|
|
 |
« Yanıtla #20 : Ağustos 05, 2007, 16:00:41 » |
|
Evde İçilen SigaranınÇocuk Sağlığına Etkisi Nedir?
Kullanılmış sigara dumanı, yanan bir sigaradan çıkan ve sigara içenin dışarı verdiği dumanın bir karışımıdır. Çevresel Sigara Dumanı (ÇSD) olarak da bilinir ve kendisine has kokusuyla kolaylıkla tanınır. ÇSD havayı kirletir ve elbiseler, perdeler ve mobilya üzerine siner. Çoğu kişi ÇSD yi nahoş, rahatsız edici ve gözlerle burnu tahriş edici bulur. Daha önemlisi tehlikeli bir sağlık tehdididir. ÇSD içinde 4000 in üzerinde farklı kimyasal madde tespit edilmiştir ve bunların en az 43 tanesi kansere sebep olur.
Çevresel Sigara Dumanına Maruz Kalma Sık mıdır?
Amerika Birleşik Devletlerinde yetişkinlerin yaklaşık %26 'sı sigara içicisidir ve beş yaş altındaki çocukların %50 si ila %67 si en az bir yetişkin sigara içicisinin oturduğu evlerde yaşamaktadırlar. Bu rakam ülkemizde daha fazladır.
Kim Risk Altında?
ÇSD herkes için tehlikeli olmasına rağmen, fetuslar, bebekler ve çocuklar üzerinde daha büyük bir etkisi vardır. Bu olay ÇSD'nin; akciğer, beyin gibi gelişmekte olan organlara zarar vermesiyle gerçekleşir.
Etkileri
Cenin ve yenidoğanda
Anne, cenin ve plasentada kan akımı, hamile her sigara içtiğinde değişir. Ne var ki uzun dönemde bu değişikliklerin sağlık üzerine olan etkileri bilinmemektir. Bazı çalışmalar hamilelik sırasında sigara içiminin yarık damak-dudak gibi doğumsal bozukluklara sebep olduğunu göstermiştir.
Sigara içen anneler daha az süt üretir ve bebeklerin doğum ağırlığı daha düşüktür. Annelerin sigara içmesi 1 ay- 1 yaş arasındaki ölümlerin ana sebebi olan ani bebek ölümü sendromuyla ilişkilidir.
Çocuk akciğer ve solunum yolları
ÇSD ye maruz kalma tüm yaşlarda çocuk akciğer verimi ve fonksiyonunu bozar. Çocukluk astımının hem sıklığını hem de şiddetini arttırır. Kullanılmış sigara dumanı sinüzit, rinit (nezle), kistik fibroz, öksürük ve geniz akıntısı problemlerini alevlendirir. Çocuklarda soğuk algınlığı ve boğaz ağrısı sıklığını da arttırır.
İki yaş altındaki çocuklarda ÇSD bronşit ve zatürre olasılığını arttırır. Gerçekten, ABD'de Çevre Koruma Ajansının 1992 deki bir çalışması, ÇSD'nin 18 ay altındaki çocuk ve bebeklerde her yıl 150. 000 ila 300. 000 alt solunum yolu enfeksiyonuna sebep olduğunu söylemektedir. Bu hastalıklar 15. 000 hastane yatışı ile sonuçlanıyor. Yarım paket ve daha fazla sigara içen ebeveynlerin çocuklarının solunum yolu hastalığı nedeniyle hastaneye yatma riski neredeyse iki katına çıkar.
Kulaklar
ÇSD ye maruz kalma çocuklarda hem kulak enfeksiyonu sayısını hem de hastalık süresini arttırır. Solunan duman burun arkasını orta kulağa bağlıyan östaki borusunu tahriş eder. Bu orta kulaktaki basıncın eşitlenmesini bozan şişme ve tıkanıklığa ve sonuçta ağrı, sıvı birikimi ve enfeksiyona yol açar. Kulak enfeksiyonları çocuk işitme kayıplarının en sık sebebidir. İlaç tedavisine yanıt vermediğinde kulağa tüp takılması gerekir.
Beyin
Hamilelik sırasında ve sonrasında sigara içmiş annelerin çocuklarının sigara içmeyenlerin çocuklarına göre hiperaktivite gibi davranış bozuklukları olması daha olasıdır. Okul performansında ve entellektüel başarıda orta dereceli bir bozulma gösterilmiştir.
Kullanılmış sigara dumanı kansere sebep olur.
Çocuğunuzun gelişmesinde ÇSD'nin nasıl zarar verdiğini okudunuz ama ÇSD nedeniyle gelişme riskinin ev dışı kanser sebebi kirlilik nedenlerine göre yaklaşık 100. 000 kat daha fazla olduğunu biliyor muydunuz? ÇSD'nin her yıl 3. 000 den fazla sigara içmeyenin akciğer kanserinden ölmesine neden olduğunu biliyor muydunuz? Bu gerçekler herkes için oldukça alarm vericiyken çocuğunuzun kullanılmış sigara dumanına maruz kalmasını şimdi durdurabilirsiniz.
Ne Yapabilirsiniz?
Sigara içiyorsanız, bırakın. Gerekirse doktorunuza danışın . Bırakmanıza yardımcı olacak bir çok farmakolojik ürün mevcuttur. Ev sakinlerinden içen varsa bırakmasına yardım edin. Eğer bırakamıyorlarsa onlar ve ziyaretçilerden evin dışında içmelerini rica edin. Arabanızda sigara içilmesine izin vermeyin. Çocuğunuzun okul ve kreş ortamlarının dumansız olduğundan emin olun.
|
|
|
|
|
Logged
|
ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
|
|
|
|
Robot Moderatör
|
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. oyunları, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. programı, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. oyunu indir, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. program yükle, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. download, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. hikayeleri, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. resimleri, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. haber, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. yükle,
Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. videosu, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. msn eklentisi, şarkı sözleri
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #21 : Ağustos 05, 2007, 16:01:18 » |
|
KAYSERİ (İHA) - Özel İbni Sina Sağlık Merkezleri Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ziya Alp Köse, bilgisayar kullanımının gözü bozmadığını, ancak mevcut kırma kusurunun ortaya çıkmasına neden olduğunu kaydetti. Bilgisayar kullanımına bağlı olarak, gözün kendisinde ya da görme kalitesinde bazı problemlerin meydana gelmesini, göz yorgunluğun olduğunu belirten Dr. Ziya Alp Köse, "Yorgun ve ağrılı gözler, gözlerde yanma ve batma, bulanık görme, kuruluk hissi, sulanma, kaşıntı, kızarıklık, gözleri kısarak bakmak, odaklama zorluğu, çift görme, ışığa karşı hassasiyet, baş ağrısı, boyun, sırt ve omuz ağrısı en çok görülen problemlerdir" dedi.
Bahsedilen yorgunluk belirtilerine sahip olan kişilerin, ilk iş olarak göz muayenesi olması gerektiğini kaydeden Alp Köse, "Çünkü bu belirtilerin en büyük nedeni, gözlerdeki kırma kusurudur. Miyopi, hipermetropi, astigmatizma gibi kırma kusurlarının olup olmadığı saptanarak, bunların gözlük camı veya lenslerle düzeltilmesi, bu konudaki ilk aşamadır. Ayrıca, halen kullanılan gözlük camı veya lenslerin numaralarının yetersiz kalması da, göz yorgunluğuna sebep olabilecektir. Burada, halk arasında yaygınca inanılan yanlış bir görüşe değinmek ve doğrusunu anlatmak yerinde olacaktır; bilgisayar kullanımı, insanların gözlerini bozmaz. Ancak mevcut olan ve kişinin o ana kadar önemsemediği veya bilmediği bir kırma kusurunun, belirtileriyle ortaya çıkmasına aracılık eder. Çalışma koşulları çok aşırıya kaçmadıkça normal bir göz, bilgisayar karşısında bozulmaz" diye konuştu.
Dr. Köse, görme bozuklukları belirtilerinin kişiye bağlı sebepler dışında, çalışma ortamının şekline ve kişinin alışkanlıklarına göre de değişiklikler göstereceğini belirtirken, bilgisayar kullanımında dikkat edilecek noktaları ise şöyle özetledi: "Bilgisayarın kullanıldığı ortamdaki ışık ve parıltı kaynakları ortadan kaldırın. Güneş ışığından gelen dolaysız parıltıya, kullanıcının gözlerine yöneltilmiş aydınlatma cihazlarına ve görüntü ekranındaki herhangi bir yansımadan kaynaklanan dolaylı parıltıya karşı önlem alın. Kullanılacak ışık kaynağının, arkadan, omuz hizasından monitöre veya çalışma masasına düşecek şekilde ayarlamaya çalışın. Mümkünse masa lambaları yerine tavan aydınlatması kullanın. Bütün bunlara rağmen parıltı kalıcı devam ediyorsa ekran filtresi alınıp ekrana takılabilir. Daha koyu arka planlar üzerinde, açık renkli puntoyla yazın (örneğin, mavi üzerine beyaz ya da yeşil üzerine kahverengi). Büyük punto kullanın ve dağınık ekran görüntülerinden kaçının. Çocuklara çalışırken dinlenme aralarını öğretin. Her bir saatlik bilgisayar kullanımı için gözlerini, toplam on beş dakika dinlendirmelidirler. Çocuklara sık sık göz kırpmalarını hatırlatın. Bilgisayar kullanıcıları, normal olarak göz kırpmaksızın uzun süre sabit gözle ekrana bakma eğilimi gösterdiğinden, göz sulanması azalır ve batma hissedilebilir. Eğer sorun devam ederse, suni göz yaşı damlaları önerilebilir. Bilgisayar kullanıcıları, ekrana göz hizasının yatay düzlemi altında 10-20 derece açıyla bakmalıdırlar. Statik elektrikten toz birikmesini önlemek için, antistatik spreyle ve pamuksuz bezle ekranı düzenli olarak temizleyin. Çocuğunuz düzenli olarak bilgisayar kullanıyorsa, her yıl göz muayenesine gitmesini sağlayın."
|
|
|
|
|
Logged
|
ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #22 : Ağustos 05, 2007, 16:01:44 » |
|
ANKARA (İHA) - Anne-babaları sigara içen çocukların, gelişim bozukluğu gösterdiği ve akut solunum yolu hastalıklarına daha sık yakalandığı, pasif sigara içiciliğinin hem çocukta hem de erişkinde genel kanser riskini arttırdığı bildirildi.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Songül Yalçın, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, sigara içiminin, yalnızca içene değil, yanında bulunanlara da zarar verdiğini belirterek, "En çok etkilenen de çocuklardır. Kişi kendisi sigara içmese de pasif içici olmaktadır" dedi.
Önemli bir çevre kirleticisi olan sigara dumanında nikotin, karbonmonoksit gibi 3 bin 800'den fazla kimyasal bileşik bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Yalçın, "Ayrıca tütündeki kadmiyum ve kurşun konsantrasyonları da nispeten yüksektir. Sigara dumanı, 3-4 saat, içilen odada kalmakta ve kapalı ortam kirliliğine yol açmaktadır" diye konuştu.
GEBELİKTE İÇİLEN SİGARANIN ZARARLARI Doç. Dr. Songül Yalçın, çocukların, anne ve babalarının içtikleri sigaranın dumanına maruz kalmasının, birçok hastalığın ölüm oranını arttırdığını vurgulayarak, "Bu etki, çocuk daha anne karnında iken başlamaktadır. Gebe kadının sigara içmesi düşük oranını, doğumsal anomali riskini, geç fetal (anne karnındaki bebekte) ve yeni doğan ölüm hızını arttırır" dedi.
Nikotinin, damarlarda daralma yaparak plasenta kan akımını azalttığını, karbon monoksitin de fetal (anne karnındaki bebekte) hemoglobini bağladığını ve sonuç olarak bebeğin düşük doğum ağırlıklı doğduğunu anlatan Doç. Dr. Yalçın, "Bununla birlikte, anneleri doğum öncesi dönemde sigara içen çocukların akıl ve kas yapısı gelişimlerinin de geri olduğu bildirilmiştir" diye konuştu.
SÜT ÇOCUKLARI DAHA FAZLA ETKİLENİYOR Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Songül Yalçın, anneleri sigara içen çocuklarda akut solunum yolu hastalıkları sıklığının arttığını da kaydederek, "Bu etki süt çocukluğu döneminde en fazladır. Anneleri sigara içen çocukların, hayatın ilk bir yılı içinde (özellikle 6-9 aylık dönemde) daha fazla sıklıkla bronşit ve pnömoni oldukları tespit edilmiştir. Bu çocukların hastaneye yatış hızının dört kat arttığı ve bunun günlük içilen sigara sayısı ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Anneleri sigara içen çocukların akciğerlerinin, yaşıtlarına göre az geliştiği bildirilmiştir. Bu etki, erişkin hayatta obstrüktif (solunum yollarının daralmasına bağlı) solunum yolu hastalıkları için risk getirebilir. Anneleri sigara içen okul öncesi çocuklarda (hayatın ilk beş yılı içinde), sigara içmeyenlere göre pnömoni ve bronşit üç kat, akut nazofarenjit ve sinüzit 1,5 kat artmaktadır" dedi.
ŞİDDETLİ ASTIM ATAĞI Annelerin sigara içmesinin, 5-9 yaş arası çocuklarda bile solunum fonksiyonlarında bozulmaya yol açtığını ve birinci saniyedeki zorlu soluk alıp verme miktarında azalma olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Songül Yalçın, "Ana-babaları sigara içen astımlı çocuklar daha sık ve daha şiddetli atak geçirebilir. Ana-babalar sigara sayısını azalttıklarında astım bulguları da azalmaktadır" diye konuştu.
Doç. Dr. Yalçın, pasif içici olan okul öncesi çocuklarda, hastaneye yatış gerektirecek ciddi hastalık sıklığının dört kez daha fazla olduğunu belirterek, pasif sigara içiciliğinin, doğum ağırlığı ve doğum haftasından bağımsız olarak, ani bebek ölümü sendromunda rolü olduğunu öne sürdü.
Pasif sigara içiciliğinin hem çocukta hem de erişkinde genel kanser riskini arttırdığını söyleyen Doç. Dr. Songül Yalçın, "Hayatının ilk on yılında pasif içici olan erişkinlerde lösemi ve lenfoma riski önemli oranda artmaktadır. Pasif içicilik, ergenlik dönemindeki insanlarda da kanser oluşumu ile ilişkili olabilir" dedi.
Doç. Dr. Yalçın, çocuklar herhangi bir sebeple muayeneye geldiğinde, ana-baba ve bakıcıdan sigara hikayesi alınması gerektiğini belirterek, "Pasif içiciliğin çocuklara yaptığı zararlar ana-babalara anlatılmalıdır. Doktorlar sigara içmemelidir. Bekleme odaları, sinemalar, kreşler, öğretmen odaları ve diğer kapalı ortamlarda sigara içilmesi yasaklanmalı ve yasağa uyulduğu kontrol edilmelidir. Televizyon ve gazete gibi iletişim araçlarında reklamların yasaklanması yanında, sigara özentisi doğurabilecek haberlere dikkat edilmelidir. Kitle iletişim araçları ile yalnızca sigara içmenin değil, pasif sigara içiciliğinin de çocuklara yapacağı zararlar halka anlatılmalıdır. Okullarda sağlık ile ilgili derslerde sigaranın etkileri tartışılmalıdır" diye konuştu.
|
|
|
|
|
Logged
|
ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #23 : Ağustos 05, 2007, 16:02:13 » |
|
Uzman Dr. Zafer Tunataş, bebeklerin 2 yaşına kadar emzirilmesini isteyerek, dünyada anne sütüne eş değer bir besin olmadığını söyledi. Çanakkale'de "Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları" projesi çerçevesinde düzenlenen panelde konuşan Dr. Zafer Tunataş, "Anne sütü besleyici, kolay sindirilebilen, enfeksiyonlara karşı vücudu koruyan tabii bir besindir. Bebeği solunum yolları ve mide bağırsak enfeksiyonlarına karşı korur. Anne sütünün aile ekonomisine de katkısı söz konusu" dedi.
İnek ve keçi sütüne göre anne sütünün çok daha faydalı olduğunu anlatan Tunataş, anne sütünde A ve C vitaminlerinin ağırlıkta olduğunu, bu vitaminlerinse savunmasız olan bebeği enfeksiyonlara karşı koruduğunu belirtti. Anne sütünün rastgele bir sıvı olmadığını hatırlatan Tunataş, "Bugün hiçbir mamanın içinde canlı madde yoktur. Sadece anne sütünde canlı doku vardır. Günümüzde anne sütüne eş değer bir besin halen yapılamadı. Anne doğum yaptıktan sonra hemen bebeğini emzirmeli. 6 aya kadar hiçbir ek besin vermeden bebeğini emzirmesi gereken anne, 2 yaşına kadar da bebeğini emzirmeye devam etmeli" diye konuştu.
Sağlık İl Müdürü İlhan Güney da, Çanakkale'yi bebek dostu il haline getirmek için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini belirtirken, eczacılardan mama reklamlarıyla ilgili afişleri vitrinlerine asmaması istedi. Güney, bebekler için en önemli besinin anne sütü olduğunu ifade etti.
Ana Çocuk Sağlığı Aile Planlaması Şube Müdürü Uzman Dr. Işıl Onat ise kadınların yüzde 99'unun ikiz bebeğe yetecek miktarda anne sütüne sahip olduğunu dile getirerek, şunları söyledi: "Anneler bazen sütünün yetersiz olduğunu sanıyor. Bu yanlıştır. Her annenin sütü bebeğine yetecek kadardır. Anneler bebeklerin doğumundan itibaren 2 yaşına kadar çocuklarını emzirmeliler".
Panelde, ayrıca Uzman Dr. Savaş Çetinay yetersiz süt ve ağlama, Uzman Dr. Turan Erginbaş da sağlık uygulamaları ve özgüven konularında birer konuşma yaptı.
|
|
|
|
|
Logged
|
ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #24 : Ağustos 05, 2007, 16:02:29 » |
|
Brokoli, portakal, yulaf, domates, somon balığı, bezelye, ceviz, böğürtlen, yoğurt, bal kabağı, soya fasulyesi, hindi, ıspanak ve çayı haftada en az 4 kez tüketmenin, estetik gençleşmeyle eş değerde olduğu, ayrıca sağlıklı ve uzun ömür sağladığı belirtildi.
ABD ve Avustralyalı doktor ve alternatif tıp uzmanlarının önerdikleri 14 yiyecekten brokolinin göğüs ve prostat kanserlerine, portakalın da C vitamini deposu olmasıyla tüm kanserlere karşı koruyucu özelliği bulunuyor. Yulaf ise kan basıncını dengeleme ve kilo almayı durdurma özelliği ile öneriliyor. Böğürtlen, soya fasulyesi, ıspanak, yeşil veya siyah çay, hindi eti, ceviz ve yoğurt ise yoğun vitamin içerdikleri için özellikle yaşlı kişilerin sağlıklı ve dinç olmalarını sağlıyor.
Uzmanlar, yaşlandıkça göğüs ve prostat kanseri riskinin arttığını, bunu önlemenin tek yolunun da yüksek oranda anti-oksidan içeren ve zengin vitamine sahip olan bu yiyecekleri tüketmek olduğunu bildiriyor.
Ispanak ve cevizi kolesterolü düşürmek için öneren uzmanlar, yeşil çayın, yağları yakmak ve yetişkinlerde obeziteyi önlemek için ideal olduğunu savunuyor. Uzmanlar, Omega 3 yağı içeren somon balığının ise kalp krizini önleme ve beyin hücrelerinin çalıştırılması ile depresyona karşı birebir olduğunu kaydediyor. Özellikle yaşlıların ıspanak yemekten vazgeçmemeleri gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, bu sebzenin gözün görme yeteneğini geliştirdiğini ve karaciğere yardımcı olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar, bu yiyeceklerin hepsinin periyodik olarak yenmesiyle birçok sağlık sorununun kolaylıkla çözüme kavuşacağını ve derinin gençleşeceğini vurgulayarak, bu 14 ayrı yiyecekten her birinin haftada en az 4 kez yenilmesi gerektiğini belirtiyor.
|
|
|
|
|
Logged
|
ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #25 : Ağustos 05, 2007, 16:02:48 » |
|
ANKARA (İHA) - Hemen hemen her insan için önemli bir sağlık sorunu haline gelen ağız ve diş hastalıkları, uzmanların önerdiği basit yöntemlerin uygulanması halinde korkutucu boyutlara ulaşmaktan çıkıyor. "www. Hekimce. com" sitesinde yer alan bilgilere göre, ağız ve diş sağlığını korumak için 13 altın kurala riayet edilmesi gerekiyor. İşte altın kurallar:
"1. Bir çok diş çürüğünün oluşumu aylar sürer. Diş hekimine gitmek için dişlerin ağrıması beklenmemelidir. Yılda iki kez diş hekimine gidilmelidir . 2. Çocukluk dönemindeki beslenme diş sağlığı yönünden çok önemlidir. Kalsiyum, fosfor ve flor mineralleri yeterince alınmalıdır. Dişeti diş sağlığı ve sağlamlığı için gerekli C, A ve D vitamini eksikliği olmamalıdır. Süt, süt ürünleri ve taze meyvalar özellikle yararlıdır. 3. Sürekli yumuşak besinlerle beslenmekten kaçınmalıdır. Havuç, elma gibi yiyecekleri ısırarak yemek diş sağlığı için gereklidir. 4. Öğün aralarında rasgele yemekten ve şekerlemelerden kaçınmalı, her tatlı yiyecekten sonra ağız suyla çalkalanmalıdır. Asit, kola, gazoz gibi içeceklerden kaçınmalıdır. 5. Her akşam yatmadan önce ve yemeklerden sonra dişler tekniğine uygun olarak fırçalanmalıdır. 6. Dişler kürdan dahil hiç bir şeyle karıştırılmamalıdır. Diş araları temizliğinde dip ipliği kullanılabilir. 7. Sigara ve alkol diş sağlığı için çok zararlıdır. 8. Fındık, ceviz gibi şeyler dişlerle kırılmamalıdır. 9. Sakız çiğneme, ağıza kalem, parmak sokma, tırnak yeme, dudak, parmak, yanak ısırma, özellikle ilk okul sıralarında çeneye el dayama gibi alışkanlıkların dişler ve çene için zararlı olduğu unutulmamalı, bunlardan kaçınmalıdır. 10. Çok soğuk ve çok sıcak yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır. 11. Diş hekimi gerekli görmedikçe diş çektirmemeli, özellikle bilgisiz kişilere diş çektirmekten kaçınılmalıdır. 12. Çocuklara 2 yaşından sonra yalancı meme, biberon kullandırtmamalıdır. 13. Ağzı açık uyuma dişlere zararlı olduğundan burunda böyle uyumaya sebep olan tıkanıklık nedenleri araştırılıp ortadan kaldırılmalıdır".
|
|
|
|
|
Logged
|
ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #26 : Ağustos 05, 2007, 16:03:05 » |
|
ANKARA (İHA) - Cep telefonları, günlük hayatta kullanışlı ve acil durumlar için faydalı olsalar da, kullanıcıların sağlığını tehdit edip etmedikleri halen tartışılıyor. Yaygın bir kanıya göre, cep telefonu doğru kullanıldığı zaman insan sağlığını tehdit eden olasılıkları bir nebze olsun önlenebiliyor. Alman 'Bild' gazetesinde yayınlanan bir habere göre, yapılan araştırmalarla bu tehlikeyi minimum düzeye indirmek için yapılabilecekler belirlendi. Uzmanlar tarafından yapılan tavsiyelerde cep telefonlarından korunmanın yolu öncelikle bilinçli kullanımdan geçiyor. İşte uzmanlar tarafından belirlenen yöntemler:
" * Konuşma sırasında ve diğer zamanlarda antenle oynama alışkanlığınızdan vazgeçin. * Telefonu yüzünüzden uzak tutun. * Kullanmadığınız zamanlarda telefonu kapatın. * Arama yaptığınız sırada sinyaller yoğunlaşıyor, zararı artıyor. Yanıt gelmeden kulağınıza götürmeyin. * Şebekeye ulaşılamadığı durumlarda konuşmak için arama tekrarı yapmayın. Çünkü sinyaller fazlalaşıyor, tehlike yoğunlaşıyor. * Arabalardaki sistem nedeniyle cep telefonlarından gönderilen sinyaller artıyor. Onun için arabanızda kullanıyorsanız araç kitini ve diafonu tercih edin. * Mümkün olduğu kadar kulaklık kullanın. * Uzun süren konuşmalar yapmayın. Konuşma ne kadar uzarsa, sinyal oranı o derece artar. Eğer diyalog mecburen uzun sürecekse de kısa aralıklarla kulak değiştirin".
|
|
|
|
|
Logged
|
ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #27 : Ağustos 05, 2007, 16:04:09 » |
|
Kaşıntıyı kesiyor:
Birkaç tablet Aspirin i ezip toz haline getirin. Elde ettiğiniz tozu bir miktar nemlendiriciyle karıştırıp kaşınan bölgeye sürün. Bu losyon Aspirin in cilde nüfuz etmesini sağlayacak ve kaşıntıyı durduracaktır.
|
|
|
|
|
Logged
|
ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #28 : Ağustos 05, 2007, 16:04:24 » |
|
Tansiyonu düşürüyor:
İspanyol bilimadamlarının yaptığı bir araştırma, Aspirin in yüksek tansiyona iyi geldiğini ortaya koydu. Her gün alınan 100 miligram aspirin büyük ve küçük tansiyonu belirgin oranda düşürüyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: Aspirini sabah değil, geceleri içmelisiniz
|
|
|
|
|
Logged
|
ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #29 : Ağustos 05, 2007, 16:04:43 » |
|
Güneş yanığına karşı:
Yazın bir anda korunmasız olarak güneşin altında kalmaktan kaynaklanan yanıklar bir hayli can yakıcıdır ve ardından cildin kabarcıklar şeklinde su toplamasına neden olur. Ancak çok fazla güneş altında kaldıktan en az bir-iki saat sonra alınacak iki adet Aspirin hem yanmayı hem de cildin su toplanmasını azaltır.
|
|
|
|
|
Logged
|
ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
|
|
|
|
SuperNetim.Com
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|