonez gibi yiyecekler birkaç saat içinde hastalandıracak miktarda mikroorganizma üretebilir. Bulantı, baş dönmesi ya da başağrısı gibi gıda zehirlenmesi şikayetlerinde hemen doktora başvurulmalı.
-Güneş çarpmaları: Hava alabilir bir giysi ve gözlük kullanılmalı. Halsizlik, ateş, bulantı, gibi belirtiler ortaya çıktığında doktora gidilmeli.
- Böcek ısırmaları: Sıtma, sarı humma, şark çıbanı, tifüs gibi hastalıklara yol açabilir. Uygun sinek ilaçları, cibinlik, sinek kovucu kremler hayat kurtarıcı olabilir".
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #83 : Ağustos 05, 2007, 17:19:48 »

ABD'li uzmanlar, aşırı sıcak ve yeterli sıvı alınmamasının böbreklerde önemli deformasyonlara ve böbrek taşlarına neden olduğu konusunda uyarda bulunuyorlar.


Amerikan Ürolojik Hastalıklar Vakfı tarafından yayımlanan rapora göre, yaz aylarında vücutta gerçekleşen aşırı su kaybı ve yeterli miktarda sıvı alınmaması böbreklerde taş yapıyor. Böbreklerin, vücuttaki maddeleri yeterli sıvı olmamasında dolayı süzememesi ve idrar yollarından dışarı atılamaması ile oluşan sert ve kristal kümeler olan böbrek taşları, vücuttan atılması sırasında da kişiye büyük acı verirken, böbreklerde de ciddi deformasyonlara yol açabiliyor. Araştırmalar, dünya çapında her yıl milyonlarca kişi için büyük sorun olan böbrek taşlarının yoğunlukla yaz aylarında oluştuğunu ortaya koydu. Böbrek taşı riski taşıyanların ise özellikle yaz aylarında sürekli dışarıda çalışan ve yeterli miktarda sıvı tüketmeyen kişiler olduğu saptandı. Uzmanlar, bir kere yakalanınca ömür boyu nükseden bu rahatsızlığın önüne geçmek için kişilerin özellikle yaz aylarında her gün yemek öğünleri ve öğün araları da dahil en az 10 bardak sıvı içmelerini ve bu sıvıların en az yüzde 50'sinin su olarak tercih edilmesi konusunda tavsiyede bulunuyorlar.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #84 : Ağustos 05, 2007, 17:20:03 »

ABD'de yapılan araştırmalar, tatlandırıcı kullanılan yiyecek ve içeceklerin tüketilmesinin zayıflamak için yeterli olabileceğine dair inancın yanlış olduğunu, bu ürünlerin tüketiminin farklı bir nedenden dolayı şişmanlığa neden olabileceğini ortaya koydu.


ABD'nin saygın gazetelerinden 'USA Today'de yayınlanan habere göre, Purdue Üniversitesi'nin konuya yönelik araştırması Uluslararası Obezite Dergisi'nin Temmuz sayısında yayınlandı. Üniversite'nin araştırma görevlileri yaptıkları deneylerde, 2 grup fareyi kullanılmış. İlk 10 gün, birinci gruba yüksek oranda şekerli sıvı verilirken diğer gruba hem şeker hem de sakarinli sıvı verilmiş. Sonraki 10 günde her iki gruba da şekerli ve çikolata aromalı gofret ve fare yemi yedirilmiş. Her iki gruptaki fareler aynı orandaki çikolatalı gofreti yerken, ilk 10 günde hem şekerli hem de sakarinli sıvı içen grubun diğer gruptaki farelere göre 3 kat daha fazla kalori aldığı saptanmış. Çünkü şekerli ve sakarinli sıvı verilen gruptaki farelerin, kendilerine verilen fare yemini, diğer gruptakilere göre daha çok yedikleri anlaşılmış. Araştırmacılar, bunun nedenini farelerin şeker tadı ve kalori arasında tutarsızlık ilişkisi olduğuna dair deneyim kazanmalarına bağlıyorlar.


Söz konusu bulgudan yola çıkarak araştırmacılar, kişilerin tatlandırıcılar kullanılan besinleri tüketmenin kilo vermeye yeterli olacağına inandıklarını, ancak vücudun şeker ve kaloriye olan ihtiyacının kişileri istemsizce diğer besinleri aşırı tüketmeye yöneltiyor olabileceğini savunuyorlar.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #85 : Ağustos 05, 2007, 17:20:19 »

Kanadalı bilimadamları, başkalarının duygularını tahmin edebilme yeteneğimizin beynimizin iki özel bölgesinde cereyan ettiğini saptadılar.




Bu saptamanın otizm gibi gelişimsel hastalıkların tedavisi açısından önemli olabilieceği vurgulanıyor. Natural Sciences and Engineering Research Council'ün (NSERC) desteği ile Mark Sabbagh tarafından yürütülen çalışma bize gündelik hayatta devrede olan zihin teorisinin yani davranışları niyetler ve arzular gibi zihinsel durumlar ekseninde açıklayabilmenin nörolojik temellerini anlamada yardımcı olacağını ortaya koydu. Çalışma sırasında deneklerin beyni EEG ile izlenirken kızgınlık, üzüntü, utanma gibi değişik duygu durumlarını temsil eden göz hareketleri gösterildi. Deneklere bu gözün sahibinin neler hissettiği, hangi cinsiyetten olduğu gibi sorular soruldu. Araştırmacılar, denekler bu tahminleri yaparken EEG kayıtarı üzerinden beynin iki özel alanın medial temporal bölge ve orbital frontal korteksin özellikle aktivite edildiğini gördüler. Bu nörolojik merkezlerin korkmuş bir yüz gibi duygusal uyaranlarla harekete geçtiği zaten biliniyordu. Ama bu çalışmada ilk olarak fark edilen ise merkezlerin istemli olarak aktive edilebileceği oldu. Araştırmacılar, bilinçli olarak aktive edilme olasılığının ikinci adımda otistik bireylerin tedavisinde bir seçenek oluşturabileceğini düşünüyor. Bu amaçla otistik bireylerin beyinlerinde de bu bölgelerin aktivasyonunu çalıştırmayı planlıyorlar. Daha da önemlisi bu merkezlerin sosyal ilişkilerin gelişiminde ahahtar rolü oynaması, kimi insanların sosyalleştirilmesinde beyine uygulacak bölgesel uyarıcıların bir araç olarak kullanılabileceğini düşünüyorlar.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #86 : Ağustos 05, 2007, 17:21:10 »

Hem annesinde hem babasında alerjik rahatsızlık bulunan çocuklarda alerji riski yüzde 70'lere kadar çıkıyor. Alerji, çocukların sağlığını tehdit eden en önemli hastalıklardan birisi. Çocuklar sadece bahar aylarında değil dört mevsim alerji tehlikesiyle karşı karşıya. Uzmanlar, her yaştan insanın alerjik rahatsızlıklara sahip olabileceğini ancak çocukluk çağında alerjik hastalıklara daha fazla rastlandığını belirtiyor. Uzmanlara göre günümüzde her 10 çocuktan biri alerjik hastalıklara yakalanırken, anne veya babasında alerjik rahatsızlık bulunan çocuklarda hastalık riski yüzde 25'e, hem anne hem babasında alerjik hastalık bulunan çocuklarda ise risk yüzde 70'e çıkıyor. Çocukların alerjik hastalıklardan korunması için anne sütünün daha uzun süre verilmesi, yumurta, balık gibi alerjiye neden olan besinlerin geciktirilerek verilmesi, çocukların enfeksiyonlardan korunması, çocukların uyuduğu odaya halı kaplanmaması ve odada tüylü oyuncaklar bulundurulmaması gerekiyor.


Bebeklik çağında da alerjik rahatsızlıklara çok sık rastlanabiliyor. Alerjen maddeler, hava kirliliği, sigara dumanı gibi faktörler biraraya geldiğinde alerjik hastalıklar ortaya çıkıyor. Bebeklik çağında, 5 yaşından büyük çocuklara göre daha farklı alerjenler gözleniyor.


Bebeklik çağında en fazla görülen alerji türü besin alerjisi. Alerji, bebeğin kıvrım yerlerinde, poposunda ve yüzünde kaşıntı ve yanmalarla ortaya çıkıyor. Pediadrik alerji de besin alerjisi ile başlıyor ve ilerleyen yaşlarda alerjik astıma yol açabiliyor. Çocuklar 7-8 yaşına geldiğinde ise hastalık, alerjik nezleye dönüşüyor. Alerjik hastalıkların tedavisinde ilk aşama çocuğu alerjen olduğu maddelerden uzak tutmak. Çocuğun akarlara alerjisi varsa halıları ortadan kaldırmak, yatak takımlarını sık sık yüksek ısıda yıkamak gerekiyor. Tedavinin ikinci aşamasında ise bir takım ilaçlarla çocuktaki alerjiyi bastıkmak gerekiyor.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #87 : Ağustos 05, 2007, 17:21:33 »

Fazla kilolarla başınızın derde girmemesinin ve sağlıklı yaşamanın yolu dengeli beslenmeden geçiyor. Bunun için de besinlerin çok iyi tanınması, gereken miktarlarda tüketilmesi ve vücutta uygun biçimde kullanılması gerekiyor. Yeterli ve dengeli beslenmek için kişilerin enerji ve besin ihtiyaçları da, -yaş, cinsiyet ve özel durumlara bağlı olarak- farklılık gösteriyor.
Uzmanlar, besinleri, besleyici değerleri yönünden, 'Süt ve süt ürünleri, sebze-meyveler, tahıllar ve diğer besinler' olmak üzere 4 grup altında topluyor. Bu grup içinde yer alan besinler, birbirinin yerini tutuyor.


Uzmanlar, süt ve süt ürünlerinin, kalsiyum için en iyi kaynak olduğunu belirterek, bu gruptaki yiyeceklerin birinden günde 1-2 porsiyon yenilmesini öneriyor. Uzmanlar, 'Bir büyük su bardağı süt veya yoğurt, iki kibrit kutusu büyüklükte peynir, bir küçük kase muhallebi veya sütlaçın' bir porsiyon kabul edildiğini hatırlatıyor.


Et, tavuk, balık, sakatat, yumurta, kuru nohut, fasulye ve mercimek ile bu besinlerden yapılan ürünlerin de protein, B vitaminleri ve demir bakımından zengin olup bedene enerji verdiklerini vurgulayan uzmanlar, herhangi birinden her gün iki porsiyon yenilmesini tavsiye ediyor.

TAZE SEBZE VE MEYVELER
Uzmanlar, C vitamini ihtiyacının taze sebze ve meyvelerden karşılandığını ifade ederek, bu gruptaki yiyeceklerin herhangi birinden veya bir kaçının karışımından her gün 3-5 porsiyon yenilmesinin yeterli olduğunu bildiriyor. Uzmanların belirttiğine göre, büyük meyvelerin orta büyüklükte bir tanesi, kayısı ve erik gibi meyvelerin 3-6 adedi, çilek, kiraz benzeri meyvelerin yarım su bardağı kadarı, yeşil sebzelerin kıyıldığı zaman 2-3 su bardağını dolduran miktarı, bir orta büyüklükte patates, bir küçük havuç, bir küçük yeşil kabak bir porsiyon olarak kabul ediliyor.


'Ekmek, makarna, şehriye, pirinç, bulgur, kuskus, un ve irmikten yapılan tatlılar'ın temel enerji kaynağını oluşturduğunu vurgulayan uzmanlar, yetişkin bir kişi için öğünlerde, 1-2 orta dilim ekmeğin yeterli olduğunu, fazla hareket gösteren kişilerin bunun iki-üç katını yiyebileceğini kaydediyor. Uzmanlar, 3-5 yemek kaşığı makarna veya pilavın, 3-4 silme yemek kaşığı irmik helvasının, 5-6 adet lokmanın, 3-4 tane sigara böreğinin, normal bir dilim tepsi böreğinin bir porsiyon sayıldığını, diyetlerde ise bu gruptaki yiyeceklerden mümkün olduğunca kaçınılması ve beyaz ekmek yerine kepek ekmeğinin tercih edilmesi gerektiğini hatırlatıyor.

DİĞER BESİNLER
Bu gruplarda belirtilmeyen, fakat yiyeceklere lezzet vermek için kullanılan yağ, şeker, salça ve baharat gibi besin maddelerinin de bulunduğunu belirten uzmanlar şunları kaydediyor: "Vücuda enerji sağlayan şekeri fazlaca tüketmek kişiyi dengesiz beslenmeye götürür. Bal, pekmez, reçel ve marmelat gibi yiyecekler, şeker yerini tutar. Beden hareketi çok olan işçiler ve sporcular her yemekte tatlı yiyebilirler. Ancak özellikle diyetlerde şekerden uzak durulmalı ve vücudun şeker ihtiyacı meyvelerden sağlanmalıdır".
Uzmanlar, sağlıklı olmak adına yağ tüketiminden tümüyle kaçınmanın, sanılanın aksine sağlıksız bir hayata davetiye çıkarmak olduğuna da dikkat çekerek, "Çünkü vücudun genel dengesi için kimi yağlar son derece gerekli. Sarfedilen enerjiyi geri kazanmak için insan vücudu yağlara ihtiyaç duyar. Ayrıca insan metabolizbası için gerekli olan A, D, E ve K vitaminleri de ancak yağda eriyerek yararlı olur. Yapılması gereken vücut için gerekli olan yağların ne olduğunu bilip uygun miktarlarda tüketmek" diyorlar.


Katı ve sıvı yağların dengeli şekilde yenmesi gerektiğini ifade eden uzmanlar, "Günlük bir kişinin alacağı yağ miktarı 20-30 g. (2-3 silme yemek kaşığı) kadardır. Bu yağın yarısı bitkisel sıvı yağlardan olmalı" hatırlatmasında bulnuyor.

OMEGA YAĞLARI
Uzmanların belirttiğine göre, Omega 3 özellikle ceviz, fındık, soya fasulyesi, kanola bitkisi ve yeşil sebzelerin yanı sıra balık yağı ve soğuk su balıklarında, Omega 6 ise ayçiçeği, mısır ve tahıl ürünlerinde bulunuyor.


Omega yağları, vücudun ana fonksiyonlarını düzenliyor. Kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Düzenli kan dolaşımını sağlıyor ve kandaki kolesterolün düşürülmesine sebep oluyor. Hücre ve beyin gelişimine yardımcı oluyor. Cildin sağlıklı, saçların parlak olmasını sağlıyor. Mutlu ve zinde hissettiriyor. Omega 3 ve Omega 6 dengesi ayrıca böbrek fonksiyonlarına olumlu katkılarının yanı sıra, kan şekeri seviyesinin kontrol edilmesine yardımcı oluyor. Omega 3 ve Omega 6 yağlarının ideal dengesi, çocukların büyüme döneminde, hücre ve beyin gelişimine katkıda bulunurken enfeksiyonlara karşı güçlü bir savunma sistemi oluşturuyor.
Omega 3 ve Omega 6 bitkisel çoklu doymamış yağlar, vücut için son derece gerekli yağlardan. Omega 3 ve Omega 6 diğer yağlardan farklı olarak vücut tarafından üretilemiyor besinler yoluyla dışarıdan alınması gerekiyor. Kendi aralarında rekabet halinde olan Omega 3 ve Omega 6 yağlarının faydalı olabilmeleri için daima dengeli alınmaları şart. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)'ne göre bu denge 1 gr. Omega 3 yağına karşılık en az 5 en çok 10 gr. Omega 6 olmalı
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #88 : Ağustos 05, 2007, 17:26:20 »

Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü'ne göre, günde 5 porsiyon sebze ve meyve yenmesi kanser riskini yüzde 20'den fazla azaltıyor.

ABD'nin önde gelen sağlık ve tıp yazarlarından Dr. Maggie Greenwood-Robinson'un kaleme aldığı ''Kanserle Savaşan Yiyecekler'' adlı kitap, Prestij Yayınları tarafından piyasaya sunuldu.

Yapılan araştırmaların, bütün kanser türlerinin yüzde 70'inin kötü diyetle bağlantılı olduğu, sağlıklı diyet ve beslenmeyle de kansere yakalanma oranının düşürülebileceği vurgulanan kitapta, Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü (AICR) ile pek çok bilim adamınca kanser ve beslenme ilişkisi üzerine yapılan araştırmanın sonuçlarına yer veriliyor.

AICR'ye göre, günde 5 porsiyon sebze ve yemek yenmesi kanser riskini yüzde 20'den daha fazla düşürüyor. Kitapta, kansere karşı en koruyucu sebze ve meyveler; havuç, soğan, sarımsak, brokoli, yeşil yapraklılar, domates, narenciye ve baklagiller olarak sıralanıyor.

''Gelecekte kanserle savaş çabalarının 'mucize haplar' yerine diyetsel ayarlamalar etrafında döneceği'' vurgulanan kitapta, doymuş ve trans yağların; prostat, kolon ve göğüs kanserleriyle ilişkili olduğuna işaret ediliyor. Kitapta, beslenmede kırmızı et ve hayvansal yağlarda bulunan doymuş yağlar ile katı margarin ve katı yağlar olarak bilinen trans yağların hücre zarlarına zarar verdiği, bu nedenle de hücreleri istilacılara karşı koruyamadıklarına işaret edilerek, beslenmede yağ oranının mutlaka düşürülmesinin önemine değiniliyor.

''Lifli yiyecek tüketiminin artırılması ve güçlü bir kanser savaşçısı olan C ve E vitaminlerinin bolca alınması'' önerilen kitapta, ''Eğer aktif kalırsanız, sağlıklı bir kiloyu koruyup, sigara içmezseniz ve doğru beslenmeyi sürdürürseniz, kanser riskiniz yüzde 70'e kadar azalır'' deniliyor.

YİYECEKLER

Aynı kitapta yer alan kanser türleri ve buna karşı koruyucu yiyecekler de şöyle:

Mesane: Sarımsak, yeşil yapraklı sebzeler, soya ürünleri, çay (yeşil ya da siyah), sarı-turuncu sebzeler, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.

Göğüs: Yüzde 1 yağlı süt, elma, buğday kepeği, Brezilya fındığı, baklagiller ve fasulyeler, brokoli, Brüksel lahanası, küçük mantarlar, lahana, havuç ve havuç suyu, kiraz, vişne, yağlı balık (somon, ton), keten tohumu, keten tohumu yağı, sarımsak, kök lahana, düşük yağlı sütürünleri, kabuklu yemişler, kırmızı turp, soya ürünleri, ıspanak, tam tahıllar, sarı-turuncu sebzeler, yoğurt.

Kolon: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç, karnabahar, sap kereviz, yağlı balıklar, sarımsak, üzüm ve üzüm suyu, kara lahana, baklagiller, kıvırcık, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, yulaf kepeği, tam tahıllar, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.

Yemek borusu: Yeşil çay, domates, domates ürünleri.

Karaciğer: Sarımsak, yeşil çay.

Akciğer: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç ve diğer sarı turuncu sebzeler, karnabahar, acı biber, kara lahana, düşük yağlı süt ürünleri (kaymağı alınmış süt hariç), soğan, portakal, ıspanak, diğer yeşil yapraklı sebzeler, domates ve domates ürünleri.

Yumurtalık: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, karnabahar, kara lahana ve diğer yeşil yapraklı sebzeler, sarı-turuncu sebzeler.

Pankreas: Baklagil, çay, domates ve domates ürünleri.

Prostat: Brezilya fındığı, Brüksel lahanası, brokoli, lahana, kanola yağı, karnabahar, kara lahana, az yağlı süt ürünleri, zeytinyağı, fıstık yağı, soya ürünleri, domates ve domates ürünleri.

Mide: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, bakla, sarımsak, yeşil çay, kara lahana, soğan, portakal ve diğer narenciye meyveleri, domates ve domates ürünleri, tam tahılla.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #89 : Ağustos 05, 2007, 17:27:22 »

Berlin'deki Sosyal Tıp Epidemiyoloji ve Sağlık Ekonomisi Enstitüsü'nde görevli bilim adamları Berlin'deki hastanelerde yatan 4 bin 115 hasta üzerinde yaptıkları araştırmada, sürekli olarak trafik gürültüsüne maruz kalan erkeklerin kalp krizi geçirme riskinin yüzde 30 daha yüksek olduğu ortaya çıkardılar.

Hastalardan maruz kaldıkları gürültü ve evlerinin konumuna ilişkin soruları yanıtlamalarını isteyen bilim adamları, değerlendirmeler sonucu şeker hastalığı, sigara alışkanlığı, ailedeki kalp hastalıkları ve sosyal durum gibi başka kalp krizi risk faktörlerini gözönünde bulundurdu. Araştırma sonucunda, trafiğin yoğun olduğu ana caddelere yakın yerlerde oturan erkeklerin kalp krizi geçirme riskinin evleri daha sakin yerlerde olan erkeklere oranla yüzde 30 daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Bilim adamları trafik gürültüsünden dolayı kalp krizi riskinin sadece erkeklerde arttığını, kadınlarda ise böyle bir riskin görülmemesinin nedenine ise bir açıklama getiremiyorlar.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
SuperNetim.Com
   

 Logged
Etiket:
Sayfa: 1 ... 7 8 [9] 10 11 12   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML CSS
Bu Sayfa 0.088 Saniyede 33 Sorgu ile Oluşturuldu