Sayfa: 1 ... 9 10 [11] 12   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] ..  (Okunma Sayısı 2257 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #100 : Ağustos 05, 2007, 17:43:29 »

Karadeniz insanının genetik olarak beyaz tenli olduğu ve güneşe karşı koruyucu önlemler alması gerektiği belirtildi.
Bir kozmetik firmasının yaptığı araştırmalara göre, iklim, sıcaklık ve bölge etkenleri, cilt parlaklığını, güzelliğini ve nemini etkiliyor. Cildin nem ve yağ seviyesi, yaşlanma işaretleri bölgesel olarak farklılaşıyor. Karadeniz Bölgesi insanı, karma cilt yapısına sahip bulunuyor. Genetik olarak beyaz tenli olan Karadeniz insanının, cilt lekelerine karşı güneşe karşı koruyucu ürünler kullanması gerekiyor. Karadeniz Bölgesi'nde nem oranı fazla olmasına rağmen, ciltte yaşlanma belirtilerinin oldukça fazla olması dikkat çekiyor.
Karadeniz Bölgesi'ndeki kadınların büyük bölümü cilt bakımına meyilli. Kadınların büyük çoğunluğu bakımlı geziyor ve saçları fönsüz dışarı çıkmıyor. Cilt bakımı konusunda da oldukça bilinçli olan Karadeniz kadını, kozmetik ürünü satan mağazalarda sadece ürün tavsiyesi ile yetinmeyip "Cilt tipim nedir, nem ve yağ oranım normal mi?' gibi sorular sorarak bilgilenmek istiyor. Yörede yaşayan kadınlar, (daha çok kırsal alandakiler) gülsuyu ve kaymak gibi maddeler ile ciltlerinin bakımlarını sağlamaya çalışıyorlar. Yörede güneşe bağlı olarak 'foto yaşlanma' adı verilen yaşlanma da dikkat çekiyor.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 8954


View Profile
Re: Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] ..
« Posted on: Ekim 08, 2008, 12:57:48 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. oyunları, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. programı, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. oyunu indir, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. program yükle, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. download, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. hikayeleri, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. resimleri, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. haber, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. yükle, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. videosu, Bilmemiz GerekenLeR [Sağlık Dersi] .. msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #101 : Ağustos 05, 2007, 17:43:47 »

Yapılan bir araştırma zeki çocukların yetişkin hale geldiklerinde, çocukluklarında nispeten daha az zeki olanlara göre önemli hastalıklara yakalanma riskinin daha az olduğunu ortaya koydu.

Harvard Üniversitesi Kamu Sağlığı Bölümü tarafından 7 yaşındayken IQ testi yapılmış 30-39 yaş arasında bulunan 633 kişi üzerinde yapılan uzun dönemli bir araştırma, kalp hastalığı, şeker, kanser, astım, eklem iltihabı, kalp krizi, kanamalı ülser, verem ve hepatitler gibi ciddi hastalıklara çocukluklarında IQ'su yüksek çıkan insanlarda daha az rastlandığını gösterdi.

Araştırma sonuçları, 7 yaşında elde edilen IQ skorundaki her 15 puanlık artışın yetişkinlikte bu tür hastalıklara yakalanma riskini üçte bir oranında azalttığını ortaya koydu.

Epidemoloji ve Kamu Sağlığı Dergisi'nde yayınlanan araştırma sonuçlarını yorumlayan araştırmacılar, zeki insanların riskli ve sağlıksız davranışlardan uzak durduklarını, sağlık sisteminden daha iyi istifade ettiklerini ve vücutta tahribata yol açan stres sebeplerini minimize etmeyi başarabildiklerini kaydettiler.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #102 : Ağustos 05, 2007, 17:45:10 »

ABD'de yapılan araştırmalar, tatlandırıcı olarak kullanılan yiyecek ve içeceklerin tüketilmesinin zayıflamak için yeterli olabileceğine dair inancın yanlış olduğunu, bu ürünlerin tüketiminin farklı bir nedenden dolayı şişmanlığa neden olabileceğini ortaya koydu.


ABD'nin saygın gazetelerinden USA Today'de yayınlanan habere göre, Purdue Üniversitesi'nin konuya yönelik araştırması Uluslararası Obezite Dergisi'nin Temmuz sayısında yayınlandı. Üniversitenin araştırma görevlileri yaptıkları deneylerde 2 grup fareyi kullandı. İlk 10 gün birinci gruba yüksek oranda şekerli sıvı verilirken diğer gruba hem şeker hem de sakarinli sıvı verildi. Sonraki 10 günde her iki gruba da şekerli ve çikolata aromalı gofret ve fare yemi yedirildi. Her iki gruptaki fareler aynı orandaki çikolatalı gofreti yerken, ilk 10 günde hem şekerli hem de sakarinli sıvı içen grubun diğer gruptaki farelere göre 3 kat daha fazla kalori aldığı saptandı.


Çünkü şekerli ve sakarinli sıvı verilen gruptaki farelerin, kendilerine verilen fare yemini, diğer gruptakilere göre daha çok yedikleri anlaşıldı. Araştırmacılar, bunun nedenini farelerin şeker tadı ve kalori arasında tutarsızlık ilişkisi olduğuna dair deneyim kazanmalarına bağlıyorlar. Söz konusu bulgudan yola çıkan araştırmacılar, kişilerin tatlandırıcı kullanılan besinleri tüketmesinin kilo vermeye yeterli olacağına inandıklarını, ancak vücudun şeker ve kaloriye olan ihtiyacının kişileri istemsizce diğer besinleri aşırı tüketmeye yöneltiyor olabileceğini savunuyorlar.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #103 : Ağustos 05, 2007, 17:48:22 »

İtalya'da üniversite öğrencileri arasında yapılan yeni bir araştırma, kahvenin içerdiği kafeinin unutkanlığa sebep olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, denekler çok iyi bildikleri bazı kelimeleri hatırlamakta zorluk çekiyorlar. Yani kafein, "Dilimin ucunda ama..." durumunun daha sık yaşanmasına yol açıyor.




İnternetteki "Hekimce.com" sitesinde yayınlanan habere göre, araştırmayı yapan akademisyenlerden Valeri Lesk, kafeinin, beynin belli bölümlerinin çalışmasını engellediğini belirtiyor. Lesk, beynin engellenen bölümleri sebebiyle de bazı kelimelerin hatırlanmasında zorluk çekildiğini vurguluyor. Ancak, hatırlanmaya çalışılan konuya bağlı olarak kafein, kısa dönemli hafızayı güçlendirebiliyor. Yapılan araştırmada, 32 üniversite öğrencisi iki gruba ayrıldı. İlk gruptaki öğrencilere, iki fincan sert kahveye eşdeğer 200 miligram kafein verilirken, diğer gruptaki öğrencilere ilaç görünümlü hap dağıtıldı. Daha sonra tüm öğrencilere, tek kelimelik cevapları olan 100 genel kültür sorusu soruldu. Mesela "hiyeroglif" cevabını almak için "Eski Mısır'da kullanılan yazının adı nedir?" sorusu soruldu. Her soru için öğrencilerden tek kelimelik 10 seçeneğe bakmaları istendi. Bu seçeneklerden 2 ile 8 tanesi doğru cevaba benzer kelimelerden seçildi. Mesela, doğru cevabı "hiyeroglif" olan soru için verilen seçenekler arasında "hiyerarşi" de bulunuyor. Diğer kelimelerin ise cevapla uzaktan yakından ilgisi bulunmuyor. Öğrenci, ilk denemesinde cevabı bilemezse, araştırmacılar cevabın ilk hecesini ipucu olarak verdi. Eğer denek bu ipucundan sonra doğru cevabı verirse, bu soru kayıtlara "Dilimin ucunda ama..." olarak kaydedildi. Öğrencilere gösterilen kelimeler, doğru cevabı çağrıştıracak şekilde düzenlendiyse, deneklere verilen kafein, doğru cevabın hatırlanmasına yardımcı oluyor. Eğer gösterilen kelimelerin cevapla ilgisi yoksa, kafein verilen deneklerin, ilaç görünümlü hap verilen deneklere göre kelimeleri hatırlamakta daha fazla sıkıntı çektikleri belirlendi.




Bu arada, İngiliz Kahve Derneği'nin bir sözcüsü, yapılan araştırmanın çok küçük ölçekli olduğunu, bu sebeple genele yayılamayacağını söyledi. Aşırı olmamak kaydıyla alınan kafeinin yararlı etkileri olduğunu gösteren pek çok araştırma bulunduğunu belirten sözcü, bu araştırmanın bilimsel verileri değiştirmeyeceğini savundu.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #104 : Ağustos 06, 2007, 12:39:44 »

Uzmanlar sigaranın bir zararını daha ortaya çıkardı. Başkalarının içtiği sigaranın dumanına uzun süre maruz kalmak, yaraların iyileşmesini yavaşlatıp, iz bırakıyor.
TÜBİTAK'ın Bilim Teknik Dergisi'nde yer verilen bir araştırmada, başkalarının içtiği sigaranın dumanına uzun süre maruz kalmanın, yaraların iyileşmesini yavaşlatıp, daha fazla yara izi kalmasına sebep olduğu ortaya çıktı.
Araştırmada, sigara dumanına maruz kalınınca, hücrelerin hasar gören bölgeye göç etme becerisinin düştüğü bildirildi. Araştırmada, ikinci el sigara dumanının yaraların iyileşmesinde önemli rol oynayan hücreler olan fibroblastlar üzerindeki etkisi incelenerek, "Duman, hücre iskeletinin düzenlenişini değiştiriyor, hücrelerin yapışkanlık özelliğini artırıp hareketliliğini azaltıyor. Bu durum, sigara içmeyen; ama ikinci el dumana maruz kalanların da neden sigara içenler gibi yaralarının kolay iyileşmemesinden yakındıklarını açıklıyor" denildi.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #105 : Ağustos 06, 2007, 12:40:09 »

Sağlıklı bir hamilelik ve erken doğum riskini ortadan kaldırmak için anne adaylarının, günde en az 3 litre su tüketmesi gerektiği bildirildi.


Hamilelik sürecinde görülen bazı rahatsızlıkların su tüketimi ile ortadan kalktığını ve en önemlisi erken doğum riskini ortadan kaldırdığını belirten Ardahan Devlet Hastanesi Doğum Servisi uzmanları, "Hamilelikte, idrar yolu enfeksiyonları erken doğum sancılarının başlamasına neden olabiliyor. Anne adaylarının, idrar yolunda yanma belirtilerinin ortaya çıkması durumunda, günde en az 3 litre su tüketerek bu riskten kurtulmaları mümkün. Gebelikte, idrar yolları enfeksiyon olayları artıyor.


Böyle bir şikayet oluştuğunda derhal bir hekime başvurulması gerekiyor" dedi.


Erken dönemlerde tespit edilen sağlık sorunlarının tedavisinin mümkün olduğunu ifade eden uzmanlar, "Gecikmiş vakalarda tedavi mümkün değil. Bunun sonucunda erken doğum kaçınılmazdır. Anne adaylarının bu risk grubuna girmemeleri için, günde en az 3 litre su tüketmeleri gerekir" diye konuştu.
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #106 : Ağustos 06, 2007, 12:40:27 »

Amerikalı bilim adamları, cilt kanserini yenme konusunda önemli ilerlemeler kaydettiklerini ileri sürdü. Uzun süre fareler üzerinde deneylerini sürdüren bilim adamları, deri altında yayılan kanseri engelleme yolunda bir adım daha attı.
Araştırmalarını, Mayo Vakfı'nda Richard Vile önderliğinde sürdüren bilim adamlarının yeni buluşuna göre; hastaya uygulanan kemoterapi sırasında kanserli hücreleri öldürmek için alınan ilaçların sağlam hücrelere de zarar vermesi engelleniyor. Buluş sayesinde, hastanın bağışıklık sistemi uyarılıyor ve ilaç hastalıklı hücrelere yönlendiriliyor.
Bilim adamları, yaptıkları açıklamada, "Sağlıklı hücrelerin kasten yok edilmesi, gelecekte yaşanacak başka bir hastalıkta bağışıklık sisteminin bu hastalığa karşı zayıf kalmasına neden olabilir" ifadelerini kullandı.
Açıklamada, "Yapılan araştırmalarda, hastalığa sebep olan patojenden alınan 'viral enzim', farenin deri altına enjekte ediliyor. Bağışıklık sisteminin uyarmasıyla fare, Ganciclovir adındaki antiviral maddeyi hücre DNA'sına zarar verebilecek güçte bir ilaca dönüştürüyor. Bu, oto bağışıklık reaksiyonunu başlatarak önce normal hücreleri, daha sonra ise tümörlü hücreleri yok edecek olan süreci başlatıyor. Bu tür bir tedavi, sağlıklı hücrelere uzun süreli oto-bağışıklık reaksiyonu vermeksizin, tümörlü hücrelerin tamamen ölmesini sağlıyor" denildi
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #107 : Ağustos 06, 2007, 12:40:56 »

Şeker hastalarında, kan şekerinin yükselmesiyle ortaya çıkan sıvı kaybının, sıcağın da etkisiyle ani felç ya da beyin kanamalarına neden olabileceği bildirildi.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Endokrinoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Türk Diyabet Cemiyeti Konya Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sait Gönen, aşırı sıcakların, metabolizmaya fazladan yük bindirmesi nedeniyle birçok hastalıkta tetikleyici rol oynadığını söyledi.

Yaz aylarındaki boğucu sıcakların, temel nedeni sıvı kaybı olan şeker hastalığı için daha büyük risk oluşturduğunu vurgulayan Gönen, ''Türkiye'de sayıları milyonları bulan şeker hastaları, olumsuz durumlarla karşılaşmamaları için yaz aylarında sağlıklarına daha fazla dikkat etmelidir'' dedi.

Son yıllarda kalp-damar hastalıkları kategorisinde değerlendirilen bu hastalığın, kandaki şeker değerinin, normal değerlerin üzerine çıkmasıyla oluştuğunu anlatan Gönen, hastalığın yüzde 80 oranında hipertansiyonla birlikte seyrettiğini belirtti.

Şeker hastalarının en büyük şikayeti olan ağız kurumasının, kandaki fazla şeker miktarının vücuttan atılması sırasında, hastanın vücudunda önemli su kaybı meydana gelmesiyle oluştuğunu ifade eden Gönen, şunları kaydetti:

''Şeker hastaları, kanlarındaki insilün miktarı azalıp, şeker miktarı arttıkça daha fazla sıvı kaybeder. Bu kayıp, sıcaklığın 40 dereceyi bulduğu bu dönemde yüksek oranda arttığı için şeker hastaları da büyük bir risk altına girmektedir. Bazı hastalar, kendileri hissetmeseler bile tansiyonun uzun süre yüksek seyretmesiyle olumsuz durumlarla karşılaşabilir. Aşırı sıcaklar nedeniyle kan şekerinin yükselmesi kan akışkanlığının azalmasına neden olur. Şekerinin yükselmesiyle ortaya çıkan sıvı kaybı sıcağın da etkisiyle ani felç ve beyin kanamalarına neden olabiliyor.''

''BOL MİKTARDA SU İÇİN''

Sıcak nedeniyle ani su kayıplarının, şeker hastalarında, körlük, sakatlık, kalp krizi ve beyin enfarktüsü gibi komplikasyonların oluşumunu da hızlandırdığını vurgulayan Gönen, diyabetlilere yaz ayları için şu önerilerde bulundu:

''Şeker hastaları, aşırı sıcaktan olumsuz yönde etkilenmemek için, terleme durumuna göre günde 2 ile 5 litre arasında su içmelidir. Hasta güneş ışınlarının en etkili olduğu 11.00 ile 15.00 saatleri arasında gerekli olmadıkça dışarı çıkmamalıdır. Düzenli kullanılan ilaçların zamanında alımına önem verilmeli, kendilerine doktor tarafından tavsiye edilen egzersizler, havanın serin olduğu akşam ve sabah saatlerinde yapılmalıdır.''
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #108 : Ağustos 06, 2007, 12:41:12 »

Türkiye Futbol Federasyonu Sağlık Kurulu Üyesi, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji öğretim üyesi Sinan Karaoğlu, terliyken su içilmeyeceği yönündeki inanışın yanlış olduğunu belirtti.

Karaoğlu, spor yaparken terleme yoluyla meydana gelen sıvı kaybının çabuk yorulma, kramp ve bacak ağrıları, sinirlilik hali ve mide bulantıları gibi birçok sağlık sorununa yol açtığını kaydetti. Halk arasında spor yaparken ve terliyken su içilmeyeceği yönünde yanlış bir inanışın hakim olduğunu hatırlatan Karaoğlu, şunları söyledi:
''Ter vücuttan çıkarken, potasyum ve sodyum gibi vücuda faydalı mineralleri de beraberinde götürür. Sıvı kaybı telafi edilmemiş vücudun kalp ve damar sistemi zorlanır, bedenin iç ısısı güvenli bir seviyede korunamaz hale gelir. Bu nedenle spor yaparken ve terliyken su içilmemesi yönündeki inanış yanlıştır. Aksine, sıvı kaybının telafiedilmemesi fiziksel performansı negatif olarak etkiler. Ayrıca vücuttakaybedilen sıvı, performans düşüklüğü, çabuk yorulma, sinirlilik hali,kramplar ve bacak ağrılarına yol açar.''

Sıvı kaybının yol açtığı sorunların, günlük yaşantıyı da olumsuz etkilediğini vurgulayan Karaoğlu, günlük hayatta bol sıvı almanın dahafazla enerji, güç ve dayanıklılık, daha serin bir vücut, daha uzun ve yüksek performans, vücudun daha çabuk toparlanması gibi faydalarının bulunduğunu ifade etti.

-AZ MİKTARDA

Yasak bir kelime kullandınız

Yasak bir kelime kullandınız

SIVI ALINMALI-

Sıvı kaybının telafi edilmemesinin yanı sıra vücudun ihtiyacından fazla sıvı alınmasının sorunlara yol açacağını anlatan Karaoğlu, en doğru yöntemin az miktarda sık sık sıvı alınması olduğuna dikkati çekti. Spor öncesi ve sırasında terliyken su içilmemesinin susama isteğini daha da artırarak gereğinden çok sıvı tüketilmesine yol açtığını belirten Karaoğlu, şöyle devam etti:

''İnsan vücudu saatte 1 litre kadar suyu absorbe edebilir. Spor aktiviteleri sırasında, vücudun kaybettiği oranda sıvı alınmalıdır. Terleme ile kaybedilen elektrolit ve enerjiyi yerine koyacak türde, mesela tuzlu ayran veya şekerli ve vitamin katkılı enerji içecekleri tercih edilebilir. İçeceklerin serin olması daha faydalıdır. Sıvı almak, spor yaparken izlenilmesi gereken temel bir sağlık ve emniyet kuralı olarak algılanmalıdır. Sıvı kaybı arttığı zaman, terli olunsa bile spor faaliyeti durdurulmalı, serin ve gölge bir yerde dinlenilmeli, kaybedilen sıvı hemen telafi edilmelidir.''
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
MeLekYüzLüŞeytaN

*Hep Severken Terkedildim,aLdatıLdım..*

SN Hastası

*


Üye No : 231

Yaş : 24

Cinsiyet : Bayan

Nerden : YorgunLugun BaşLadıgı Yer ..

Konu  : 410

Mesaj : 6725

Popülerlik: 47
*Nobody LoVes you as Like me *
Offline
Ruh Halim:
« Yanıtla #109 : Ağustos 06, 2007, 12:41:31 »

Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması (AÇSAP) Genel Müdürlüğü verilerine göre, dünyada 5 yaş altındaki her çocuktan 4'ü ishal nedeniyle ölüyor.




AÇSAP, ishal olan çocuğa bol sıvı verilerek ölümlerin azaltılabileceği uyarısında bulundu. İHA muhabirinin edindiği bilgiye göre, ishal enedinyel her yıl 3 bin 500 çocuk hayatını kaybediyor, yani 5 yaş altındaki her 100 çocuktan 4'ü ölüyor. AÇSAP verilerine göre, her çocuk yılda en az iki kere ishale yakalanıyor ve bu rahatsızlıklar ölümle sonuçlanabiliyor. AÇSAP, ishalli çocuklara bol miktarda su ve sulu gıdalar verilerek daha çabuk iyileşmelerinin sağlanabileceğini ve ishal ölümlerinin önlenebileceğini açıkladı.




Bu arada, AÇSAP anne ve babaları sigara içen çocukların solunum yolu hastalıklarına yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu duyurdu. AÇSAP, 5 yaşından küçük çocuk ölüm nedenlerinin içinde zaturrenin üçünücü sırada yer aldığını kaydetti.




Sağlık Bakanlığı, iyot eksikliğinin ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, Türkiye''de her 3 kişiden birinde guatr görüldüğünü belirtti. Guatr hastalığının yaygınlaştırılmasını önlemek için iyotlu tuz kullanımının artırılması gerektiğinin altını çizen Bakanlık, şu uyarılarda bulundu: "Yapılan tahminlere göre dünyada her yıl yeni doğan yaklaşık 40 bin çocuk, annelerinin diyatinde yeterince iyot bulunmaması yüzünden farklı ölçülerde zihinsel gerilik riskiyle karşı karşıyadır. İyotlu tuz kullanarak çocuklarınızın zeka puanının 10 puan yüksek olmasını sağlayabilirsiniz. Ortalama günlük ihtiyaç olan 150 mcg (bir toplu iğne kaşı kadar) yeterince alınmadığı için 740 milyon insan guatrdan, dünya nüfusunun yüzde 54'ünün ise iyot yetersizliği hastalıklarından etkilendiği belirlenmiştir. Bu sorunu iyotlu tuz kullanarak önleyebilirsiniz".
Logged

ßizi ßizden ßaşka kimse iLgilendirmez kimsede ßizimLe ilgilenmesin gerekmez KéNdiNizi PaHaLı ZaNNéTMéyin HéPNiZiN !NdRiMLi qüNLéRini ßiliyorum!
SuperNetim.Com
   

 Logged
Sayfa: 1 ... 9 10 [11] 12   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Google Pagerank Checker