Forum Forumlar SuperNetim.Com
Temmuz 25, 2008, 21:43:26 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
SİTEMİZE CHAT SOHBET BÖLÜMÜ EKLENMİŞTİR GİRMEK İSTEYENLER NİCK YAZARAK SOHBETE KATIL BUTONUNA TIKLAMALARI YETERLİDİR
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara onLine Radio dinLe Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 ... 10 11 [12]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] ..  (Okunma Sayısı 1331 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MeLekYüzLüŞeytaN
*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*
SN Hastası
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6726


*Nobody LoVes you as Like me *


« Yanıtla #110 : Ağustos 06, 2007, 13:41:48 »

ABD'de yapılan bir dizi araştırma ile, mide kanseri ve ülser gibi ölümcül hastalıkların tedavisinin, yine insan vücudundan bulunan bir kimyasal madde ile gerçekleştirebileceği ispatlamaya çalışılıyor. Eğer deneyler doğrulanırsa mide hastalıkları insan hayatı için tehdit olmaktan çıkacak.

BBC'de yayınlanan habere göre, ABD'li bir grup bilim adamı, insanların yüzde 50'sinde bulunan ve başta ülser olmak üzere birçok sindirim rahatsızlığına neden olan 'Helicobacter pylori' isimli bakterinin nasıl yokedilebileceğine dair ipuçlarını arıyor.

Kaliforniya Eyaleti'ndeki Burnham Enstitüsü'nde yapılan son araştırmalarda, mukozada bulunan bir kimyasal olan 'Alpha 1,4-N- Asetilgulisamin'in midedeki bakterilere karşı etkili olduğuna yönelik ciddi bulgulara rastlandı. Bulgulara göre, sadece insan vücudu tarafından üretilen bu kimsayal madde, Helicobakter pylori'nin şeklini bozuyor ve zamanla yok olmasını sağlıyor.

Bulgudan yola çıkan bilim adamları, bu sayede enfeksiyonlara bağlı mide hastalıklarının da ortadan kaldırılabileceğini, hatta mide kanserinin de önlenebileceğini savunuyor.

Bilim adamları şimdi de sadece insan vücudunda bulunan söz konusu kimyasalın hangi yöntemle tedavide kullanılabileceği sorusuna cevap arıyor.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 8439


View Profile
Re: Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] ..
« Posted on: Temmuz 25, 2008, 21:43:26 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. oyunları, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. programı, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. oyunu indir, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. program yükle, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. download, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. hikayeleri, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. resimleri, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. haber, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. yükle, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. videosu, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
MeLekYüzLüŞeytaN
*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*
SN Hastası
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6726


*Nobody LoVes you as Like me *


« Yanıtla #111 : Ağustos 06, 2007, 13:42:11 »

Uzmanlar sigaranın bir zararını daha ortaya çıkardı. Başkalarının içtiği sigaranın dumanına uzun süre maruz kalmak, yaraların iyileşmesini yavaşlatıp, iz bırakıyor.


TÜBİTAK'ın Bilim Teknik Dergisi'nde yer verilen bir araştırmada, başkalarının içtiği sigaranın dumanına uzun süre maruz kalmanın, yaraların iyileşmesini yavaşlatıp, daha fazla yara izi kalmasına sebep olduğu ortaya çıktı.


Araştırmada, sigara dumanına maruz kalınınca, hücrelerin hasar gören bölgeye göç etme becerisinin düştüğü bildirildi. Araştırmada, ikinci el sigara dumanının yaraların iyileşmesinde önemli rol oynayan hücreler olan fibroblastlar üzerindeki etkisi incelenerek, "Duman, hücre iskeletinin düzenlenişini değiştiriyor, hücrelerin yapışkanlık özelliğini artırıp hareketliliğini azaltıyor. Bu durum, sigara içmeyen; ama ikinci el dumana maruz kalanların da neden sigara içenler gibi yaralarının kolay iyileşmemesinden yakındıklarını açıklıyor" denildi
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN
*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*
SN Hastası
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6726


*Nobody LoVes you as Like me *


« Yanıtla #112 : Ağustos 06, 2007, 13:43:00 »

Her yıl tedbirsiz güneşlenme sebebiyle birçok ölüm vakaları ile karşılaşılıyor. Güneş yanığı belirtileri kısa vadede kendini göstermese de uzun vadede güneş lekelerine, katarakta, ciltte yaşlanmaya, cilt kanserlerine ve kırışıklıklara sebep olabiliyor.


Uzmanların belirttiğine göre, güneş yanığı, çok fazla güneşe maruz kalındığında veya ultraviole ışık kaynağından etkilenildiğinde, vücuda rengini veren ve ışığa karşı cildi koruyucu özellikte olan 'melalin' maddesinin bu koruyucu özelliğini zamanla kaybetmesiyle ortaya çıkıyor.


Güneş yanıkları, hassas ciltliler için korkutucu boyutlara ulaşabiliyor. Güneşten çok daha kolay etkilenebiliyorlar ve oluşan yanıkların iyileşme süreci esmer tenlilere göre daha uzun süre alıyor. Çok hassas bir cilde sahip kişiler öğlen güneşinde 15 dakika kalabilirlerken esmer tenliler ise dakikalarca güneşlenebilirler. Ancak korunmak her iki cilt tipi için da şart.


Uzmanlar, güneş yanığı belirtileri kısa vadede kendini göstermese de uzun vadede güneş lekeleri, katarakt, ciltte yaşlanma, cilt kanserleri ve kırışıklıklar meydana gelebildiğine dikkat çekiyor. Güneş yanığının belirtilerinin kızarıklık ile başladığını, daha sonra su toplamalar ve deride soyulmalar oluştuğunu ifade eden uzmanlar, "Ancak, uzun süreli kontrolsüz güneşlenme, kan damarlarına bile zarar verebiliyor" diye uyarıyorlar.


Uzmanlar, işi gereği güneşe çok maruz kalanlara ise şu önerilerde bulunuyor:


"Düzenli olarak cilt bakımı yaptırın. Doğum lekelerinizi sık sık kontrol ettirin. Doğum izlerinizde renk ve boyut değişiklikleri tehlikeli bir durumun sinyalleri olabilir. Güneşe çıkarken koruyuculuk özelliği en az 15'in üzerinde olan kremler sürün. Bol bol sıvı alın. Güneşten koruyucu giysiler, ultraviole filtreli gözlükler kullanın."


Güneş yanığına karşı soğuk duş almanın ve soğuk kompres uygulamanın yararlı olabileceğini kaydeden uzmanlar, "Eğer cildiniz su topladı ise vücudunuzda açık yara bırakmayın, üzerini steril bandaj yardımı ile kapatın. Hekim önermedikçe Benzokain içeren ilaçlar kullanmayın. Eğer baş dönmesi, yanık bölgesinde çok fazla acı ve yüksek ateş varsa, su dolu kabarcıklar oluşmuşsa mutlaka bir hekime başvurun" diyorlar.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN
*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*
SN Hastası
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6726


*Nobody LoVes you as Like me *


« Yanıtla #113 : Ağustos 06, 2007, 13:43:25 »

Uzmanlar, uzun süren tatilin ardından iş yaşamına alışmada uyum güçlüğü yaşandığını belirtiyor. Hafta sonu tatili sendromuna benzer özellikler gösteren ruh hali, işini sevmeyen kişilerde daha travmatik olarak kendini gösteriyor. Uzmanlar, tatil dönüşünde uyum güçlüğünü aşmak için, 'kendinize nefes alma zamanları ayırın' önerisinde bulunuyor.

Yoğun iş temposundan uzaklaşıp uzun yaz tatiline 'merhaba' diyen günümüz insanı, işe dönüşte çeşitli sorunlar yaşıyor. Özellikle şehir dışında geçen tatil, kent yaşamına ve iş yerindeki rutin işlere dönüşte depresif duygu durumuna neden oluyor.

Akdeniz Üniversitesi Sağlık Kültür Spor Dairesi Başkanlığı'ndan Uzman Psikolog Elif Yazar, psikolojik olarak kendisini, dinlenmeye ve eğlenmeye yönlendiren kişide tatil dönüşü depresif duygu durumu gözlendiğini belirtti. Yaz tatiline hiç bitmeyecekmiş duygusuyla başlanmamasını önerdiklerini söyleyen Elif Yazar, "Psikolojik olarak kendinizi tatil durumuna kaptırmayın önerisinde bulunuyoruz. Tatile, 'bu benim dinlenmem için bir vesile, yapamadıklarını yapmak için bir fırsat' düşüncesiyle başlamak daha doğru" dedi. İlk iş günü öncesinde, eve ve kent yaşamına alışmanın faydalı olacağını söyleyen Yazar, "Şehir dışından gelerek hemen çalışmaya başlamak, uyumu zorlaştıracaktır. İşe dönüşten önce ev ve kent yaşamına dönüş yapılmalı. İlk mesai gününden bir kaç gün önce yapacağımız işleri programlamalıyız. Ağır iş temposuna gözümüz kapalı girmek yerine önce bize zor gelmeyecek işlerden başlamalı adım adım ilerlemeliyiz" diye konuştu.

Beslenme alışkanlığının tatil süresinde değiştirilmemesi gerektiğini söyleyen Elif Yazar, "Tatilde yeme-içme abartılıyor. İnsanlar, 'nasıl olsa tatildeyim' düşüncesiyle rutin yaşamındaki beslenme alışkanlığını değiştiriyor. Biz beslenme düzenini bozmama önerisinde bulunuyoruz. Tatil dönüşünde ise bize mutluluk hormonu sağlayacak, sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme öneriyoruz. İşe başladıktan sonra öğle ve akşam saatlerinde hoşa giden etkinliklerde bulunulmalı. Açık havada zaman geçirilmeli, kişiler kendilerine nefes almak için zaman ayırmalı" dedi.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN
*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*
SN Hastası
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6726


*Nobody LoVes you as Like me *


« Yanıtla #114 : Ağustos 06, 2007, 13:49:57 »

İspanya'da yapılan bir araştırma ile kandaki kolestrolü düşürmek için kullanılan bazı kalp ilaçlarının HIV virüsünün etkilerini yavaşlattığı tespit edildi.

BBC'de yayınlanan habere göre, İspanyol Bilim Araştırmaları Konseyi laboratuarlarında gerçekleştirilen deneylerde, HIV virüsü taşıyan 6 hastaya, bir ay boyunca, kandaki yüksek kolestrole bağlı kalp krizi riskini düşürmeye yardımcı olan 'statin' türü kalp ilaçları verildi.

Deney sonucunda, deneklerdeki HIV virüsü sayısının azaldığı görüldü. Ancak ilaçların alınmaması halinde virüsün yeniden çoğalmaya başladığı da tespit edildi.

Bulgular sonucunda uzmanlar, piyasada bol bulunan 'statin' türü ilaçların AIDS'le mücadele için ucuz bir silah olabileceği kanaatine vardı.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN
*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*
SN Hastası
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6726


*Nobody LoVes you as Like me *


« Yanıtla #115 : Ağustos 06, 2007, 13:53:57 »

Dünya Sağlık Örgütü, 40 yaşın altındaki sigara tiryakilerini uyardı. Buna göre, genç tiryakiler sigara kullanmayan yaşıtlarına göre 5 kat daha fazla kalp krizi riski taşıyor.


BBC'den yayınlanan habere göre, Dünya Sağlık Örgütü ile çeşitli ülkelerin sağlık kurumlarının işbirliği ile yapılan araştırmalarda, 21 ülkedeki 33 ve 64 yaş arasındaki kişilerin kalp krizi riskleri değerlendirildi. Avrupa, Çin, Avustralya, Yeni Zelanda ve Kuzey Amerika merkezli olarak yürütülen araştırmalarda, 1985 ve 1994 yılları arasında kalp krizi geçiren ancak ölmeyen toplam 23 bin kişiye rastlandı. Bu sayının 4/5'inin ise 35-39 yaşları arasında olan sigara tiryakileri olduğu tespit edildi. Bu saptamayla 35-39 yaş arasındaki tiryakilerin, sigara kullanmayan akranlarına göre 5 kat fazla kalp krizi riski taşıdığı belirlendi. Bu oranın erkeklerde ve kadınlarda hemen hemen aynı olduğu ifade ediliyor.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN
*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*
SN Hastası
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6726


*Nobody LoVes you as Like me *


« Yanıtla #116 : Ağustos 06, 2007, 13:55:18 »

Öfkelerini dışa vuran erkeklerin sağlıklı yaşadıkları, yapılan bir araştırmayla ispatlandı.


www.psikoturk.net adlı siteden derlenen, öfkelerini dışa vuran erkekler, öfkelerini içine atanlara göre, muhtemel kalp krizini yarı yarıya indiriyorlar. Harvard School of Public Health Araştırma Merkezi'nden Dr. Patricia Eng ve arkadaşları tarafından yapılan araştırmaya yer verilen makalede, "Bulgular, şimdiye kadar öfke ile kalp hastalıkları arasında varolduğu iddia edilen bağlantıya iyi bir örnek teşkil ediyor. Öfkenin açığa vurulması kardiyovasküler hastalıklara karşı belli bir süre için koruma sağlayabiliyor" denildi.


Eng ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada, yaşları 50 ila 85 arasında değişen 23 bin 522 erkekten öfke durumlarını ölçmek için bir anket doldurması istendi. Cevaplar arasında, "Başkalarıyla tartışmaktan hoşlanırım" veya "Kapı çarpma gibi eylemleri sık sık yaparım" gibi cevaplar ayıklandı. Eng ve arkadaşları soruşturmalarından 2 yıl sonra anket yaptıkları erkekler arasında 328 kardiyovasküler hastalık vakası tespit ettiler. Kardiyovasküler hastalığı olmayan sağlıklı erkekler arasındaki koruyucu etkinin, erkeklerin öfkelerini dışa vurma sıklığına bağlı olmadığı görüldü. Yeni kalp krizi geçirmiş erkekler arasında ise bu özelliğin, kalp krizinin yinelenmesinde önemli bir rol oynadığı tespit edildi.


Araştırmada, sosyal statünün ve yaşın öfkeyi açığa vurmada etkili olduğu da belirlendi. Sosyal statüsü yüksek olan erkekler, daha sağlıklı beslendikleri gibi pozisyonları nedeniyle öfkelerini de daha rahat açığa vurabiliyorlar. Eng ve arkadaşlarının yaptığı bu araştırma ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafindan da desteklendi.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
yaz yağmuru
belittt
SN Hastası
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6968


aldanırım ben zaten gülüşüne...


« Yanıtla #117 : Ağustos 06, 2007, 13:55:25 »

konu sabitlenmiştr Göz Kırptım
teşekkürler canım Çoook Mutlu
Logged

umutlar...bekleyişler...
hala içimizdeler...
kalsınlar...güzeller...
zymek55
SN Bağımlısı
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1440


eski bir acıydı senden kalan


« Yanıtla #118 : Eylül 06, 2007, 14:30:38 »

saolasın güsel paylaşım
Logged

--ÖNEMLİ UYARI--

[Özel mesajlara cevap verip vermemek üyenin tercihidir dolayısı ile biri sizden forumdaki özel mesaj hakkının tükenmesi nedeniyle msn istediğinde bu özel mesaja cevap vermek  zorunda değilsiniz,

Forumda birileriyle iyi arkadaşlıklar kurmamız belli ki birilerine dokunmuş ama korkmayın üyemiz şu an evinde güvenle forumda geziniyor onu yiyecek halimiz de yok,

Son olarak kimsenin forum üyeleri üzerinde EGO tatmini yapmaya hakkı yok!!! Bu ezikliktir pek sayın vatandaşım.

Not: Bu yazı çok sevdiğim bir arkadaşımın başına gelen bir olaydan esinlenerek yazılmşt
Sayfa: 1 ... 10 11 [12]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

İstatistikler
Üye: 7011
Mesaj: 79011
Konu: 8439

Hoş geldiniz biostil, yeni üyemiz.

Reklam

Son 10 Konu

Kuşlardaki Mucize

Yasir Portal

RapidSVN

Muhabbet Cafe

DeRSeM Ne DeRSiN...

Ben Kaçtım Topiği

diyer forumlarda farkımız........

Neye Tahammül Edemezsiniz ?

sweet_anqel hakkındaki düşüncelerimiz ?

NİCE HAYIRLI YILLARA assassin
Menü
Destekleyenler
Toplist
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.071 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu

ARŞİV-1 | ARŞİV-2 | WAP-1 | WAP-2 | Urllist | XML | RSS |