Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ  (Okunma Sayısı 474 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
z£LaL

¯`'•.«cHaRm£D».•'´¯

Super Moderatör

*


Üye No : 104

Yaş : 19

Nerden :

Konu  : 1151

Mesaj : 7235

Popülerlik: 68
¤ۣۜ..¤|K|ü|B|R|A|¤ۣۜ..¤ ღ мuтluluquη вaѕкєηтĩ ღ
Offline
Ruh Halim:
« : Mart 15, 2007, 00:08:46 »

1.TURKIYE LIGLERININ BASLANGICI

1959 TURKIYE LIGI VE FENERBAHCENIN ILK SAMPIYONLUGU

21 Subat 1959 da baslayan deplasmanli Turkiye liginin ilk yil sampiyonasi 16 klup arasinda 2 devreli ancak zaman azligi Beyaz ve Kirmizi adli 2 grup halinde tertiplanmis. Grup birincileri 2 final maciyla sampiyonu tayin etmis Beyaz grupta : Fenerbahce, Istanbulspor, Besiktas, Beykoz, Ankaragucu, Hacettepe, Altay ve Izmirspor mucadele etmis Kirmizi grupta ise: Galatasaray, Karagumruk, Adalet, Vefa, Ankara Demirspor, G.Birligi, Karsiyaka ve Goztepe mucadele etmis.

Fenerbahcemiz 12 Galibiyet ve 2 beraberlik alip 26 puanla, namaglup grup birincisi olmus attigimiz 29 gole karsin kalemizde sadece 7 gol yemisiz. Kirmizi grupta 20 puan alarak birinci olan Galatasaray ile finali 10 ve 14 Haziran 1959 da oynamisiz.

Ignas Molnarin yonetmindeki Fenerbahce herkes tarafindan favori gosterilmis. 18.016 biletli seyircinin odedigi 237.000 lira donemin hasilat rekoru olarak tarihe gecmis. Son 54 macinda yenilgi yuzu gormeyen Fenerbahce ilk Profesyonel ligi finalinde Galatasaraya, cok sert gecen bir karsilasma sonucunda Metin Oktayin golu ile 1-0 maglup olmus. Basinda son yillarin en sert maci olarak gundeme gelmis, faulsuz futbolu ile bilinen Metin Oktayin 13.dakikada Ozcan Arkoca salladigi kasti tekme sonucu Yugoslav hakem Markovic Metin Oktay'i ihrac etme tesebusunde bulunmussada bu hareketi sahaya giren Galatasarayli yoneticiler tarafindan onlenmis. Aglari yirtan gol olarak bilinen Metin Oktayin golu ise aylarca bakim gormeyen curuk aglar sayesinde konu edilmis oldugu Sn.Dr. Rustu Daglaroglu tarafindan kitapta ozellikle belirtilmis.

Finalin ikinci ayagi 14 Haziran 1959 da Inonu stadinda, yine rekor olarak tarihe gecen 26.533 biletli seyircinin 355.866 lira odedigi macta oynanmis. Fenerbahce dort gun once asiri sertlige goz yumdugu ve etki altinda kalarak kararlari degistirerek maci cigrindan cikardigini iddia ederek hakemin degismesini istemis, bu istek Federasyon tarafindan kabul gormus maca Italyan hakem Francesca Liveraniyi atamis.

Maca ; Ozcan-Saracettin,Basri,Naci(K)-Osman,Avni, Lefter,Seref,Yuksel-Can ve Niyazi onbiri ile maca baslamis.Bastan sona ustun bir futbol sergileyerek maci 9, 44, 70, 72. dakikalarda Yuksel, Naci, Mustafa ve Serefin golleri ile 4-0 kazanarak rakibini surklase ederek ilk Turkiye 1. ligi sampiyonlugunu ilan etmis. 160. ezeli rekabet macinda rakibini farkli yenen Fenerbahce kupasini federasyon baskani Faik Gokaydan almis ve sampiyonluk turu atmis.

1959-60 Turkiye 1.Ligi;

Turkiye liglerinin ikincisi 16 Agustos 1959 carsamba gunu baslamis.Ilk macimizda Ferikoyu 2-1 yenmisiz. 38 macda Seref 36 macda forma basarisini gostermis. Atilan 88 golun 17 sini Lefter kaydederken kalemizde 17 gol gormus ve ligi 60 puanla Besiktasin ardindan 2. olmusuz. 3.lugu ise 58 puan alan Galatasaray almis.

Ilk kez katildigimiz Avrupa Sampiyon klupleri kupasin ilk turda Macaristan sampiyonu Csepeli Budapeste'de elemis, 2.turda Fransa sampiyonunu Paris-Soir gazetesine ozel baski yaptiran 2-1 lik sonucla elemisiz. 3.Turda ise elenmisiz. Ligde sampiyonlugu kaybetmemizin sebepleri arasinda; Primi azaltmak, kamplarinin kaldirilimasi, ve bu kararlara itiraz eden Genel Kaptan Ismet Ulug'un istifasi daha sonra Molnar'in istifaya zorlanarak istifa etmesi gosterilmis.

TARIH TEKERRURDEN IBARET

1960/1961 sezonu;

Fenerbahcemiz 38 macta aldigi 26 galibiyet, 9 beraberlik, 3 maglubiyete karsin yedigi 29 gole 81 golle karsilik vererek 61 puanla sampiyon olmus.Galatasaray 60 puanla 2., Besiktas ise 55 puanla 3. olmus.Attigimiz 81 golun 17 sinde Lefterin, 15 indede Yukselin imzasi varmis.

Ancak burda cok ilginc olan konularin cogunun hala gecerli olmasi:

Son yillarda yasanan Fenerbahce-Federasyon cekismesi 60/61 sezonunda da cok sert bir sekilde cereyan etmis.27 Mayis ihtilali ruzgarlarinin estigi donemde federasyon ve kurullari degismis istifa eden Federasyon baskani yerine Muhterem Ozyurt federasyonu kurulmus.Yonetimde bulunan, ayni zamanda MHK baskani Sulhi Garan, Halim Corbali, Mustafa Cakar gibi isimler o donemlerde Fenerbahce antipazani olarak bilinirmis.

MHK baskani Sulhi Garanin Fenerbahce dusmanligi hemen etkisini gostermis, bir macta o yillarda en centilmen futbolcu unvanini bir kac kez ustuste kazanan Yuksel ve Hilmi dusmanca tutuma dayanamamis ve hakeme "Siz turk futbolunun katillerisiniz" diye bagirmalari sonucu 15 er gun ceza almislar.MHK ve Federasyonun Fenerbahceye karsi olan dusmanca tutumu her gecen hafta artmasina karsin Fenerbahcemiz devreyi Galatasarayin 1 puan arkasinda 2. bitirmis.

2. yarida yaris tamamen Fenerbahce-Galatasaray cekismesi icinde surmus, 27. haftada Adana Demirsporu 5-0 lik skorla gecmis, 28. haftada karsilasacagimiz Genclerbirligi baskani ve Genel Kaptani maca 24 saat kala basina su aciklamayi yapmis "Yenilirsek yakama 1 ay Fenerbahce rozeti takarim"(Bugun bu demec verilse acaba ne olur ?!?). Bu demec tansiyonu cok yukseltmis. Tiklim tiklim tribunler onunde oyanan macin 82. dakikasi Genclerbirliginin 3-2 ustunlugu ile gecilmis.83.dakikada yukselin nizami beraberlik golu orta hakemin vermesine ragmen yan hakem Orhan Gonul bayragini israrla kaldirmis ve golun uzerinden 2 dakika gectikten sonra iptal edilmesini saglamis. Orta Hakem Muzaffer Sarvan (Oguz Sarvanin babasi) ile futbolcularimiz arasinda kisa bir tartisma yasanmis ve olay tam yatistirilacakken bir Deniz kurmayi sivil hakem sahaya girerek Seref ve Hilminin bogazina sarilmis ve "Ben Albayim atin bu edepsizleri disari" diyerek herhalde dunyada esine rastlanmayan bir olaya sebebiyet vermis.

Daha sonra mac tekrar baslamis ve 86. dakikada Serefin golu ile mac 3-3 beraber olmus ancak ayni yan hakem tekrar bayragini israrla kaldirmasi hayretle karsilanmis ancak orta hakemin yan hakemin kararina uymayarak golu vermesi sonucu mac 3-3 bitmis. Yan hakemin yanli tutumu seyirciyi galeyana getirmis o yillarda cok *bu kelimeyi kullanmak yasak* gorulen bir pet sise sahaya atilmis.Bu konu iyice abartilmis MHK baskani Sulhi Garan ertsei gun solugu sikiyonetim komutani Cemal Turanin yaninda almis ve Fenerbahcemizi sikayet ederek tehditle bulunmus "eger Fenerbahceye ceza verilmez ise maclara hakemlerimizi cikartmayacagiz".Komutan bunun uzerine Rustu Daglaroglu, Faruk Ilgaz eve Fikret Kircani komutanliga cagirtmis ve gorevli albay tarafindan aynen su sozler soylenmis"Siz ve klubunuz cok tehlikeli yoldasiniz. Pazar gunku spor ve kamu disipliniyle asla bagdasmaz olay ve tecavuzlerden sonra bu gidise kesinlikle son vermek icin sert tedbirler almak uzere idik, dua edinki sayin Korgeneral dun gece bu isi sivile havale etti. Fakat bir sartla suclular cuma gunune kadar mutlaka cezalandirilacak aksi halde butun spor faaliyetlerinizi 11 Marttan itibaren yasaklayacagimiz gibi klubunuzu ve sizleri tecziye edecegiz. Kamuoyunda zaten sevilmeyen Fenerbahce klubu, bu yasaklarada sebep olunca cok daha agir bir nefret ve sorumlulugun baskisi altinda ezilecek uygulayacagimiz ceza yontemleriyle mutlaka yikilacaktir. Komutanlik bu konuda kesin kararlidir. Bunu boyle bilin !!!"

Rustu Daglaroglu bu konusmadan sonra soze baslamis ve sunlari soylemis "Fenerbahce 40 yil oncede suclanmis ve kapatilmak istenmis ancak o suclamalar bugunkuler gibi iftira degil gercektiler.Fenerbahce klubu kurtulus savasina silah ve personel sevki ve isgal kuvvetlerinede dusmanca tutumdan suclu idi.Kapatmak icin bahcesinde silah catanlarda sungu takmis ingiliz birligi idi.Ancak hic bir baski Fenerbahceyi engelleyememis ve milli gorevini daha buyuk azimle surdurmustu.Fenerbahce Dusman ordulari komutan Harringtonun giristigi ve basaramadigi bir davranisin 40 yil sonra sizlerce tekrarlanacagina inanmaz, kaldiki ulu Atamiz basta olmak uzere ulusumuzun engin sevgisini kazanmis ve mert ve millyetci bir klubumuzdur.Dun bunu bir kez daha ispat ettik.Sahaya atilan pet sisenin sorumlusu Fenerbahce klubu degil ehliyetsiz ellerde olan spor teskilatidir.Sozlerime inanin ve gorusunuzu gonul rahatligi ile duzeltin"

Bu konusma uzerine komutanlik anlayis gostermis ve konunun ustunde fazla durmamis. Ancak Federasyon hincini alamamis ve Genel sekreterimizi, hocamizi ve 6 futbolcumuzu Merkez ceza kuruluna sevk etmis.Bu keyfi tutumu klup bir deklerasyon yayinlayarak siddetle karsi cikmis. Deklarasyondaki bazi cumleler soyle " Fenerbahce Spor Klubu Turkiyede ve yurt disinda sahip oldugu sevgi ve sohreti yarim asirdir gosterdigi sportmence tutuma borcludur.Klubumuz tum haksizliklara ragmen mucadelesini surdurerek ve Fenerbahce ruh ve azminin ne oldugunu spor umumi efkarina gosterectir. Tarih ve mazimiz bunu bize emrediyor !!

Fenerbahce Atinada iken ceza kurulu cezalari aciklamis buna gore Seref, Lefter, Hilmi birer ; Yuksek ile Kadir 2 ser; Kaptan Nacide 3 ay ile ayrica Teknik direktor Szekely 1 ay ve Genel sekreter Faruk Ilgazda 6 ay ile cezalandirilmis. Kamuoyunda bu cezalar cok buyuk tepki gormus olayli macin hakemi Muzaffer Sarvanin aciklamalariyla cezalarin bir tertip oldugu ortaya cikmis. Sarvan aciklamasinda aynen su ifadelere yer vermis " - Federasyon MHK nin etkisi altindadir - Hic bir Fenerbahceli bana hakaret veya tecavuz etmedi - Cezalara uzuldugum ve haksiz buldugum icin raporlarin tekrar tetkik edilmesini istedim Teskilat mensuplari bu olaylari fazla karistirma demis hatta dahada ileri giderek maci neden Fenerbahce aleyhine tatil etmedin diyerek beni tecziye yoluna gittiler - Bu sartlar degismedikce hakemligi birakmaya kararliyim.

Fenerbahce bu cezalara karsi yaptigi aciklamada MHK nin bu tutumunu "Turk sporu icin kara bir kara leke" olarak degelendirmis.Cezali futbolcularindan yoksun ciktigi macta Istanbulsporu 6-2 lik gibi bir skorla bozguna ugratmisiz.2.yarida tek bir maglubiyet almis ve sampiyonlugumuzu 2. kez kutlamisiz.

İlk Kez Bir Turk Futbolcusu Avrupaya Transfer Oluyor

1961/62 Sezonu;

4. kez duzenlenen Turkiye 1. Ligi sampiyonasi 20 klubun katilimiyla 26 Agustos 1961 de baslamis.Fenerbahcemiz sezonu antrenor Szekely ile 27 Temmuz baslamis.61/62 sezonunu 4-3 luk Kasimpasa galibiyeti ile acmis, son mac olan 38. haftadada Besiktasa 2-0 yenilerek ligi 53 puanla bitirmis.Ilk kez sampiyon olan Galatasaray 57 puan ile sampiyon, Besiktas ise 48 puanla 3. olmus.O sezon en cok formayi 32 macla Seref Has giymis takimdaki gol krali ise 14 golle Lefter olmus.Fenerbahcemizin rakip filelere gonderdigi 64 gol o zamanlarin rekoru olmus.

O senenin kusku yokki en buyuk gurur kaynagimiz efsane futbolcumuz Can Bartunun Italyaya giden ilk turk futbolcusu olmasi idi.Fenerbahcemizin yildiz futbolcusu Can Bartunun Fiorentinaya transfer olmasi Turkiyede buyuk yanki ve sevinc uyandirmis.Turk futbol tarihinin o zamanki rekoru olan 50.000 dolara Italyaya giden Can Bartunun transferinden Fenerbahcenin cebine 17.000 dolar kalmis.Transferde araci olan antrenor Szekely, daha sonra komisyon aldigi soylentileri ayyuka cikmis ve Serefide Ispanyaya pazarlamaya calismasi ve bu transferdede komisyon dedikodusu neticesi antrenorun isine son verilmis.

Goreve getirilen Necdet Erdem yonetimindeki Fenerbahce as futbolcusundan yoksun liglere devam etmis.Kalecimiz Ozcanin Ordu ic hizmet talimatnamesi sebebiyle Ozcandan yararlanamamis, yedek olan Sukru Ersoyun 17. hafta cok agir bir sekilde sakatlanmasi sebebiyle yolumuza genc takim kalecileri ile devam etmisiz.Yoneticilerimizi n sezon basinda kaleci transfer etmemesi sonucu genc takim kalecinin tecrubesizligi sebebiyle cok puan kaybetmemiz sampiyonluga mal olmus.

1962/63 sezonu;

Fenerbahce, Federasyonun ligdeki takim sayisini 22 ye cikarmasiyla baslayan 1962/63 sezonunun 1 Agustosda Yugoslav Milko Kokotovic ile acmis.Transferlerde firtinalar koparan Fenerbahcemiz, birakin transfer yapmayi elindeki yildiz futbolculari rakiplerimize kaptirmis.Kalecimiz Ozcan Arkoc Besiktasa ve Kadri Aytac da buyuk bir gafletle Galatasaraya kaptirilmis.Bunun uzerine Fenerbahce Karagumrukden Hazim Cantez (kendisi su an Altyapinin Fikirtepe tesislerinde mudurdur)ve Ali Filibeli ile Istanbulspordan Tuncay Beceneki (kendisi su an Fenerbahce futbol vakfinin genel mudurudur) transfer etmis.Nedim Gunari Vefadan geri alarak maclarimiza baslamisiz.

Ilk iki macimiz Ankarada birer gun arayla oynamaya mecbur birakilmis ve bu maclarda 3 puan kaybetmisiz.Sezonu ise 22 macin 10 unu galibiyet, 6 yenilgi ve 6 beraberlik ile attigimiz 31 gole karsin kalemizde 19 gol gorerek bu maclardada sadece 26 puan toplayarak 3. olmusuz.Galatasaray 35 puanla 2. kez sampiyon Besiktasda 34 puan ile 2. olmus.

1963/64 Sezonu;

Gecen sezon Besiktasa kaptirilan Ozcan Arkoc meselesi unutulmamis misilleme olarakda Besiktasin yildiz futbolculari Senol Birol ile Birol Pekel sansasyon getirecek sekilde transfer edilmis.Bununala yetinmeyen Fenerbahcemiz transfer bombalarina Karagumrukten Aydin Yelken, Kasimpasadan Ihsan Okcuoglu ve Karsiyakadan sag acik Ogun Altiparmak kirik ayagi alcida iken transfer edilmis.

Sezona 10.000 kisinin izledigi antreman ile baslayan Fenerbahcemiz ilk macinda Beyoglunu 2-0 yenmis, ligin son macinda ise Altayi Izmirde 3-0 yenerek 3. sampiyonluguna ulasmis.34 macta 21 galibiyet, 11 Beraberlik ve 2 maglubiyet almisiz.Yaptigi rekor 690.000 liralik transfer ile butun dikkatleri ustune ceken Fenerbahcemize sevgi ve saygi cogalmis ve suphesiz Turkiyenin en populer takimi olmusuz.

Tarihi Final maci;

Son macta Izmirde Altay ile oynanmis.Butun umidini bu maca baglayan Besiktas butun imkanlarini seferber etmis.Adam basi 2.500 lira tesvik primi ve Istanbul Hilton otelinde 3 gun misafir vaadi yillarca dillerden dusmemis.Altay yabanci hakeme para vermem demesi uzerine butun masraflar Fenerbahce tarafindan karsilanmis.Altay baskani butun Izmiri Fenerbahceye karsi guc birligi olmasi yonunde cagri yapmis.

Lefter, Ogun, Selim, Mikro Mustafa ve Ozer gibi as futbolcularindan yoksun cikmisiz maca.31 Mayis 1964 aksami tarihi maca tanik olan Alsancak stadindaki taraftarlar Fenerbahcenin inanilmaz futboluna sapka cikartmis, 3-0 galibiyete limandaki donanmada tiz duduklerle uzun uzun selamlamis.Federasyon baskani Muhterem Ozyurtun verdigi sampiyonluk kupasi Fenerbahceli Seref Hasin elinde yukselirken Isvicreli hakem Albert Ginard "Ben hayatimda boyle muhtesem bir mac gormedim" diyordu.

O Gunku Gazetelerden Bazilari;

Hurriyet : Milyonluk forvet gorevini yapti. Cumhuriyet : Altayin laf kalabaligina Fenerbahcenin cevabi cok sert oldu. Tercuman : Birol Fenerbahcenin olusu bile sampiyon oldu derken bu soz manali idi zira Fenerbahce bir cok sanssiz bir sezon icerisinde bir ara Besiktasin 4 puan gerisine dusmustu.

Besiktas Klubunun Fenerbahceye yolladigi "Milli lig sampiyonlugunuzu en samimi hislerimizle tebrik ederiz" mesaji o yilin sportmenlik ve centilmenlik anisi olarak tarihe gecmis.

FENERBAHCE ARTIK 1.TURKIYE LIGLERININ TEK HAKIMI

4.Sampiyonluk kazaniliyor

1964-65 sezonun sampiyonu 4. kez Fenerbahce.Oynadigimiz 30 macin 18 ini galibiyet ile, 11 nde berabere kalmis ve sadece tek bir maglubiyet almisiz, attigimiz 52 gole karsin kalemizde 13 gol gormusuz.47 puan alarak sampiyon olmus, bizi 41 puanla Besiktas, 39 puan ile Galatasaray izlemis.

Sezone Ingiliz Oscar Hold yonetiminde, Izmirspora verdigimiz Tuncay Becedek ve Vefaya verdigimiz Guray karsin Ankara PTT den Ziya Sengul ve Sukru Birandi almisiz.Ilk yariyi Besiktasin 2 puan onunde bitirmemize ragmen ikinci yarida 6 macta 7 puan kaybetmisiz.Bunun uzerine Yonetim Kurulu kotu gidise mudahale etmis, ve sikayet konusu olan agir calismalar hafifletilmis, takim maclardan once Moda Palasda kampa alinmis ve maca cikacak takim kadrosu Hold tarafindan Yonetim kuruluna getirilmis.Bu onlemler olumlu sonuc vermis ve takim yeniden liderlige yukselmis.Sondan bir evvelki macta rakibimiz Hacettepeyi 2-0 yenmis ve Besiktasa 4 puan fark atinca Sampiyonlugu garantilemis ve bir sene once Izmir seyircisi icin atilan Sampiyonluk turu bu kezde Ankara seyircisi atilmis.

Milliyet gazetesi yazari Kahraman Bapcum kosesinde su kayda deger yazilara yer vermis ; Ve Bitti... Gozyasi ve Ter...Sevinc ve Heyecan... Hersey bardaktan bosanircasina yagdi v gecti....Sahaya "SAMPIYON" sifatini tasiyarak cikmis bir takim, sanki her sey bu maca bagli imis gibi mucadele etmisti.Ve biz ilk kez karsimizda zaferle devlesmis insanlar degil de, insanca carpismayi hedef saymis devler seyrediyor gibi idik. Oylesine mutevazi, oylesine tribundeki insanlardan biri imiscesine, oylesine icten ve simarikliliktan uzaktiki Fenerbahce onbiri ...Galiba asil sampiyonlukda bu idi...

1965/66 Sezonu;

1965/66 sezonu Fenerbahce icin cok sikintili gecmis ve basarisiz bir sezonu 32 puan ile ancak 4. bitirmisiz. O sene sampiyonlugu 48 puanla Besiktas kazanmis, Galatasaray 42 puanla 2., Genclerbirligi ise 38 puanla 3. olmus. Besiktasli milli futbolcu Sukru Gulesin o gunlerde Fenerbahce sevgisi yazlikli yazisi cok enteresandir ;

"Bizim zamanimizda Fenerbahcenin taraftarlari hem Galatasaraydan hemde Besiktan fazla idi.Uzun yillar kaldigim Italyadan donusumde Sari Lacivertli renklere gonul verenlerin eskisiyle olculemeyecek kadar cogaldigini gordum.Bu acaip sevgi parti kursalar Fenerbahce iktidara gelir, Cin milleti gibi seneden seneye uruyorlar sloganlarinin sebebiymis meger.O ne ugultu idi dun aksam neticede Slavia ile bir ozel karsilasma idi ama dedikya seviyordu taraftar Fenerbahcesini "

1966/67 Sezonu;

Bu sezonda Besiktas 45 puanla sampiyon olmus, Fenerbahce 43 puanla 2., Galatasarayda 41 puanla 3. olmus. Sezona antrenor Abdullah Gegic ile baslanimis.Transferde Istanbulspordan Yilmaz Sen, G.Birliginden Abdullah Cevrim, altyapıdan Numan ve Yugoslav kaleci Radoviç ve forvet Lemiç alinmis. Basarisiz kabul edilen sezonun faturasi, yetersiz kaldigi one surulen Abdullah Gegic ve getirdigi iki Yugoslav futbolcuya kesilmis. Hasilat dagitiminda haksizliga ugradigini one surerek bu konuda Federasyon ile zaman zaman catisma icine giren Fenerbahce bu iddiasini ancak 1969/70 sezonunda kabul ettirebilmis ve halen bugun gecerli olan ev sahibi tum hasilati alir uygulamasina gecilmis.
Logged

Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için...
Vuslatımı takdir et... Canımı kabul buyur aşk'ına...

Duam Sanadır Rabb'im !...
Selâmım En Sevgili'ye !...

Bakmayın çevremi kuşatanlara;
Hüznün, yalnızlığın yazarıyım ben !...
Z£LaL
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 8969


View Profile
Re: Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ
« Posted on: Ekim 15, 2008, 23:07:13 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ oyunları, Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ programı, Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ oyunu indir, Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ program yükle, Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ download, Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ hikayeleri, Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ resimleri, Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ haber, Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ yükle, Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ videosu, Ynt: FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
z£LaL

¯`'•.«cHaRm£D».•'´¯

Super Moderatör

*


Üye No : 104

Yaş : 19

Nerden :

Konu  : 1151

Mesaj : 7235

Popülerlik: 68
¤ۣۜ..¤|K|ü|B|R|A|¤ۣۜ..¤ ღ мuтluluquη вaѕкєηтĩ ღ
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #1 : Eylül 05, 2007, 17:45:19 »

FENERBAHÇE'NİN TÜRKİYE 1.LİGİ ŞAMPİYONLUKLARI
01. 1959Fenerbahçe bu sezon oynadığı 16 maçın 13'ünü kazandı, 33 gol atıp 8 gol yedi. Son iki final maçında ise Galatasaray'ı 0-1 ve 4-0'la geçip şampiyon oldu.
Oynayanlar:Özcan Arkoç, Şükrü Ersoy, Mehmet Çeçik, Seracettin Kırklar, Nedim Günar, Basri Dirimlili, Necdet Çoruh, Akgün Kaçmaz, Osman Göktan, Naci Erdem, Avni Kalkavan, Ergun Öztuna, Can Bartu, Şeref Has, Lefter Küçükandonyadis, Niyazi Tamakan, (Mikro) Mustafa Güven, Yüksel Gündüz, Hüseyin Yazıcı
TEKNİK DİREKTÖR: Ignace Molnar


02. 1960 - 196138 maçın 26'sını kazanan Fenerbahçe, attığı 81 gole karşılık kalesinde 29 gol gördü.
Oynayanlar: Şükrü Ersoy, Özcan Arkoç, Nedim Günar, İsmail Kurt, Atilla Altaş, Özcan Köksoy, Naci Erdem, Avni Kalkavan, Şeref Has, Osman Göktan, (Mikro) Mustafa Güven, Ergun Öztuna, Can Bartu, Lefter Küçükandonyadis, Yüksel Gündüz, Basri Dilimlili, Akgün Kaçmaz, Hüseyin Yazıcı, Kadri, Necdet Çoruh, Selçuk Hergül, Hilmi Kiremitçi, Bülent, Cahit, Burhan Sargın, Selahattin Torkal
TEKNİK DİREKTÖR: Laszlo Szurl



03. 1963 - 1964Lig'de oynadığı 34 maçın 21'ini kazanan Fenerbahçe, rakip ağları 55 kez havalandırırken kalesinde 14 gol gördü.
Oynayanlar: Hazım Cantez, Ali Filibeli, Özcan Köksoy, Şükrü Birand, İsmail Kurt (Büyük), Atilla Altaş, Şeref Has, Osman Göktan, Özer Kanra, Yıldırım İper, Ali İhsan Okçuoğlu, Ogün Altıparmak, Şenol Birol, Birol Peker, Ziya Şengül, Aydın Yelken, Yüksel Gündüz, Ergun Öztuna, Selim Soydan, Haldun Yağızer, Nedim Doğan, Cengiz Aslan, Lefter Küçükandonyadis, (Mikro) Mustafa Güven, Hüseyin Yazıcı, Tuncay, İsmail Alemdar (Küçük), Güray, Yıldırım İper, İbrahim
TEKNİK DİREKTÖR: Miroslav Kokotoviç

04. 1964 - 1965Bu sezonda Fenerbahçe icin başarılarla doluydu. Güçlü kadrosuyla yine rakiplerini dize getirip mutlu sona ulaştı. 30 maçın 18'ini kazanırken sadece 1 mağlubiyet alırken, 52 gol atıp sadece 13 gol yedi.
Oynayanlar: Hazım Cantez, Ali Filibeli, Atilla Altaş, Özcan Köksoy, Şükrü Birand, İsmail Kurt (Büyük), İsmail Alemdar (Küçük), Şeref Has, Osman Göktan, Ziya Şengül, Ercan Aktuna, Hüseyin Yazıcı, Ali İhsan Okçuoğlu, Bülent Buda, Ogün Altıparmak, Yaşar Mumcuoğlu, Şenol Birol, Birol Peker, Nedim Doğan, Selim Soydan, Aydın Yelken, Haldun Yağızer, Şerafettin Turgay, Burhan İpek, Özer Kanra, Yüksel Gündüz, Ergun Öztuna, Yıldırım İper
TEKNİK DİREKTÖR: Oscar Hold



05. 1967 - 1968Bu sezon her açıdan çok büyük başarılarla geçti. Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlığı, Balkan Kupası ve Spor-Toto Kupası kazanıldı. Lig Şampiyonluğunda 32 maçın 19'unu kazanan Fenerbahçe, 38 gole karşılık kalesinde sadece 12 gol gördü.
Oynayanlar: Yavuz Şimşek, Hazım Cantez, Ali Filibeli, Şükrü Birand, Numan Okumuş, Levent Engineri, Ziya Şengül, Ercan Aktuna, Yılmaz Şen, Selim Soydan, Özcan Köksal, Serkan Acar, Ogün Altıparmak, Fuat Saner, Abdullah Çevrim, Nedim Doğan, Can Bartu, Yaşar Mumcuoğlu, Raşit Karasu, Birol Peker, Erdinç Sandalcı, Şeref Has, Özer Kanra, Yakup
TEKNİK DİREKTÖR: Ignace Molnar



06. 1969 - 1970Oynadığı 30 maçın 17'sini kazanıp, 31 golle taraftarları coşturan Kanarya, kalesinde ise sadece ve sadece 6 gol gördü.
Oynayanlar: Ilie Datcu, Yavuz Şimşek, Numan Okumuş, Şükrü Birand, Levent Engineri, Ziya Şengül, Ion Nunweiller, Ercan Aktuna, Yılmaz Şen, Serkan Acar, Ogün Altıparmak, Selim Soydan, Can Bartu, Nedim Doğan, Fuat Saner, Abdullah Çevrim, Yaşar Mumcuoğlu, Zeki, Tacettin Ergünsel, Çetin
TEKNİK DİREKTÖR: Trian Ionescu


07. 1973 - 1974Bu yılda Fenerbahçe açısından çok başarılı bir lig oldu. 30 maçın 15'ini kazanıp 2'si kaybedilirken, rakiplere 39 gol atıp 15 gol yedi. Aynı ekiple Türkiye Kupa'sını da kazandı. Cemil Turan 14 golle Gol kralı oldu.
Oynayanlar: Ilie Datcu, Yavuz Şimşek, Adil Eriç, Yılmaz Şen, Ziya Şengül, Alpaslan Eratlı, Ersoy Sandalcı, Selahattin Karasu, Cemil Turan, Osman Arpacıoglu, Mustafa Kaplakaslan, Önder Mustafaoğlu, Serkan Acar, Niyazi Gülsever, Ender Konca, Şükrü Birand, Ercan Aktuna, Fuat Saner, Kamil Güvenal, İbrahim Kaval, İhsan, İsmet Saral
TEKNİK DİREKTÖR: Waldir Pereria Didi


08. 1974 - 1975Didi'nin yönetimindeki Fenerbahçe bu yıl da şampiyon olurken, 30 maçın 15'inde maçı kazanıp, 2'sinde de mağlup olurken, 43 gol atıp 18 gol yedik.
Oynayanlar: Yavuz Şimşek, Adil Eriç, Timuçin Çuğ, Yılmaz Şen, Ziya Şengül, Alpaslan Eratlı, Ersoy Sandalcı, Erdinç Sandalcı, Selahattin Karasu, Cemil Turan, Osman Arpacıoğlu, Mustafa Kaplakaslan, Niyazi Gülsever, Serkan Acar, Ender Konca, Zafer Atamer, Aydın Çelik, Eyüp Odabaşı, Emin İlhan, Recep
TEKNİK DİREKTÖR: Waldir Pereria Didi


09. 1977 - 197830 maçın 17'sini kazanıp 5 mağlubiyet alan Fenerbahçe, 48 gol atıp 24 gol yedi. Cemil Turan 17 golle Gol kralı oldu.
Oynayanlar: Radmilo Ivançeviç, Fuat Güngör, Niyazi Gülsever, Onur Kayador, Cem Pamiroğlu, Emin İlhan, Yenal Kaçıra, Zafer Göncüler, Önder Mustafaoğlu, Radomir Antiç, Coşkun Demirbakan, Aydın Çelik, Bahri Kaya, Cemil Turan, Tuna Güneysu, Alpaslan Eratlı, Şevki Şenlen, Engin Verel, Serkan Acar, İsmail Kurşun, Halil Poçar, Naci, İbrahim
TEKNİK DİREKTÖR: Tomislav Kaloperoviç

10. 1982 - 1983Stankoviç yönetimindeki Fenerbahçe Lig ve Federasyon Kupası'nı müzesine götürdü bu sezon. 34 maçın 18'ini kazanıp 3'ünü kaybeden Fenerbahçe 43 gole karşılık 20 gol yedi. Selçuk Yula 19 golle Gol kralı oldu.
Oynayanlar: Yaşar Duran, Nurettin Yıldız, Erdoğan Arıca, Onur Kayador, Alpaslan Eratlı, Cem Pamiroğlu, Müjdat Yetkiner, Özcan Kızıltan, Osman Denizci, Mehmet Hacıoğlu, Arif Kocabıyık, Sedat Karaoğlu, Önder Çakar, Selçuk Yula, Bahtiyar Yorulmaz, İbrahim Begoviç, Fahruddin Zeyneloviç, Hasan Yıldızeli, Sertaç
TEKNİK DİREKTÖR: Branko Stankoviç



12. 1988 - 1989Fenerbahçe 103 gollük rekorlarla dolu bir şampiyonluk yaşadı. Rıdvan, Aykut, Oğuz ve diğerleriyle bütün futbolcular Veselinoviç yönetiminde büyük başarılara imza atıldı. 36 maçın 29'u galibiyetle kapanırken, sadece 1 yenilgi aldı. Rakip filelere tam tamına 103 gol atan Fenerbahçe 27 gol yedi. Aykut 29 golle de Gol Kralı oldu.
Oynayanlar: Toni Schumacher, Can Barhan, Murat, İsmail Kartal, Nezihi Tosuncuk, Müjdat Yetkiner, Şenol Ustaömeroğlu (Küçük), Turhan Sofuoğlu, Oğuz Çetin, Hakan Tecimer, Serdar Şenkaya, Erdi Demir, Rıdvan Dilmen, Hasan Vezir, Aykut Kocaman, Taygun Erdem, Ergin Parlar, Şenol Çorlu (Büyük), Sedat Karaoğlu, Bilal Güven, Durmuş Ali Çolak, Önder Çakar, Orhan Kapucu
TEKNİK DİREKTÖR: Todor Veselinoviç



13. 1995 - 1996Bu sezon da çok çekişmeli geçti. Ligin son haftasına kadar Fenerbahçe ile Trabzonspor arasında geçen mücadelede şampiyonluk 32. haftada Trabzonspor'u evinde 2-1'lik sonuçla deviren Fenerbahçe şampiyonluk ipini göğüsledi. 34 maçın 26'sında galip gelen Fenerbahçe sadece 2 yenilgi aldı. Fenerbahçe 68 gol atıp kalemizde ise sadece 19 gol görürken, 6 derbi maçında sadece 1 kez yenildi. Bu kupa Fenerbahçe icin çok büyük anlam taşıyor, çünkü bütün Türkiye'yi BÜYÜK BAŞKAN ALİ ŞEN ile yenip şampiyon oldu.
Oynayanlar: Engin İpekoğlu, Rüştü Reçber, Murat Şahin, Uche Alozia Okechukwu, Jes Högh, Emre Aşık, Tarık Daşgün, Aygün Taşkıran, Bülent Uygun, Serkan Rençber, Halil İbrahim Kara, Erol Bulut, Tayfun Korkut, Saffet Akbaş, Kemalettin Şentürk, İlker Yağcıoğlu, Oğuz Çetin, Aykut Kocaman, Dalian Atkinson, Elvir Boliç
TEKNİK DİREKTÖR: Carlos Alberto Parreira

14. 2000 - 2001Ligin son haftasına kadar Fenerbahçe ile Galatasaray arasında geçen mücadelede şampiyonluk mücadelesinde son haftaya Fenerbahçe, Galatasaray'ın önünde 3 puan ve +3 averajla girmiş durumdaydı. Son hafta Fenerbahçe Samsun deplasmanında önce 1-0 mağlup duruma düşmesine rağmen Revivo (2) ve Yusuf'un golleriyle maçı 3-1 kazanıp şampiyonluk ipini göğüslemeyi bildi. Galatasaray ise son maçında Trabzonspor'u kendi sahasında 4-0 yenmiş fakat ikincilikle yetinmek zorunda kalmıştı.
Bu sezonun en büyük güzelliği, Fenerbahçe taraftarının FENERLIST'in slogan haline getirdiği "HEP DESTEK TAM DESTEK" düşüncesinde birleşip inanılmaz bir destek vermesiydi. Bu büyük destek ve inanç, ligin 29. haftasında Fenerbahçe'nin kendi sahasında Gaziantepspor'a karşı ilk yarıyı 3-0 mağlup bitirmesine rağmen maçı ikinci yarıda attığı gollerle 4-3 almasını sağlamıştı.
Bu sezonun bir başka rekoru da Fenerbahçe'nin bu sezon kendi sahasında oynadığı tüm maçları kazanmasıydı. Aynı zamanda tarihinde ilk defa Türk teknik direktör ile şampiyonluk sevinci yaşadılar. 34 maçın 24'ünde galip gelen Fenerbahçe 6 yenilgi aldı, 4 defada berabere kaldı. Fenerbahçe 82 gol atıp kalesinde 39 gol gördü. Bu şampiyonluk aynı zamanda başkan Aziz Yıldırım'ın ilk şampiyonluktu.
Oynayanlar: Rüştü Reçber, Oğuz Dağlaroğlu, Recep Biler, Mustafa Doğan, Zoran Mirkoviç, Mirko Mirkoviç, Nikola Lazetiç, Uche Alozia Okechukwu, Abdullah Ercan, Ogün Temizkanoğlu (Kaptan), Haim Michael Revivo, Yusuf Şimşek, Samuel Johnson, Ali Mehmet Güneş, Celil Sağır, John Leshiba Mosheou, Ömer Karabacak, Serkan Özsoy, Bernt Kennet Andersson, Milan Rapaiç, Niyazi Serhat Akın, Elvir Baliç, Semih Şentürk, Erhan Uyaroğlu
TEKNİK DİREKTÖR: Mustafa Denizli

15. 2003 - 2004Ligin 33. haftasına kadar Fenerbahçe ile Trabzonspor arasında geçen mücadelede şampiyonluk mücadelesinin 33.haftasında Fenerbahçe, Denizlispor'u muhteşem bir oyunla 4-0 yendi. Galatasaray da deplasmanda Trabzonspor'u 4-2 yenince, Fenerbahçe şampiyonluğunu ilan etti. Böylece 3 yıl aradan sonra tekrar şampiyonluğu kazanarak 3.yıldızı takmaya hak kazandı. Sezonun ilk yarısının sonunda lider Beşiktaş'ın 8 puan gerisinde ikinci olarak kapatan Fenerbahçe, şampiyonluğu garantilediği 33.hafta sonunda, Beşiktaş ile arasındaki puan farkını 14'e çıkarmıştı bile. Beşiktaş'ın bu büyük çöküşü, Fenerbahçe ile Trabzonspor'u şampiyonluk mücadelesinde yalnız kalmalarına neden olmuştu. Ezeli rakip Galatasaray ise henüz ilk devrenin sonunda şampiyonluktan kopmuştu bile.


Fenerbahçe'nin şampiyonluğunda her zamanki gibi muhteşem taraftarının rolü çok büyüktü. 42.200 kişilik Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'ndaki tüm maçlarını doluya yakın oynaması rakiplerine karşı çok büyük bir avantaj sağlamıştı. Fenerbahçe bu sezon Ümit milli takımın temelini oluşturan genç oyuncuları takıma adapte ederek, gelecek vaad eden bir takım kurmuş oldu. Transfer edilen Pierre Van Hooijdonk ise şüphesiz son yıllarda yapılan en isabetli transferdi. Bir frikik ustası olan Pierre, 35 yaşına rağmen sahanın her yerine ayak basan Pierre, kariyerindeki ilk şampiyonluğu da yaşamış oldu. Sezon ortasında transfer edilen Brezilyalı yetenek Márcio Ferreira Nobre ile Van Hooijdonk ileride çok uyumlu bir ikili oluşturdular. Aynı şekilde defansta da Fabio Luciano ile Stjepan Tomas başarılı bir ikili oluşturdular.
Bu şampiyonluk aynı zamanda başkan Aziz Yıldırım'ın ikinci şampiyonluktu.

Oynayanlar: Volkan Demirel, Recep Biler, Robert Enke, Ümit Özat (Kaptan), Fatih Akyel (2.Kaptan), Fabio Luciano, Stjepan Tomas, İsmail Güldüren, Mahmut Hanefi Erdoğdu, Ivailo Rumenov Petkov, Servet Çetin, Mehmet Alper Akıcı, Ali Mehmet Güneş, Niyazi Serhat Akın, Selçuk Şahin, Mehmet Yozgatlı, Yusuf Şimşek, Erhan Albayrak, Hakan Bayraktar, Kemal Aslan, Marco Aurelio Brito Dos Prazeres, Tuncay Şanlı, Serhi Rebrov, Olcan Adın, Petrus Ferdinandus Johannes Van Hooijdonk, Márcio Ferreira Nobre, Semih ŞentürkTEKNİK DİREKTÖR: Christoph Daum

16. 2004 - 2005Ligin 33. haftasına Fenerbahçe, ezeli rakibi Galatasaray'ın 4 puan önünde lider olarak girdi. 33.haftada Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda karşılaşan Fenerbahçe ile Galatasaray, 90 dakikalık kıyasıya bir mücadeleye girdiler. Numaralı tribünün dere tarafındaki üçte birlik bölümü yeniden yapım aşamasında yıkılmış olduğu için 36.000 kişilik kapasiteye düşen statta, maçtan 1-0 galip ayrılan Fenerbahçe Türkiye Süper Ligi'ndeki 16. şampiyonluğunu ilan ediyordu. Böylece 1959'daki ilk şampiyonluktan 46 yıl sonra Galatasaray'ı yendiği bir maçta, şampiyonluk turu atma imkanı oldu. Galatasaray'ın aldığı bu mağlubiyet hem onların şampiyonluk iddiasını sona erdirirken, hem de 33.hafta sonunda ligde Trabzonspor'un ardından üçüncülüğe düşerek, Şampiyonlar Ligi'ne katılma durumlarını tehlikeye sokuyordu.
Fenerbahçe'de aldığı bu şampiyonlukla 30 yıl aradan sonra, 1.lig tarihinde de 3.defa iki sene üst üste şampiyon olma unvanını alıyordu.

Fenerbahçe'nin şampiyonluğunda takımını hiç yalnız bırakmayan muhteşem seyircisinin yanı sıra, attığı gollerin yarısında gol ve asist olarak imzasını atan bu sezon başında transfer edilmiş Brezilyalı Alexsandro De Souza'nın payı şüphesiz çok büyüktü. Defansta da bir sezon önce çok fazla forma şansı bulamamış Servet Çetin'in takımda başarılı bir performans sergilemesi, Fabio Luciano ile stoperde uyumlu bir ikili oluşturmaları ve tabii ki kaleci Rüştü Reçber'in 1 sene arayla, kiralık olarak da olsa takıma geri dönmesi başarıyı perçinledi.
Bir sezon önce transfer edilmiş birçok genç yetenek bu sezon daha da tecrübe kazanarak birbirlerine kenetlenmiş, istatistiklerde geçtiğimiz sezonki başarılı hücüm güçlerini koru*****, top hakimiyet ve top kapma gibi özelliklerinde de büyük gelişmeler sağla*****, komple bir takım olma yolunda büyük adımlar kaydetmişlerdi.
Bu sezon katıldıkları Şampiyonlar Ligi D Grubunda 9 puanla 3. olup elenmelerine rağmen mücadele güçleri ve tecrübesizliklerine rağmen topladıkları puanlarla ilerisi için ümit vaadediyorlardı.
Bu şampiyonluk aynı zamanda başkan Aziz Yıldırım'ın üçüncü şampiyonluktu.


Oynayanlar: Rüştü Reçber, Volkan Demirel, Recep Biler, Önder Turacı, Fabio Luciano, Servet Çetin, Fabiano Lima Rodriquez, Mahmut Hanefi Erdoğdu, Deniz Barış, Ümit Özat (Kaptan), Fatih Akyel, Serkan Balcı, Alexsandro De Souza, Selçuk Şahin, Kemal Aslan, Mehmet Yozgatlı, Marco Aurelio Brito Dos Prazeres, Taylan Işıldar, Gürhan Gürsoy, Tuncay Şanlı (3.Kaptan), Murat Hacıoğlu, Petrus Ferdinandus Johannes Van Hooijdonk (2.Kaptan), Niyazi Serhat Akın, Semih Şentürk, Márcio Ferreira Nobre, Nicolas Sebastien AnelkaTEKNİK DİREKTÖR: Christoph Daum
Logged

Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için...
Vuslatımı takdir et... Canımı kabul buyur aşk'ına...

Duam Sanadır Rabb'im !...
Selâmım En Sevgili'ye !...

Bakmayın çevremi kuşatanlara;
Hüznün, yalnızlığın yazarıyım ben !...
Z£LaL
*MeVSiM*

*ÇiLe-KeŞ*

SN Paylaşımcısı

*


Üye No : 845

Yaş : 1

Cinsiyet : Bayan

Nerden :

Konu  : 504

Mesaj : 2114

Popülerlik: 29
*NeFReT*
WWW
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #2 : Eylül 09, 2007, 14:12:51 »

güzel paylaşım  Papatya Severmisin bir populerlik benden Çoook Mutlu
Logged

NoKTa (.)
z£LaL

¯`'•.«cHaRm£D».•'´¯

Super Moderatör

*


Üye No : 104

Yaş : 19

Nerden :

Konu  : 1151

Mesaj : 7235

Popülerlik: 68
¤ۣۜ..¤|K|ü|B|R|A|¤ۣۜ..¤ ღ мuтluluquη вaѕкєηтĩ ღ
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #3 : Eylül 09, 2007, 14:15:35 »

teşekkür ederim efendim   Utandırdın
Logged

Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için...
Vuslatımı takdir et... Canımı kabul buyur aşk'ına...

Duam Sanadır Rabb'im !...
Selâmım En Sevgili'ye !...

Bakmayın çevremi kuşatanlara;
Hüznün, yalnızlığın yazarıyım ben !...
Z£LaL
*MeVSiM*

*ÇiLe-KeŞ*

SN Paylaşımcısı

*


Üye No : 845

Yaş : 1

Cinsiyet : Bayan

Nerden :

Konu  : 504

Mesaj : 2114

Popülerlik: 29
*NeFReT*
WWW
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #4 : Eylül 09, 2007, 14:30:35 »

Kulübümüzün Başkanları

Nurizade Ziya Songülen 1907-1908
Ayetullah Bey 1908-1909
Tevfik Haccar Taşçı 1909-1910
Osman Fuat Efendi 1911
Hamit Hüsnü Kayacan 1912-1914
Salih Hulusi Kezrak 1914-1915
Mehmet Sabri Toprak 1915-1916
Dr.Nazım Bey 1916-1918
Refik Ahmet Nuri Sekizinci 1918-1920
Ömer Faruk Efendi 1920-1923
Mehmet Sabri Toprak 1923-1924
Nasuhi Baydar 1924-1925
Ali Naci Karacan 1925-1927
Muvaffak Menemencioğlu 1927-1932
Sait Selahattin Cihanoğlu 1932-1933
Hayri Cemal Atamer 1933-1934
Mehmet Şükrü Saraçoğlu 1934-1950
Ali Muhittin Hacı Bekir 1950-1951
Osman Kavrakoğlu 1951-1953
Bedii Yazıcı 1953-1954
Osman Kavrakoğlu 1954-1955
Zeki Rıza Sporel 1955-1958
Agah Erozan 1958-1960
Medeni Berk 1960
Hasan Kamil Sporel 1960-1961
Razi Trak 1961-1962
Dr. İsmet Uluğ 1962-1966
Faruk Ilgaz 1966-1974
Emin Cankurtaran 1974-1976
Faruk Ilgaz 1976-1980
Razi Trak 1980-1981
Ali Şen 1981-1983
Faruk Ilgaz 1983-1984
Fikret Arıcan 1984-1986
Tahsin Kaya 1986-1989
Metin Aşık 1989-1993
Güven Sazak 1993-1994
Hasan Özaydın 1994
Ali Şen 1994-1998
Aziz Yıldırım 1998-...


Kulübümüzün Teknik Adamları

1907-1911: Dalaklı Hüseyin
1911-1915: Galip Kulaksızoğlu
1915-1921: Fuat Hüsnü Kayacan
1921-1924: Mustafa Elkatipzade
1924-1926: Sami Coşar
1926-1929: Hikmet Mocuk
1929-1932: Necmettin Çakan
1932-1935: Jozsev Seveng
1935-1938: James Elliot
1938-1939: Jozsev Seveng
1939-1941: G. Nemetz (3 ay)
1941-1944: John Prayer
1945-1947: Fikret Arıcan
1947-1948: Ignace Molnar
1948-1949: Cihat Arman
1949-1951: Peter Molloy
1951-1951: James Mc.Cormick (2 ay)
1951-1953: Laszlo Szekelly
1953-1955: Zarko Mihailoviç
1955-1955: Imre Markos
1955-1956: Fikret Arıcan
1956-1957: Laszlo Szekelly
1957-1959: Ignace Molnar
1959-1960: Mehmet Reşat Nayır
1960-1961: Laszlo Szekelly
1961-1962: Necdet Erdem
1962-1964: Miroslav Kokotoviç
1964-1965: Oscar Hold
1965-1966: Necdet Erdem
1966-1967: Abdullah Gegiç
1967-1968: Ignace Molnar
1969-1970: Trian Ionescu
1970-1971: Constantin Teasca
1971-1972: Sabri Kiraz
1972-1975: Waldir Pereria Didi
1975-1976: Abdullah Gegiç - Necdet Niş
1976-1976: Abdullah Gegiç
1976-1978: Tomislav Kaleperoviç
1978-1979: Necdet Niş
1979-1979: Şükrü Ersoy
1979-1980: Ziya Şengül
1980-1982: Friedel Rausch
1982-1982: Enver Katip (2 ay)
1982-1984: Branko Stankoviç
1984-1985: Todor Veselinoviç
1985-1986: Kalman Meszoly
1986-1986: Ziya Şengül
1986-1987: Branko Stankoviç
1987-1987: Yılmaz Yücetürk
1987-1988: Paul Csernai
1988-1988: Ercan Aktuna
1988-1990: Todor Veselinoviç
1990-1990: Ömer Kaner (3 maç)
1990-1991: Guus Hiddink
1991-1991: Erol Togay (3 maç)
1991-1991: Tınaz Tırpan (2 ay)
1991-1993: Josef Venglos
1993-1995: Holger Osieck
1995-1995: Tomislav Iviç
1995-1996: Carlos Alberto Parreria
1996-1997: Sebastiano Lazaroni
1997-1997: Todor Veselinoviç
1997-1998: Otto Bariç
1998-1999: Joachim Löw
1999-1999: Rıdvan Dilmen (4 ay)
1999-2000: Zdenek Zeman (3 ay)
2000-2000: Turhan Sofuoğlu (5.5 ay)
2000-2001: Mustafa Denizli (1.5 sene, 24 Aralık 2001)
2002-2002: Werner Lorant (3 Ocak 2002-9 Aralık 2002)
2002-2003: Ahmet Oğuz Çetin (10 Aralık 2002-7 Nisan 2003)
2003-2003 : Tamer Güney (7 Nisan 2003-2 Haziran 2003)
2003-2006 : Christoph Daum (2 Haziran 2003-)
2006-... : Zicko

"Fenerbahçe Kulübünün her tarafa mazhar-ı takdir olmuş bulunan asari mesaisini işitmiş ve bu Kulübü ziyaret ve erbab-ı himmeti tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifası ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdirat ve tebrikatımı buraya kayd ile mübahiyim."

5.5.1334

ORDU KUMANDANI
Mustafa Kemal Atatürk



FENERBAHÇE'NİN MENAJER VE FUTBOL ŞUBE SORUMLULARI

1964-1965 Halit Deringör (İdari Menajer)
1981-1982 Basri Dirimlili (İdari Menajer)
1987-1988 Ömer Kaner (İdari Menajer)
1988-1989 Metin Aşık (Futbol Şube Sorumlusu), Ömer Kaner (Teknik Menajer)
1989-1990 Selim Soydan (İdari Menajer) (6 Mart 1990'da başladı), Metin Aşık (Futbol Şube Sorumlusu) (Aralık 1989'da bıraktı), Mehmet Özbek (Futbol Şube Sorumlusu) (Aralık 1989'da başladı)
1990-1991 Selim Soydan (İdari Menajer)
1991-1992 Ercan Aktuna (İdari Menajer), Aziz Yıldırım (Futbol Şube Sorumlusu)
1992-1993 Aziz Yılmaz (Futbol Şube Sorumlusu) (13 Ağustos 1992'de başladı), Ömer Kaner (Teknik Menajer)
1993-1994 Cemil Turan (Futbol Şube Sorumlusu)
1994-1995 Cemil Turan (İdari Menajer) (Mart 1994-18 Eylül 1994), Yılmaz Yücetürk (İdari Menajer) (19 Eylül 1994'de başladı)
1995-1996 Zafer Göncüler (İdari Menajer), Selim Soydan (Futbol Şube Sorumlusu)
1996-1997 Zafer Göncüler (İdari Menajer) (6 Şubat 1997'de ayrıldı), Rıdvan Dilmen (İdari Menajer) (7 Şubat 1997-31 Mayıs 1997)
1997-1998 Vefa Küçük (Futbol Şube Sorumlusu)
1998-1999 Ali Yıldırım (Futbol Şube Sorumlusu)
1999-2000 Cemil Turan (İdari Menajer) (20 Şubat 2000'de ayrıldı), Selim Soydan (İdari Menajer) (20 Şubat 2000-30 Mayıs 2000) Ali Yıldırım (Futbol Şube Sorumlusu) (20 Şubat 2000'de ayrıldı), Şadan Kalkavan (Futbol Şube Sorumlusu) (20 Şubat 2000-30 Mayıs 2000)
2002-2003 Kemal Dinçer (İdari Menajer) (12 Temmuz 2002-6 Aralık 2002), Volkan Ballı (İdari Menajer) (28 Şubat 2003- ) Saadettin Saran (Futbol Şube Sorumlusu) (10 Aralık 2002-25 Nisan 2003)
2003-2004 Volkan Ballı (İdari Menajer)


FENERBAHÇE'NİN ALDIĞI KUPALAR
RESMİ KUPALAR


1 - 1911 - 1912 İSTANBUL FUTBOL LİGİ Galip Kulaksızoğlu
2 - 1913 - 1914 İSTANBUL FUTBOL LİGİ Galip Kulaksızoğlu
3 - 1914 - 1915 İSTANBUL FUTBOL LİGİ Galip Kulaksızoğlu
4 - 1920 - 1921 CUMA LİGİ Fuat Hüsnü Kayacan
5 - 1922 - 1923 CUMA LİGİ Msutafa Elkatipzade
6 - 1929 - 1930 İSTANBUL FUTBOL LİGİ Necmettin Çakar
7 - 1930 - İSTANBUL ŞİLDİ Necmettin Çakar
8 - 1932 - 1933 İSTANBUL FUTBOL LİGİ Josef Şvenk
9 - 1933 - TÜRKİYE AMATÖR Josef Şvenk
10 - 1934 - İSTANBUL ŞİLDİ Josef Şvenk
11 - 1934 - 1935 İSTANBUL FUTBOL LİGİ James Elliot
12 - 1935 - TÜRKİYE AMATÖR James Elliot
13 - 1935 - 1936 İSTANBUL FUTBOL LİGİ James Elliot
14 - 1936 - 1937 İSTANBUL FUTBOL LİGİ James Elliot
15 - 1937 - MİLLİ KÜME James Elliot
16 - 1938 - İSTANBUL ŞİLDİ Josef Şvenk
17 - 1939 - İSTANBUL ŞİLDİ Josef Şvenk
18 - 1940 - MİLLİ KÜME G. Nemetz
19 - 1943 - MİLLİ KÜME John Prayer
20 - 1943 - 1944 İSTANBUL FUTBOL LİGİ John Prayer
21 - 1944 - TÜRKİYE AMATÖR John Prayer
22 - 1945 - İSTANBUL KUPASI Fikret Arıcan
23 - 1945 - MİLLİ KÜME Fikret Arıcan
24 - 1945 - BAŞBAKANLIK KUPASI Fikret Arıcan
25 - 1946 - MİLLİ KÜME Fikret Arıcan
26 - 1946 - BAŞBAKANLIK KUPASI Fikret Arıcan
27 - 1946 - 1947 İSTANBUL FUTBOL LİGİ Fikret Arıcan
28 - 1947 - 1948 İSTANBUL FUTBOL LİGİ Ignace Molnar
29 - 1950 - MİLLİ KÜME Peter Molley
30 - 1950 - BAŞBAKANLIK KUPASI Peter Molley
31 - 1952 - 1953 İSTANBUL PROFOSYONEL LİGİ Laszio Szekely
32 - 1956 - 1957 İSTANBUL PROFOSYONEL LİGİ Laszio Szekely
33 - 1958 - 1959 İSTANBUL PROFOSYONEL LİGİ Ignace Molnar
34 - 1959 - TÜRKİYE LİGİ Mehmet Reşat Nayır
35 - 1960 - 1961 TÜRKİYE LİGİ Laszio Szekely
36 - 1963 - 1964 TÜRKİYE LİGİ Kokotoviç
37 - 1964 - 1965 TÜRKİYE LİGİ Oscar Hold
38 - 1964 - 1965 ATATÜRK KUPASI Oscar Hold
39 - 1966 - 1967 BALKAN KUPASI Abdullah Gegiç
40 - 1966 - 1967 SPOR-TOTO KUPASI Abdullah Gegiç
41 - 1967 - 1968 TÜRKİYE LİGİ Ignace Molnar
42 - 1967 - 1968 FEDERASYON KUPASI Ignace Molnar
43 - 1968 - CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI Ignace Molnar
44 - 1969 - TSYD KUPASI Trian Ionescu
45 - 1969 - 1970 TÜRKİYE LİGİ Trian Ionescu
46 - 1973 - BAŞBAKANLIK KUPASI Waldir Pereira Didi
47 - 1973 - CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI Waldir Pereira Didi
48 - 1973 - TSYD KUPASI Waldir Pereira Didi
49 - 1973 - 1974 FEDERASYON KUPASI Waldir Pereira Didi
50 - 1973 - 1974 TÜRKİYE LİGİ Waldir Pereira Didi
51 - 1974 - 1975 TÜRKİYE LİGİ Waldir Pereira Didi
52 - 1975 - CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI Waldir Pereira Didi
53 - 1975 - TSYD KUPASI Waldir Pereira Didi
54 - 1976 - TSYD KUPASI Abdullah Gegiç
55 - 1977 - 1978 TÜRKİYE LİGİ Toma Kaloperoviç
56 - 1978 -TSYD KUPASI Toma Kaloperoviç
57 - 1978 - 1979 FEDERASYON KUPASI Necdet Niş
58 - 1979 - 1980 TSYD KUPASI Ziya Şengül
59 - 1980 - BAŞBAKANLIK KUPASI Ziya Şengül
60 - 1980 - TSYD KUPASI Friedel Rausch
61 - 1982 - SİLAHLI KUVVETLER DONANMA VAKFI Branko Stankoviç
62 - 1982 - TSYD KUPASI Branko Stankoviç
63 - 1982 - 1983 TÜRKİYE LİGİ Branko Stankoviç
64 - 1982 - 1983 FEDERASYON KUPASI Branko Stankoviç
65 - 1983 - SİLAHLI KUVVETLER DONANMA VAKFI Branko Stankoviç
66 - 1984 - SİLAHLI KUVVETLER DONANMA VAKFI Todor Veselinoviç
67 - 1984 - CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI Todor Veselinoviç
68 - 1984 - 1985 TÜRKİYE LİGİ Todor Veselinoviç
69 - 1985 - SİLAHLI KUVVETLER DONANMA VAKFI Todor Veselinoviç
70 - 1985 - CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI Todor Veselinoviç
71 - 1985 - TSYD KUPASI Todor Veselinoviç
72 - 1986 - TSYD KUPASI Todor Veselinoviç
73 - 1988 - 1989 TÜRKİYE LİGİ Todor Veselinoviç
74 - 1989 - BAŞBAKANLIK KUPASI Todor Veselinoviç
75 - 1990 - CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI Ömer Kaner
76 - 1993 - BAŞBAKANLIK KUPASI Holger Osieck
77 - 1994 - TSYD KUPASI Holger Osieck
78 - 1995 - TSYD KUPASI Carlos Alberto Parreira
79 - 1995 - 1996 TÜRKİYE LİGİ Carlos Alberto Parreira
80 - 1998 - BAŞBAKANLIK KUPASI Otto Bariç
81 - 1998 - ATATÜRK KUPASI Joachim Löw
82 - 2000 - 2001 TÜRKİYE LİGİ Mustafa Denizli
83 - 2003 - 2004 TÜRKİYE LİGİ Christoph Daum
84 - 2006 - 2007 TÜRKİYE LİGİ  Zicko


ÖZEL KUPALAR

1 - 1913 - 1914 Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Kupası
2 - 1920 - 1921 Union Clup Kupası
3 - 1920 - 1921 Turnuva Kupası
4 - 1920 - 1921 Şehzade Abdülhalim Kupası
5 - 1921 - 1922 Hilaliahmer Kupası
6 - 1921 - 1922 Türkiye İdman Cemiyeti Kupası
7 - 1923 - 1924 Spor Alemi Kupası
8 - 1923 - 1924 General Harrington Kupası
9 - 1925 - 1926 Teyyare Cemiyeti Kupası
10 - 1936 - 1936 19 Mayıs Stad Kupası
11 - 1939 - 1940 Cumhuriyet Bayaramı Kupası
12 - 1947 - 1948 Makbut Cemiyeti Kupası
13 - 1948 - 1949 İzmir Fuar Kupası
14 - 1949 - 1950 Son Saat Kupası
15 - 1950 - 1951 Gazeteciler Cemiyeti Kupası
16 - 1951 - 1952 Eva Peron Kupası
17 - 1952 - 1953 Akın Gazetesi Kupası
18 - 1952 - 1953 Fuar Kupası
19 - 1952 - 1953 Ege Expres Kupası
20 - 1952 - 1953 Çanakkale Abide Kupası
21 - 1953 - 1954 Embros Gazetesi Kupası
22 - 1953 - 1954 Atatürk Stadı Kupası
23 - 1953 - 1954 Fuar Kupası
24 - 1953 - 1954 Ankara Telgraf Kupası
25 - 1954 - 1955 Doğubank Kupası
26 - 1955 - 1956 Üçler Dostluk Kupası
27 - 1957 - 1958 19 Mayıs Stadı 2.Kupası
28 - 1957 - 1958 Mülkiye Kupası
29 - 1958 - 1959 Bursa Yangını Kupası
30 - 1958 - 1959 Vali Dilaver Argun Kupası
31 - 1959 - 1960 Adana Kupası
32 - 1959 - 1960 Cemal Gürsel Kupası
33 - 1965 - 1966 Ali Sami Yen Kupası
34 - 1972 - 1973 Zafer Kupası
35 - 1973 - 1974 Hasan Tahsin Kupası
36 - 1974 - 1975 Silahlı Kuvvetler Kupası
37 - 1974 - 1975 1. Zafer Kupası
38 - 1975 - 1976 2. Zafer Kupası
39 - 1976 - 1977 Van Depremi Kupası
40 - 1980 - 1981 Berlin Kupası
41 - 1980 - 1981 Vatan Kupası
42 - 1981 - 1982 Westfalya Kupası



ALINAN KUPA SAYISI

İSTANBUL FUTBOL LİGLERİ 16
İSTANBUL ŞİLDİ 4
İSTANBUL KUPASI 1
MİLLİ KÜME 6
TÜRKİYE FUTBOL ŞAMPİYONASI 3
SPOR-TOTO KUPASI 1
DONANMA KUPASI 4
BALKAN KUPASI 1
TSYD KUPASI 12
BAŞBAKANLIK KUPASI 8
CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI 6
TÜRKİYE + FEDERASYON KUPASI 4
ATATÜRK KUPASI 2
TÜRKİYE 1. LİGİ 16
TOPLAM 83


REKORLARIMIZ

- Fenerbahçe bir sezonda hiç gol yemeden şampiyon olup bir DÜNYA REKOR'u kırdı. (1922-1923)
- Fenerbahçe tarihinde 83 kez resmi lig ve kupa şampiyonu olup en çok şampiyon olan takım olmuştur. Fenerbahçe'yi 75 şampiyonlukla Galatasaray izliyor.
- Fenerbahçe Resmi ve Resmi olmayan Kupalarla Türkiye'de en fazla Kupaya sahip olan takımdır. (Futbol: 124 kupa) Fenerbahçe Ayrıca Tüm Sporların toplam kupalarında da Türkiye'de en fazla kupaya sahip olan kulüptür.
- Fenerbahçe ayrıca tüm sporların toplam kupalarında da Türkiye'de en fazla kupaya sahip olan kulüptür.
- Fenerbahçe Türkiye Profesyonel 1. Futbol liginde ilk şampiyonluğu yaşayan takımdır.
- Fenerbahçe 1967 yılında Balkan Kupasını ilk kazanan Türk takımı oldu.
- Fenerbahçe 1967-1968 yılında tam 5 kupa birden kazanarak bir rekora imza attı. (Lig şampiyonluğu, Türkiye kupası, Cumhurbaşkanlığı, Spor-Toto ve Balkan kupası)
- Fenerbahçe ayrıca 1969-1970 sezonunda kalesinde sadece 6 gol görerek, çok büyük bir rekora daha imza attı.
- Fenerbahçe 1988-1989 Sezonunda Rakip Kalelere 36 maçta tam 103 gol göndererek Türkiye Liglerinde bir sezonda en fazla gol atan takım unvanına
Logged

NoKTa (.)
*MeVSiM*

*ÇiLe-KeŞ*

SN Paylaşımcısı

*


Üye No : 845

Yaş : 1

Cinsiyet : Bayan

Nerden :

Konu  : 504

Mesaj : 2114

Popülerlik: 29
*NeFReT*
WWW
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #5 : Eylül 09, 2007, 14:31:27 »


Amblem
Bugün yüzbinlerce göğsü süsleyen Fenerbahçe Kulüp Rozeti 1910 yılında, kulübümüzün 33 numaralı azası ve devrinin Penaltı Kralı olarak bilinen sol açık Topuz Hikmet tarafından çizildi, Tevfik Haccar (Tasçı) tarafından Almanya’da yapıldı. Beş renkten oluşan rozette Fenerbahçe Spor Kulübü 1907 yazısını taşıyan beyaz çerçeve temizlik ve açık yürekliliğin , kırmızı ton sevgi ve bağlılığın ifadesi olup bayrağımızı sembolize eder. Ortada bulunan sarı lacivert kalp şeklindeki sarı, Fenerbahçe’ye duyulan gıpta ve kıskançlığı, lacivert ise soyluluğu tasvir eder. Bu iki renk arasından yükselen palamut dalı ise, Fenerbahçelilik’in kudret ve kuvvetinin ifadesidir. Yeşil renk ise yükselen bu kudret için başarının mukadder oluşunu gösterir.

Topuz Hikmet rozetimizin hikayesini şöyle anlatır :
Kulübümüzün rengi sarı-beyazdan sarı-laciverte çevrildikten sonra bu yeni renklerimizle bezenmiş bir rozet yaptırılması işi bahis mevzuu oldu. Arkadaşlarım bu rozetin çizilmesini bana bıraktılar.

İlk önce bayrağımızın renkleri kırmızı ile beyazı bir araya getirdim. Sonra kırmızı üzerine bir kalp şekli çizerek bunu sarı-laciverte boyadım ve üzerine de metanet, kuvvet ve sağlamlığın ifadesi olan meşe dalını resmettim. Beyaz kısma da kulübümüzün ismini ve tesis tarihini yazdım. Rozetimizi çizerken, ona şu manayı vermeye çalıştım; ’Kalpten gelen bir bağımlılıkla bu kulübe hizmet etmek’.

Çizdiğim şekil arkadaşlar tarafından beğenildi ve yeni rozetlerimiz o tarihlerde Almanya’da bulunan arkadaşımız Tevfik Haccar’ın delaletiyle orada yaptırıldı. Yeni harflerin kabulünden sonra aynı şekilde muhafaza edildi. Sadece ’Fenerbahçe Spor Kulübü - 1907’ yazısı yeni harflerle tebdil olundu.



Fenerbahçemizin ilk ambleminin renklendirilmiş hali..
Logged

NoKTa (.)
*MeVSiM*

*ÇiLe-KeŞ*

SN Paylaşımcısı

*


Üye No : 845

Yaş : 1

Cinsiyet : Bayan

Nerden :

Konu  : 504

Mesaj : 2114

Popülerlik: 29
*NeFReT*
WWW
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #6 : Eylül 09, 2007, 14:32:20 »



Kuruluş yılı: 1907

Kurulduğu Yer: Moda'da Beşbıyık Sokağı 3 numaralı evin alt katı.

Kurucular: Fenerbahçe Spor Kulübü, Nurizade Ziya Songülen Bey, Osmanlı Bankası memurlarından Ayetullah Bey, Bahriye Mektebi talebesi Necip Okaner Bey, Hindli namıyla anılan Asaf Beşpınar Bey ve Enver Yetkiner tarafından kurulmuştur.

Renkleri: Sarı Lacivert

Amblem:





Fenerbahçe Kulübü'nün ilk amblemi, Fenerbahçe burnundaki ışık saçan beyaz feneri, renkleri ise sarı ile beyaz olmuştu. Ancak, kulüp mensupları bunu tatminkar bulmadıkları gibi, anlam bakımından da içinde bulunulan monarşi rejimini tehdit edici sayılabileceği endişesi ile kısa sürede iptal etti. 1910 yılında Fenerbahçeliler arasında resim çizmede maharetiyle tanınan futbolcu solaçık Hikmet (Topuz)'in çizdiği (bugünkü) amblem ise herkesin beğenisini kazandı ve kabul edilerek bugünlere kadar da ulaştı. İşte "sarı ve lacivert" ağırlık içinde olmak üzere 5 renkten oluşan amblem ve şu anlamları taşımaktaydı; "FENERBAHÇE SPOR KULUBÜ 1907" yazılı beyaz yuvarlak çerçeve, temizlik ve açık yüreklilik ifadesiydi. Kırmızı fon ise, safiyet ve Fenerbahçeliler arasındaki sevgi ve bağlılığı belirtirken bu arada bayrağımızı da sembolize etmekte, ortadaki sarı renk Fenerbahçe için duyulan gıpta ve kıskançlığı, kalp şeklindeki lacivert renk asaleti temsil etmekteydi. Sarı lacivert renkler içinde yükselen palamut dalı Fenerbahçelilik güç ve kudretini sembolize etmekte, yeşil renk ise yükselen bu kudret için başarının gerekli olduğunu açıklamaktaydı. Böylece "milli renkler arasında doğan Fenerbahçe"nin, sarı ile lacivert renkler beraberindeki bu amblemi üyelerce de kabul gördüğünden, klişesi İngiltere'ye Manchester şehrine yollanmış ve Fenerbahçe Spor Kulübü'nün bugünkü rozeti olarak ilk kez 1910 yılında yaptırılmıştı. Rozet; 1929 yılından itibaren üzerindeki eski Türkçe harfleri yeni Türkçe harflere bırakmış ve manada önemli etki yapmayacak ufak tefek değişikliklerle de günümüze kadar aynı şekli muhafaza ederek gelmiştir.


 

TARİHÇE BÖLÜM - 1 -

FENERBAHÇE'NİN TARİHÇESİ

Kadıköy ve Fenerbahçesi;


İstanbul'un Kadıköy yakası; Allah'ın, yeryüzünü yaratırken kesinlikle ayrıcalıklı davrandığı bir eşsiz yöre... Tarihlerin henüz 1900 yılına ulaşmadığı İstanbul'da, Kalamış'ıyla



Fenerbahçe'siyle, Caddebostan'ı Suadiye'si Moda'sı ile adeta bir rüya beldesi... Göz alabildiğine bomboş arsalarla yemyeşil çayırlara sahip bu yörede, doğanın insanları spor yapmak için sanki teşvik ettiği yıllar...

Ve de, İstanbul'un silüeti deniz üzerinde uzaklardan perde perde yansıyıp dalgalanırken, Fenerbahçe Burnu'nda yanıp sönerek yol gösteren bir fener Türk sporuna önderlik edeceği bir kulübe sembol olmanın da gururu içinde, Adalar'a, Marmara'ya, daha da ötesi uzak yıllara doğru aynı şevkle ışık saçacağı günlerin özlemi ile çakıp durmaya başlamıştı sanki... Ve de Kadıköy, o dönemlerde en güzel semti olan Fenerbahçesi'nin bağrından çıkaracağı takımını önce yakınlara, sonra da yarınlara armağan edeceği günleri bekliyordu gayri...


 

Kuşdili Çayırında İlk Futbol Oyunu;




İlk futbol oyununun, bugünkü anlamıyla ilk kez 1823 yılında İngiltere'de oynanmaya başlamasının üzerinden neredeyse yıllar ve yıllar geçmişti. Nihayet tarihler 1890'lı yıllara ulaştığında, Moda'da oturan İngiliz'ler de bu keyifli spordan iyice etkilenmiş ve o yemyeşil arsaların bulunduğu Kadıköy'ün geniş alanlarında, futbolu oynamaya başlamışlardı. Seyri çok keyifli bu oyunun, çevredeki Türk gençlerinde de ilgi uyandıracağı ve de bu sporu onlara sevdireceği pek tabii idi ve hatta da kaçınılmazdı. Ama ne var ki, o sıralarda süren monarşi rejimi nedeniyle Müslüman Türkler için cemiyet kurmanın ve hatta mevcut cemiyetlere dahi üye olmanın yasak olmasından dolayı, Kadıköy Çayırlarında top koşturan İngiliz gençlere yine ancak Rum gençleri eşlik edebilmekteydi. Yine de, hemen her akşamüstü bilhassa Kuşdili Çayırında yapılan bu futbol maçları ya da antrenmanları, Kadıköy halkının büyük bir kesiminin ilgisini çekmekte, genellikle akşamüstleri zevk için de olsa oynanan bu futbol oyunu için, Kalamış'tan, Moda'dan, Kuyubaşı'ndan, ve hatta Haydarpaşa civarlarından gelecek öbek öbek halkı, gününe ve hava durumuna göre küçük ya da büyük kümeler halinde bu oyunu seyretmeye yöneltmekteydi. Kadıköy halkının ekserisi ikindi sularında ayaklanır, günlerden Cuma ve Pazar değilse yani Kurbağalıdere'nin kenarındaki salaş tiyatroda Komik Hasan'ın tuluat kumpanyası oynanmıyorsa Kuşdili Çayırı'na doğru yola koyulurlardı. Yok, eğer günlerden Cuma ya da Pazar ise de, Moda'ya doğru ya da şimdiki Fenerbahçe Stadyumu'nun bulunduğu Papazın Çayırı'na doğru yola koyulurlardı.

Omuzdaş kılıklı, burma bıyıklı tüylü tüysüz gençler, yanlarında boy boy çocuklarla hanım nineler ve de orta yaşlı hatunlar, Arap bacılar, ahretlikler, kahvede pineklemekten usanan efendi kişiler, burada çayırı çepeçevre kuşatır, kadınlar getirdikleri kilimleri yayarlar, erkeklerin kimi toprağa bağdaş kurar, kimi büyükçe bir taşa oturur, kimi ayakta dururdu. Sucusu, dondurmacısı, kağıt helvacısı, simitçisi, baloncusu, Eyüp oyuncakçısı velhasılı satıcıların her çeşidi burada arzı endam eyler, burayı adeta panayır yerinden farksız kılardı. Ortadaki saha olacak alanda ise, kapı gibi gövdeli, başları açık, renk renk gömleklerinin kolları sıvalı, göğüsleri fora, bacaklarından dizkapaklarına kadar şortlu bir alay adam soluk soluğa koşuşurlar, birbirlerine çarpıp çarpıp, alt alta üst üste mecelleşirler, güya da top oynarlardı. Oynanan bu futbollardan örnek alan bazı gençler, Kadıköy'ündeki arsalarda ya da geniş çayırlarda onlar gibi top oynamaya heveslenir, karman çorman bir biçimde, bir harradır bir gürradır gider, topa en çok vuranla onu en havalara yükselten erbab sayılırdı. Ne var ki bir süre sonra, bir başka deyişle 1900'lü yıllara iyice yaklaşılmasıyla birlikte, Moda'da oturan İngiliz gençlerinin artık modern futbolu oynamaya başlamaları ve dolayısıyla da oynadıkları futbolu daha seyredilir bir halde sunmaları, kendilerini hayran hayran seyreden Kadıköy'lü gençlerin yüreklerinde birtakım kıpırdanmalara sebep oluyor, onlar gibi organize bir takım kurma isteklerini ise, vazgeçilemez bir tutkuya dönüştürmeye başlıyordu.


 

Kadıköy Football Association ;




1890'lı yıllarda İstanbul Moda'da yaşayan İngiliz ailelerinden La Fontaine, Giraud, Whittall, Charnaud, Pears, Armitage aileleri Kadıköy ve Moda'nın çayırlarında kendi aralarında bu oyunu yeni yeni oynamaya başladıklarında, İzmir'de yaşayan İngiliz aileleri, Bornova çayırlarında bu oyunu çoktan oynamaya başlamışlardı bile. Zira sosyal ve idari bakımdan payitaht İstanbul'a uzak ve rahat iki şehir olan Selanik ile İzmir, 1870'li yıllarda Osmanlı'nın futbol oyunu için ilk taraftar bulduğu toprakları oluyor, futbol oyunu o dönemlerde dini inançların da etkisi ile Müslüman Türkler arasında gelişemediğinden, böylece de Osmanlı toprakları üzerinde ilk defa gayrimüslim ve levanten (ülkede yerleşmiş bulunan yabancı uyruklu) vatandaşlar tarafından oynanıyordu.

Moda'da futbolla tanışan ilk ailelerin İstanbul'da İngiltere elçiliği personeli görevlileriyle aralarında yaptıkları maç rekabetini, 1894 yılında İzmir'de "Football Club Smyrne"nin kurulması ile birlikte İstanbul - İzmir rekabeti izlemeye başlıyordu. İzmir'de futbolun öncülüğünü yapan James La Fontaine, 1889 yılında İstanbul'a yerleştiğinde, Kadıköy'de İngilizlerin futbol-rugby karışımı bir oyun oynadıklarını görmüş ve onlarla kısa zamanda dostluk kurarak, daha iyi bildiği futbol oyununu onlara kabul ettirmişti. Tarihler 1897 yılını gösterdiğinde, James La Fontaine ve arkadaşları Kadıköy yakasında ilk kez bir futbol takımı olarak Kadıköy Football Association adı altında toplanıyor, takımı oluşturan İngiliz, Rum, Ermeni gençleri, genelde İstanbul'a sefere gelen İngiliz gemicilerle oynadıkları oyunlarını Kadıköy'ün çayırlarında sürdürüyor, ve her akşamüstü (ilk bölümde geniş bir biçimde sunduğumuz) o kalabalık izleyici kitlesine de seyrettiriyorlardı. Bu müsabakalar halkın öylesine ilgisini çekmişti ki "Football Association" takımı, iki yıl içerisinde "İzmir Karması" ile karşılıklı olarak futbol maçları yapmaya yönelmişti.


 

"BLACK STOCKING FC" Kuruluyor ;




Ne var ki, Sultan 2. Abdülhamid'in padişahlığının sürdüğü o dönemde, mevcut monarşi rejiminin korunması amacıyla Türk gençlerinin dernek kurmaları yasaktı. Bu durum ise, yabancı ve azınlıkların top koşturdukları kendi topraklarında futbol oynamanın imkan ve zevkinden mahrum olan ve onların aralarına karışarak oynamak istedikleri bu cazip oyunu ancak gıpta ile seyretmekle yetinen Kadıköylü Müslüman Türk gençleri arasında, sadece üzüntü değil aynı zamanda tabii ki öfke ve hırs da uyandırıyordu. İşte her türlü tehlikeyi göze alan bu gençlerden, deniz öğrencisi Fuat Hüsnü (Kayacan), eski hariciyecilerden Reşat Danyal ve Mehmet Ali ile, Kuşdili'nde Papazın Çayırı adı verilen topraklarda meşin yuvarlağa vuruşlar yapan arkadaşları bu özlemin sona ermesini amaçlıyorlar, ve 1899 yılında da, devrin hafiye ve jurnalcilerinin dikkatlerinden kaçmak ve hışımlarından korunmak amacıyla bir İngiliz adı altında Black Stocking FC (Siyah Çoraplılar Futbol Kulübü) 'nü kuruyorlardı. Ancak siyah çorap ve kırmızı üst formaları ile Türk gençlerinin oluşturduğu bu ilk Türk spor ve futbol topluluğu daha ilk maçlarında hafiyelerin baskınına uğruyor ve hemen dağıtılıyordu.

 

1899; Fenerbahçe'nin Gerçek Kuruluş Yılı




Burada dikkati çeken en önemli nokta; Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Black Stocking FC ismi altında 1899 yılındaki bu ilk girişimindeki öncülük yapan gençler ile, ilerideki yıllarda kurulacak olan Kadıköy Futbol Kulübü (1902) ve Fenerbahçe Futbol Kulübü (1907) ismi altında toplanan gençlerin genelde aynı kişiler olacağıydı. Dolayısıyla FENERBAHÇE KULÜBÜ kuruluşunu gayri resmi olarak 1899 yılında gerçekleştirmiş, ne var ki iki kez kapatılmaları nedeni ile faaliyetlerine, ancak resmi kuruluş yılları olan 1907 yılında geçebilmişti. Görülen odur ki; Black Stocking F.C. ya da Kadıköy Futbol Kulübü isimleri, amaç karşısında birer araçtırlar. Ayrıca İstanbul'da kurulan futbol kulüplerinin listeleri incelendiğinde de; Moda Futbol Kulübü (1896), Cadi-Keuy Football Club (1899) ve Imogen (1900) takımlarının İngiliz uyruklular tarafından, Elpis (1900) takımının Rumlar tarafından, Black Stocking (1899), Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerinin ise Osmanlı uyruklular tarafından kurulmuş oldukları da zaten görülmektedir.
 

TARİHÇE BÖLÜM - 2 -

KADIKÖY FUTBOL KULÜBÜ Kuruluşu

Ama yine de, aradan geçen birkaç yıl içinde aynı gençlerin bir bölümü, aralarına yeni katılanlarla beraber Kurbağalıdere Köprüsü'nün hemen yakınındaki (şimdiki stadyumun karsısında) Hurşit Ağa'nın kahvehanesinde muntazaman toplanıyor ve 1901 yılında da, bu kez isim de değiştirerek Kadıköy Futbol Kulübü ismindeki bir yeni takımı daha kurabilmenin çalışmalarını yapıyorlardı. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgiye, yaşadığı yakın tarihi, yazılarında bütün ayrıntıları ile canlandıran üstad Sermet Muhtar Alus'un, 1951 senesinde Tarih Hazinesi Mecmuası'na yazdığı "Kadıköyü'nde İlk Futbol" isimli makalesinde rastlıyoruz ;



(Aslı gibidir) : " Zamanın musiki üstadı Sine Kemani Nuri Bey'in anlatışına bakılırsa, futbola meraklı ilk Türk gençleri bir kulüp kurmağa, daha bir derli toplu birleşmeye karar vermişler. Çok geçmeden arzularını yerine getirmiş, elbiseyi de seçmişler; gömleğin göksü, yakası, kol kapakları beyaz, öbür tarafları kırmızı, pantolon keza beyaz. Kuşdili Papazın çayırlarında kendi aralarında maçlara girişmişler. Moda'daki İngilizlerden, Rumlardan mürekkep (oluşan) takımın derecesine erişmek, onları yenmek baş emelleri(en büyük arzuları). Eski cimnastikçi ve idmancılardan Sine Kemani Bay Nuri'nin rivayetine göre, ilk oynayanları sayalım: Kendisi(Nuri Bey), Emced Bey, Mehmet Ali ve kardeşi Neşet Beyler, Reşat Danyal Bey, Hafız Mustafa, Topçu zabiti Cevdet Bey, Eşref Bey, Hüsnü Paşa zade Bahriyeli Fuat Bey, Mekteb-i Sultani'li Daniş, Tahsin (Şair Tahsin Nahit) Bey, Sarı Şevki.

Haftalık Malumat Mecmuası sahibi Baba Tahir'in yevmi (günlük) Fransızca Servet Gazetesi, bu maçlara dair teşvik yollu bir yazı neşretmiş. Fırsatı kaçırmayan namlı hafiyyelerden (gizli görevli polis) biri, Sultan Hamid'e hemen jurnali(haberi) uçurmuş: " Kadıköy gençleri, Veliahd- i Saltanat Reşat Efendi (Sultan Reşat)'nin himayesinde (korumasında) bir cemiyet teşkil eylemişlerdir (oluşturmuşlardır). Beray-i ubudiyet (kulunuz olarak), nazar-ı dikkat-i hümayunlarınızı celp ederim (padişahımın dikkatlerini çekerim). Ferman."

Ve tabii ki, yine rejim ve futbolun haram sayılması nedeniyle dini baskılı, ancak daha sıkı hafiye baskısı sonucunda da zaptiye teşkilatının baskınıyla bu girişimler de yine engelleniyor ve Kadıköy'lü gençler bir kez daha dağıtılıyordu. Ne hazin bir kaderdir ki, Olimpiyatların Atina'daki açılış gününe rastlayan 6 Nisan 1896 tarihinde Tatavla (Kurtuluş)'da bir gurup Rum vatandaşımızın teşebbüsüyle "Tatavla - Heraklis Jimnastik Kulübü" şaşalı bir biçimde tabii ki de kurulurken, ondan iki yıl sonra tamamen Türk gençlerinden oluşarak kurulmaya çalışılan "Kadıköy Futbol Kulübü" mevcut rejim nedeniyle hemen kapatılıyor, kurucuları ise sürgün edilmekten zor kurtuluyordu. Bu durum Türk sporunun kulüpler yolundaki gelişimini en az 5 yıl geciktirecek ve yurdumuzda futbol ağırlıklı sporun temeli de, yabancı egemenliği ve anlayışı ile atılacaktı.

İşte İstanbul'da, hem Pera yakasında hem de Kadıköy yakasında oturan ecnebi (levanten) ve gayrimüslim vatandaşlarımızın, törenlerle kurdukları ilk kulüplerinin yaşama hakkını elde etmelerine karşın, yine kalpleri spor aşkı ile çarpan Kadıköy'lü Türk gençlerimiz tarafından girişilen her iki cesurane teşebbüsün gerçekleşememesi, onların içindeki bu ateşi söndürmüyor, aksine, Kadıköy'de bir futbol kulübü kurmalarına hiçbir kuvvetin engel olamayacağı gerçeği ile, daha henüz ismi bile belli olmayan ve fakat ki Kadıköy'ün bağrından çıkacak ve gelecekte milyonlarca taraftara sahip olacak bir kulübü kurmaları için, sadece sayılı yılların kaldığını da sanki artık iyiden iyiye hissediyorlardı.


 

Kadıköy'de Kuruluşu Bekleyiş ;




Güneş, 1900'lerle henüz tanışmış. İstanbul'un her semti aynı sıcaklıkta aynı cömertlikte aydınlanırken, Kadıköy yakasında gökyüzü hep puslu, sanki her dem kapalı gibi. Kuşdili Çayırı mahzun, Papazın Çayırı solgun gibi. Fenerbahçesi'nde bahçeler çiçeksiz, köşklerinde kanaryalar suskun, güllerle bülbülleri küs gibi... Zira, içleri spor aşkı ile yanan Türk gençlerinin Kadıköy'de kulüp kurma istekleri "saray"ca iki kez engellenmiş, levanten ve gayrimüslim vatandaşlarımızın aynı isteklerine aynı saraydan izin çıkarken, Kadıköylü gençlerimiz sarayın rejimine karşı iki kez yenilmiş gibi. İşte bu nedenledir ki, gayri tüm Kadıköy halkı suskun, biraz da yaralı, Kalamış'ta esen rüzgar bir mahzun, Fenerbahçesi'nde çakan "Beyaz Fener" bir mahzun gibi. İşte bu nedenledir ki ; galip, sanki bu yolda mağlup gibi...

Ve de deniz üzerinde İstanbul'un silüeti, karşı uzaklardan perde perde sahile akarken, "ışıksız FENER, çiçeksiz BAHÇE " misali biçare yarımada, mahzun bir eda ile karşı sahilindeki sarayın ufuklarına doğru bakıp bakıp kuruluş izninin çıkması hayali içinde " Bu memlekette bir gün sabah olursa Haluk. " mısralarını yüreği yaralı fakat gönlü ümitle dolu bir şekilde sanki okur da, devlet kapusundan da medet bekler gibi...


 

TARİHÇE BÖLÜM - 3 -

İSTANBUL'DA İLK "FUTBOL LİGİ" GÜNLERİ



Evet, istibdat ; bir başka değişle o dönemki mevcut " mutlak hakimiyet " rejimi, yurdumuzda cemiyet kurmak ya da bu bünyede spor yapmak hakkını Türklere yasak etmekteydi. İşte sırf bu nedenle, Fuat Hüsnü (Kayacan) Bey ve tamamen Türk gençlerinden oluşan arkadaşlarının Fenerbahçe Spor Kulübü'müzü kurma teşebbüsleri, gerek 1899 yılında Türkçe isim vermeden bir İngiliz ismi altında kurmak istedikleri "Black Stocking F.C./Siyah Çoraplılar Futbol Kulübü" olsun, ve gerekse de 1902 yılında bu kez isim değiştirerek kurmak istedikleri "Kadıköy Futbol Kulübü" olsun, sarayca engellemişti. Bu durum ise, ülkemizde kurulan ilk spor kulüplerinin yabancılar ile gayrimüslimler tarafından oluşmasına sebep olacak, Türk sporunun kulüpler yolundaki gelişimini ise en az 5 yıl geciktirerek, yurdumuzda futbol ağırlıklı sporun temelinin "yabancı egemenliği ve anlayışı" ile atılması neticesini doğuracaktı.

Nitekim, Kadıköy Futbol Kulübü'nün mevcut bu rejim nedeniyle hemen kapatılarak dağıtılmasının ardından, 1902 senesinde James Lafontaine ile Horace Armitage isimli kişiler hemen hemen tamamı İngiliz'lerden oluşan "Cadıkeuy Football Club"; (Kadıköy Futbol Kulübü) isimli futbol takımını kuruyor ve kuruluşunun iznini de alıyordu (*10). Bunu, 1903 senesinde Moda'da oturan İngiliz gençlerin "Moda Football Clup", 1904 senesinde de Kadıköylü Rum vatandaşların "Elpis(Ümit)Futbol Takımı"nı kurmaları izliyordu. Aynı yıl İngiliz elçilik gemisi "İmogene" nin de aynı isimde bir futbol takımı kurması üzerine, Türkiye'deki ilk lig organizasyonunu gerçekleştiren James La Fontaine, 1904 senesi sonbaharında "Constantinople Football Liege" ( İstanbul Futbol Ligi ) adı ile İstanbul'daki ilk futbol ligini kuruyordu.

Cadıkeuy (Kadıköy), Moda, Elpis ve İmogene takımlarının oluşturduğu ligdeki organizasyon olan "Pazar Ligi" ismi altında yapılan bu maçlar, bugünkü Fenerbahçe Stadının bulunduğu Papazın Çayırı'nda sürüyor ve halk tarafından da büyük bir ilgi ile takip ediliyordu. 1904 tarihindeki ilk Pazar Ligi şampiyonluğunu İmogene Takımı, 1905 yılındaki ikinci Pazar ligi şampiyonluğunu ise Cadıkeuy (Kadıköy) Futbol Takımı kazanıyordu. Tarihler 1905 yılını gösterirken , Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) öğrencileri tarafından okulun çatısı altında kurulan Galatasaray Futbol Takımı, Kadıköy'deki Papazın Çayırı mevkiinde Kadıköy Frerler Mektebi (Saint Joseph) takımı ile maçlarına başlıyor ve 1906 yılından itibaren de İstanbul Futbol Ligine resmen katılıyordu.


 

1907, Resmi kuruluşa doğru




Gayri takvimlerin o en güzel yıl olan 1907 yılının ilk yapraklarını gösterdiği günler... Sultan 2. Abdülhamid Han, 33 yıllık saltanatının baskılı rejime dayalı son yılını yaşamakta olduğunun sanki farkında. Saltanatı ile uğraşanlarla boğuşmaktan futbol topu peşinde koşturanlarla uğraşmaya ayıracak pek fazla vakti ve de gönlü kalmadığından bu tür oluşumlara karşı uygulattığı baskıyı da, resmi de olmasa biraz gevşetmiş. Zaten gayri müslimler ile yabancılarca ortalama on yıldır oynanmakta olan futbol oyununa gözleri ve de gönülleri biraz da alışmış. Kadıköy yakasındaki Kördere Sahası ile Kuşdili Çayırı'nda, o ilk yıllarda göz açtırmayan top uçurtmayan saraylı hafiyelerden görünürde eser kalmamış, Türk gençleri, resmi formalı olmasa da buralarda sanki rahat rahat top koşturur bir halde. Gerçi, bir jimnastik kulübü olarak "Beşiktaş" ile, Fransız Mektebi Takımı hüviyetini arkasına almış bir futbol kulübü olarak "Galatasaray", kuruluş faaliyetlerini İstanbul yakasında gerçekleştirebilmiş ama, karşı kıyı Kadıköy yakası o dönem için adeta bir başka belde, adeta İstanbul'a taşra...

Nihayet, artık bu yakada da beklenen günlerin yakınlığı hissedilmekte. Kadıköy yakasında da güneş bir başka parlak, bahçelerde çiçekler bir başka güzel açmakta. Fenerbahçesi'nde de kanaryalar bir başka ötüp, burundaki fener sanki bir başka parlak çakmakta. Zira, halkın içinden çıkacak ilk Türk kulübünün kuruluşu için kararın ve de onayının alınacağı çok önemli günlerin çoğu geçmiş, azı ise sanki artık gelmekte...


 



İşte, içinde bulundukları tarihin de desteğinden güç alan Kadıköy'lü gençlerden, Hariciye Nazırı Asım ve Server Paşa'ların torunu Londra Sefareti Başkatibi Nuri Bey'in oğlu Ziya(Songülen) Bey ile Harekat Ordusu Feriki (tümgeneral) Şevki Paşa'nın oğlu Ayetullah Bey ve de ünlü edebiyatçı Sami Paşazade Sezai Bey'in yeğeni Enver Necip (Okaner) Bey, Necip Bey'in Moda Başpınar sokak 3 numaralı evinin selamlık katında yaptıkları bir görüşme sonucunda kuracakları takımın ilk fikir harcını atıyorlardı. Gerekli olan parayı da finanse edecek olan dönemin zenginlerinden Saint Joseph mezunu Mühendis Nurizade Ziya Bey'e kulübün kurucu başkanlık şerefini, Osmanlı Bankası memurlarından Ayetullah Bey'e katiplik (sekreter) görevini, Bahriye Subayı Necip Bey'e de kaptanlık ve veznedarlık (sayman) görevini veriyorlardı.

Aynı görüşmede varılan fikir birliği ile de ; kuracakları kulübün adını oturdukları semtin güzelliğinden esinlenerek Fenerbahçe yapacaklar, amblemlerini Fenerbahçe Burnu'ndaki ışık saçan fenerden, formalarındaki renkleri ise Fenerbahçesi'ndeki ilkbaharın sevimli müjdecisi papatyaların kıskançlık ve temizlik sembolü olan renklerinden yani sarı ile beyazdan alacaklardı.

Ertesi gün "Baker Mağazası"ndan forma kumaşları alınıyor, Fener armalı kırtasiye malzemelerinin siparişleri veriliyor, ve de dönemin güya Futbol Federasyon Başkanlığı görevini üstlenmiş kişisi James Lafontaine ile yapılan bir sohbette de sanki kendisinden icabet alınıyordu. Artık kurulacak olan kulübün ismi, başkanı, amblemi ve formaları seçilmiş, mesele sadece formaları giyerek bu ismi tescil ettirecek 11 Türk gencinin bir araya getirilmesine kalmıştı. Bu konuda da en mühim rolü St. Joseph Mektebi Türkçe Öğretmeni Enver ( Yetiker ) Bey üstleniyordu.


 

"Fenerbahçe Futbol Takımı"nın ilk kadrosu kuruluyor;




Güneş bu defa, o en güzel yıl olan 1907 senesi ilkbaharının serince bir Pazar gününü aydınlatıyor ve Fenerbahçe semti de bu kez, ismini yıllarca şerefle temsil edecek olan bir kulübün ilk temsilcilerinin ilk kalabalık gövde gösterisine sahne oluyordu. O gün, Kadıköy'ündeki Kuşdili Çayırı'nda İngiliz ve Rum takımları arasında oynanan bir futbol maçını seyrettikten sonra St. Joseph Mektebi talebelerinden oluşan bir grup, Moda İskelesi'nden sandallara biniyor ve koyun karşı kıyısında randevu mahalleri olan Fenerbahçesi'ne geçiyorlardı. Nuri zade Ziya (Songülen)Bey ve Ayetullah Bey ile Sami Paşa zade Sezai Bey'in yeğeni Bahriye zabiti Necip(Okaner)Bey, Hintli lakaplı Mühendis Asaf (Beşpınar) Bey ve S.Joseph Mektebi Türkçe öğretmeni Enver (Yetiker) Bey isimli gençler, burada daha evvel gelmiş olan Hasan ve Hüseyin(Dalaklı), Galip (Kulaksızoğlu), Nasuhi Esat(Baydar), Yanya'lı Şevkati, Elkatipzade Mustafa ve kardeşi Hamdan, Çerkes Sabri, Hayrullah, Hakkı Saffet (Tarı),Hasan Sami(Kocamemi) Bey'ler ile buluşuyorlardı.

Çoğunluğunun, yakında kurulacak oldukları takımın ilk oyuncularını teşkil edecek olan bu gençler için o gün, Ziya Bey'in İngiltere'den getirttiği; önü ve kolları düğmeli olan sarı beyaz yollu bol formaları, lacivert şort pantolonları ve sarı löverli yün çorapları ile, Fenerbahçe'nin çayırlarında ilk antrenmanlarını yapacakları gündü. Kısa zamanda çevrenin futbola kabiliyetli gençlerini de kendi etrafında toplayan bu kulüp, bugün için büyük bir kıymet ifade eden ilk kadrosunu, olası olarak; Hintli Asaf – Necip , Ziya – Hasan, Hassan, Sabri – Nasuhi , Şevkati , Galip , Hüseyin , Hayrullah terkibinde, ya da ; Asaf – Ziya , Sami – Ayetullah , Mazhar , Necip – Fethi , Galip , Hüseyin , Hasan , Nevzat şeklinde oluşturuyordu.

Başta da değindiğimiz üzere, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Black Stocking FC ismi altında 1899 yılındaki ilk girişiminde öncülüğünü yaptığı gençler ile, Kadıköy Futbol Kulübü (1902) ve ilerideki yıllarda kurulacak olan Fenerbahçe Futbol Kulübü (1907) ismi altında toplanan gençler, aslında yıllardır aynı ideali sürdüren hep aynı kişilerdi. Ama ne var ki iki kez kapatılmaları, yasal faaliyetlerine ancak resmi kuruluş yılları olan 1907 yılında geçebilmelerine olanak kılmıştı. Bir başka deyişle; Black Stocking F.C. ile, aynı amacı ve kaderi paylaşan Kadıköy Futbol Kulübü'nün isimleri, "Fenerbahçe Spor Kulübü"nün kuruluşu yolunda "amaç karşısında birer araçtı ". Israrla tekrar ettiğimiz bu durum karşısında, 1940 yılında yapmış oldukları haklı bir tüzük değişikliği ile kuruluş senelerini 1909 senesinden 1903 senesine aldıran Beşiktaş Kulübü'nün ( Bereket Jimnastik Kulübü) de gerçekleştirdiği gibi, Fenerbahçe Spor Kulübümüz olarak tüzüklerimize geçirmemiz ve de yazılı bir deklarasyonla kamuya ilan edip düzeltmemiz gereken gecikmiş gerçek odur ki; Fenerbahçe Spor Kulübünün kurulduğu yıl 1899'dur.


 

Tarihçe BÖLÜM - 4 -

Kuruluşu Tescil Olunan İlk Türk Kulübü; Fenerbahçe




Nihayet, 23 Temmuz 1908 tarihinde İkinci Meşrutiyetin ilanını takiben, yurtta dernek ve kulüp kurma hakları herkese resmen tanınıyor, böylece, Ziya, Ayetullah, Necip ve Enver Bey'lerin önderliğinde kurulmuş bu yeni kulüp tescil edilerek, Fenerbahçe'ye, cemiyetler kanununa göre kuruluşu resmen tescil olunan ilk Türk kulübü olmak şerefi kazandırılıyordu (*16).

 Kulübün ilk kurucu üyelikleri ise ;

1.) Ziya ( Songülen ),

2.) Ayetullah Bey,

3.) Necip ( Okaner),

4.) Galip ( Kulaksızoğlu),

5.) Hassan Sami (Kocamemi),

6.) Asaf ( Beşpınar) şeklinde başlıyor ve olası diğer üyelikler de;

7.)Enver (Yetiker),

8.) Şevkati (Hulusi Bey),

9.) Fuat Hüsnü (Kayacan),

10.) Hamit Hüsnü ( Kayacan)

11.) Nasuhi (Baydar),...

isimleriyle devam ederek sıralanıyordu. Konu ile ilgili olarak; ömrünü adadığı "Fenerbahçe Kulübü Tarihi" konusunda, özellikle arşiv ve bilgi toplamada en zorlandığımız kuruluş yılları dönemleri ile ilgili en güvenilir araştırmaları gerçekleştirmiş olan merhum yazar Dr. Rüştü Dağlaroğlu'na ait (eski Türkçe ile yazılmış notları şu an deşifre çalışmaları yapan oğlu Sayın Müzdat Dağlaroğlu'nun arşivinde) Fenerbahçe tarihine ışık tutmakta olan not defterindeki tarihi notlar arasında ; "kulübün 1939 Nizamnamesinde ilk 30 kurucu üyenin isminin sıralandığı, ne var ki, kurucu olan ilk 6 üye arasında yer alması gereken Hassan Sami (Kocamemi)'nin bile bu listede isminin bulunmayışının, kendisini listenin doğruluğu hakkında haklı olarak kuşkuya düşürdüğü ifadesi" de ayrıca belirtilmektedir.


İstanbul Şampiyonluğu Ligi ;




1908 yılında ilan edilen 2. Meşrutiyetin ilanı ile tanınan dernek kurma serbestliği sonucunda İstanbul'da kurulan Türk kulüplerinin sayısı çığ gibi artıyor, Anadolu, Beykoz, Vefa Futbol Kulüpleri de, sırf 1908 senesinde resmen kurulup tescil edilen Türk kulüpleri arasında yerini alıyordu. Kısa zamanda Türk kulüplerinin sayılarındaki bu artış ise, İstanbul'da yeni bir ligin kurulması ihtiyacını doğuruyor, bu nedenle de o dönemlerde ülkede resmi tatil günü olan Cuma günleri oynanacak bir lig olan, Cuma Ligi adıyla yeni bir lig kuruluyordu.

Takımların sayılarının hızla artmasıyla, İstanbul'da futbol alanlarının sayısı da çoğalmaya başlamıştı. Anadolu yakasında; Kadıköy'deki Kuşdili Çayırı, şimdiki stadın bulunduğu yerdeki Papazın Çayırı, Yoğurtçu Deresi yanındaki Altınordu'nun Kördere Çayırı, Dereağzı'nda Kemikçi Çayırı, Baklatarlası, İbrahimağa sahası ile, Rumeli yakasında; Taksim, Talimhane, Bakırköy, Baruthane, Karagümrük, Çukurbostan, Süleymaniye, Güzelbahçe, Beyazıt Harbiye Nezareti sahaları, ve de Boğaz'ın Anadolu kesiminde ise; Anadoluhisarı, Küçüksu Er Meydanı , Beykoz Ortaçeşme sahaları mevcut sahalara eklenmişti.

Kuruluşu 1908 yılında resmen tescil olunan Fenerbahçe Spor Kulübü, sarı beyaz olan renklerini 1909 sonbaharında sarı laciverte çevirmiş, 1909 -1910 sezonuyla birlikte de İstanbul Futbol Ligine Galatasaray'dan sonra katılan ikinci Türk takımı olmuştu.


 



İşte, dünyanın en hırslı ilk 5 derbisinden biri olan Fenerbahçe – Galatasaray kulüpleri arasındaki ezeli rekabet, ilk defa 17 Ocak 1909 tarihinde Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi ) öğrencilerinin takımı ile, yeni kurulmuş bir semt takımı maçı şeklinde başlamış, ve bu tarihten itibaren de o dönemlerdeki İstanbul futbolundaki şampiyonluklar genelde bu iki Türk takımı arasında paylaşılarak, Türk futbolunun artık bir var